Yıkın Evlerimizi, Yarın Biz Sizin Düzeninizi Yıkacağız!

Bayramtepe’den bir işçi

Altınşehir Bayramtepe’de yapılan yıkımlara direnen mahalle halkına polis gaz bombalarıyla, coplarla ve tazyikli suyla saldırdı. 14 Mayıs sabahı saat 5’te mahalleye gelen yıkım ekipleri ve yüzlerce çevik kuvvet polisi, Bayramtepe’yi düşman topraklarını işgal ediyormuşçasına abluka altına aldı. İlk yıkılacak binaya indirilen darbeyle birlikte Bayramtepe halkı uyanmaya başladı. Yataklarından fırlayıp yıkımın yapıldığı bölgeye doğru akmaya başlayan insanlar, kısa zamanda meydanda toplanarak yıkımı durdurmaya çalıştılar. Alanda biriken kalabalık öfkeliydi, çünkü seçimlerden önce belediye yıkım olmayacağına dair herkese söz vermişti. Bu verilen sözlere güvenerek işçi ve emekçiler sağdan soldan borç alarak başlarını sokacak bir evlerinin olması için canla başla çabalamışlardı. Bu yüzden evlerinin yıkılmasına izin vermek istemiyorlardı.

Bayramtepe meydanında toplanan öfkeli kalabalığa, muhtarlar aracılığıyla, yıkım olmayacağı söylendi ve dağılmaları istendi. Ama emekçiler bir kere inanmışlardı bu sözlere ve sonucunda sabahın erken saatlerinde dozerlerle karşılaşmışlardı. Aynı yalana bir daha kanmak istemiyorlardı. Kalabalık saatler ilerledikçe daha da artıyor, polisse kalabalığı dağıtabilmek için takviye kuvvet bekliyordu. Yıkımı durdurmak isteyen emekçileri dağıtmak isteyen polis, gaz bombalarını ardı ardına hedef gözetmeksizin atmaya başladı. Bunun üzerine, evlerinin yıkılmasını istemeyen emekçiler taşlarla polise karşılık verdi. Düzen güçlerini taş yağmuruna tutan kitle, polisin daha acımasızca saldırısına maruz kaldı. Bir grup direnişçi otobana inerek trafiği kapattı. Polis yine gaz bombalarına başvurarak direnişçileri dağıttı. Bu sırada gözaltına alınanlar da oldu.

Polisin attığı gaz bombalarından biri de, bir ilköğretim okuluna isabet etti. Ders halindeyken neye uğradıklarını şaşıran küçük öğrenciler, havasızlıktan baygınlık geçirdiler. Yaklaşık elli öğrenci çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Haberi alıp okula akan öğrenci velileri polise öfke kustular. Olay yerine gelen Eğitim-Sen 7 nolu şube başkanı Azim Şamiloğlu, bir basın açıklaması yaparak gaz bombalarının kullanılmasının yasaklanması ve bu tabloyu yaratan İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın derhal istifa etmesi gerektiğini söyledi. Mahalle aralarına barikat kuran gençler ise “evlerimizi yıktırmayacağız” diye slogan atarak polise meydan okudular. Öfkenin tırmanmasından çekinen polisin “yıkım yapılmayacak” duyurusunun ardından, kalabalık dağılmaya başladı.

Gün boyu yer yer polisle çatışan mahalleli gençleri burjuva medya şöyle tanımlıyordu: “Dışarıdan gelen provokatörler!” Aynı nitelemeyi sık sık kullanan İstanbul Valisi Muammer Güler de, yaptığı basın açıklamasında, “provokatörler iş başında” diyordu. Sanki ortada hiçbir şey yokmuş gibi, daha dün Ümraniye’de bugün de Altınşehir’de emekçilerin barınma hakları ellerinden alınmıyormuş gibi, hepsi yalan söylüyorlar. Oysa bu gençler bu mahallenin gençleridir. Hani o sizin sınıfınızdan olanların yolunun hiç düşmediği işçi mahallelerinin gençleri! Onlardan korkuyorsunuz değil mi?

Altınşehir’de emekçiler, barınma haklarının ellerinden alınamayacağını ve yıkımın hiç de öyle kolay bir şekilde gerçekleştirilemeyeceğini bir kez daha göstermiş oldular. Bir kez daha direnen kazandı. Yaşam hakkımızı da, barınma hakkımızı da, ücretsiz eğitim, sağlık, ulaşım haklarımızı da örgütlenerek ve direne direne mücadele ederek kazanacağız. Çünkü örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez!

Herkese parasız konut, parasız sağlık, parasız eğitim, parasız ulaşım! VERMEYECEKLER, ALACAĞIZ!