Yoksulluk Burjuvazinin Değil Bizim Sorunumuzdur!

1 Mayıs Mahallesinden bir işçi

Birleşmiş Milletler tarafından 17 Ekim 1992 tarihinde ilan edilen “Dünya Yoksullukla Mücadele Günü” nedeniyle, bu yıl da 17 Ekimde birçok ülkede çeşitli etkinlikler ve protestolar düzenlendi. Yoksulluğa Karşı Küresel Eylem Çağrısı ve BM Milenyum Kampanyası, hükümetlerin yoksulluk sorunuyla yeterince ilgilenmemelerini protesto etmek için, o gün dünyanın dört bir yanında “ayağa kalk ve konuş” kampanyası düzenledi. Bu kampanyaya 90 ayrı ülkeden katılan eylemciler, kamu alanlarında, okullarda, spor ve kültür merkezlerinde ve işyerlerinde toplandılar. Başta BM Genel Sekreteri olmak üzere burjuvazinin birçok temsilcisi ise kampanyaya “yoksulluk artık ortadan kalkmalı” mesajları gönderdi! BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon kampanyayla ilgili şunları söylüyordu: “On milyonlarca kişi, bugün, yoksulluğa karşı çıktıklarını dile getirecek… Bugün bize, yoksullukla ilgili sağladığımız ilerlemenin bir muhasebesini yapmamız ve çalışmalarımıza yeni bir ivme kazandırmamız için imkân sağlıyor.”

Bu tür açıklamalar yapan burjuvaların “yoksullukla ilgili sağladıkları ilerlemeye ve çalışmalarına” bir bakarsak, onların ikiyüzlülüğünü görmüş oluruz. Bugün dünyada 2,5 milyar insanın günlük geliri 2 doların altında. Bu kesim dünyanın %40’ını oluşturuyor ama toplam gelirden ancak %5 pay alabiliyor. En zengin %10’sa toplam gelirin %54’üne sahip. 1,1 milyar kişi temiz içme suyuna ulaşamıyor. Her gün 50 bin insan önlenebilir hastalıklardan dolayı yaşamını kaybediyor. Saatte 1200 çocuk çeşitli hastalıklar yüzünden ölürken, 2015 yılına kadar önlem alınmazsa 41 milyon çocuğun daha öleceği tahmin ediliyor. Önlem alınmadığı takdirde 210 milyon kişinin temiz suya erişmekten yoksun kalacağı ve günde 1 dolardan az parayla yaşamak zorunda olan nüfusa 380 milyon kişinin daha ekleneceği tahmini de göz önünde bulundurulursa, kapitalizmin insanlara açlık, susuzluk, sefalet getirmekten ve onları yok etmekten başka bir şey yapmadığını görürüz.

Yukarıdaki veriler bize, Ban Ki Monn ve diğer burjuvaların, yoksullukla ilgili yaptıkları ve yapacaklarının “ivme”sini göstermektedir. Onlar değil yoksulluğu çözmek, tam aksine daha da arttırmaktadırlar. Her konuşmalarında açlığı, yoksulluğu, işsizliği çözeceklerini vaat ederlerken, rakamlar burjuvazinin bu açıklamalarının ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarmaktadır.

Burjuvazi açlığı, yoksulluğu, sevgiyi, barışı ve birçok şeyi “günleştirerek” önümüze koymakta. Böyle yapmakla burjuvazi, kendi belirlediği günler içerisinde bizim öfkemizi sönümlendirmektedir. Burjuvazi yoksullukla mücadeleyi bir güne sığdırmış, ama biz yoksulluk mücadelesini bir güne sığdıramayız. O nasıl bizi gün gün, saat saat yoksullaştırıyorsa, biz de yoksulluğun kökü olan kapitalist sistemi yıkmak için, bilinçli ve örgütlü işçiler olarak, gün gün, saat saat mücadele etmeliyiz. Çünkü bizim yaşadığımız açlık, yoksulluk, savaş, sömürü bu sistemin kendisinden kaynaklanmaktadır. Biz onu yıkmadıkça, onun bize sunduğu bu yaşamdan da asla kurtulamayız.

Kapitalizmde yoksulluk, bolluktan meydana gelmektedir. Bizler bugün yeryüzünün tamamına yetecek kadar üretim yapıyoruz. Ama üretim araçlarını tekeline alan burjuvazi, ürettiğimiz tüm ürünleri gasp ediyor. İnsanların ihtiyacı için değil kâr için üretim yapan burjuvazi, kendisine kâr getirmeyecek olan “fazla” ürünleri ise ya imha ediyor ya da çürümeye terk ediyor. Ne tuhaftır ki bir yanda dünyayı cennete çevirecek kadar yiyecek, içecek, giyecek varken diğer tarafta yoksulluk, sefalet, açlık var. İşte bu kapitalist sistemin çelişkisidir. Bir yan bataklık diğer yan ise gül bahçesidir. Bizi hep bataklıkta yaşamaya mahkûm eden burjuvazi, bizden sömürdükleriyle gül bahçesinde yaşamaktadır.

Sonuç olarak, yoksulluk burjuvazinin değil, bizim sorunumuzdur. Yoksulluk da dâhil tüm sorunlarımızın ortadan kalkması için kapitalizmi yıkmalıyız. Bu da ancak bilinçlenerek, örgütlenerek ve örgütleyerek olacaktır. Kapitalizm demek; savaş, açlık, sefalet, yoksulluk, susuzluk, ölüm, yani içinde yaşanılmayacak bir dünya demektir. Ama bunların olmadığı bir dünya da mümkün; adı da SOSYALİZM!

Kapitalizm öldürür. O bizi öldürmeden, biz onu öldürelim!