Virüsler mi Daha Tehlikeli, Kapitalizm mi?
Esenler’den bir Marksist Tutum okuru
Kapitalist sistem çürüdükçe etrafa sürekli pis kokular yaymaya devam ediyor. Sağlık alanı da kapitalistler için çok kârlı bir sektör haline gelmiş durumda. Neredeyse her yıl, çeşitli virüslerin neden olduğu enfeksiyonların tüm insanlığı etkileyeceği ve salgına dönüşeceği yolunda bir korku atmosferi yaratırlar. Ardından hastalığa karşı ya ilaç üretilir ya da aşı! Her yıl neredeyse benzer haberlerle kitleler manipüle edilir ve tekeller voleyi vurur.
Geçtiğimiz yıllarda kuşlar grip olmuştu ve bu virüsün (H1N5) göçmen kuşlarla taşındığı ifade edilmişti. Birçok ülkede kuş gribi virüsü vakalarına rastlanmış ve ölümler meydana gelmişti. Önlem olarak vakaların görüldüğü bölgelerde kanatlı hayvanların toplu itlafı yapılmış, kanatlı hayvan eti ve yumurta tüketimi azalmıştı. Gribe yakalananların tedavisi için Tamiflu adlı ilaç bulunamaz hale gelmiş ve karaborsaya düşmüştü. Sonuç ne mi oldu dersiniz? İlacı üreten firma daha fazla ilaç üretmiş, hastalığın görüldüğü ülkelere sağlık bakanlıkları aracılığıyla satışlar yapmış ve kârını yükseltmişti. Ayrıca kırmızı etin fiyatı yükselmiş ve asgari ücretle çalışanların sofrasına kırmızı et artık hiç giremez olmuştu. Bu arada küçük tavuk üretim çiftlikleri iflas etmiş ve daha büyük çiftlikler oluşmaya başlamıştı. Aynı dönemde, pastörize yumurta üretimi yapan maliye bakanının oğlunun fabrikası da kâr oranını kat be kat arttırmıştı.
Daha sonraki yıllarda kuş gribi unutulmaya başlamıştı ki bu sefer domuzlar grip olmaya başladı. Dünya Sağlık Örgütü devreye girdi ve bunun çok büyük bir salgın olduğunu ve tüm dünyayı ve insanlığı etkileyeceğini bildirdi. Domuz virüsünün insana bulaşmasıyla ve normal mevsimsel virüsle birleşip değişikliğe uğramasıyla dünyada toplu ölümlerin olabileceği söylenirken, televizyonlardan ve gazetelerden Türkiye’de de domuz gribi vakalarında ve ölümlerinde büyük bir artışın yaşandığını duymaya başladık. Bu arada ilaç firmaları da boş durmadılar ve insanlığı salgından ve toplu ölümlerden kurtaracak olan aşıyı buldular! Bütün ülkeler ilaç firmalarından yüklü miktarda para karşılığında aşı siparişi yapıp herkesi aşı olmaya zorladılar. Türkiye’de başbakan ve sağlık bakanlığı aşı konusunda farklı tutum alınca sipariş edilen aşıların çoğu bakanlığın elinde kaldı. Sonra ne mi oldu? Dünya Sağlık Örgütü içinde çatlak sesler çıkmaya başladı ve domuz gribi vakalarıyla normal grip vakalarının hepsinin insanlara domuz gribi diye aktarıldığı, aslında domuz gribinin bu kadar yaygın olmadığı, ölümlerin birçoğunun farklı nedenlerden olduğu, Dünya Sağlık Örgütünün yetkililerinin ilaç firmalarıyla ortak hareket edip insanları kandırdıkları oraya çıktı. Kapitalist krizin derinleştiği bir dönemde ilaç firmaları üretip sattıkları aşılardan korkunç derecede kârlar elde ettiler.
Bugünlerde yeni bir virüs keşfedilmiş ve vakalara özellikle Balkan ülkelerinde rastlanıyormuş. Basında çıkan haberlere göre bu hastalık Yunanistan’da salgın haline gelmiş ve 18 kişinin ölümüne neden olmuş. Adına Batı Nil Virüsü denilen virüs sivrisineklerle insana taşınıyor ve hastalık yapıyormuş. Bu virüse Türkiye’de de rastlanmış ve 3 kişi bu hastalıktan ölmüş. İşin ilginç yanı bu virüse karşı henüz üretilmiş ne bir aşı ne de ilaç var. Düşününce geçmişte yaşananlar geliyor insanın aklına ve “acaba” diye sormaktan kendini alamıyor. Yine bir salgın, yine ölümler: Bu sefer hangi ilaç firması güya insanlık adına aşı üretecek ve bu kârlı pazarı yutacak?
İnsan sağlığı kapitalistleri ne kadar ilgilendiriyor ki? Onları ilgilendiren tek şey sermayelerine sermaye katmak. Kârlı olmayan ilaçları üretmeyen ilaç firmaları, insanlığın sağlık sorunlarının çözümü için değil kendi sermayelerini arttırmak için üretim yapıyorlar. Tedavisi mümkün olan birçok hastalık nedeniyle hâlâ ölümler yaşanıyorsa, insanlar parası olmadığı ve ilaç alamadığı için hastalıkların pençesinden kurtulamıyorsa, bilimsel çalışmalar insanlık için değil de patronlar sınıfının kârı için yapılıyorsa, bu sağlığın kapitalistleşmesindendir.
Salgın hastalık yapan virüsler mi yoksa tüm insanlığı salgın hastalıkların pençesine iten kapitalistler mi daha tehlikeli? Yüzyıllardır biz emekçileri zor koşullarda çalışmaya zorlayan, işçileri sömüren, milyonlarca insanı açlığın, sefaletin, yoksulluğun pençesine iten, her yıl milyonlarca insanın ölümüne sebep olan, insanı değil parayı kutsal olarak gören bu içinde yaşadığımız sistem daha tehlikeli değil mi? Kapitalizm insanlığı her gün biraz daha yok oluşa sürüklerken, her yıl milyonlarca insanın çeşitli nedenlerle ölümüne sebep olurken, kârlı bulduğu her alanda çalışanları sinekten yağ çıkarırcasına sömürü çarklarında ezerken, bu sistemin insanlık için virüslerden daha tehlikeli olduğu ortada değil mi?
Nasıl ki virüslere karşı “bilimsel çalışmalar” yapılıyorsa, kapitalizmi ortadan kaldırmak ve insanın insanca yaşayacağı bir yaşam için de bilimsel çalışmalar yapılmış durumda. Kapitalist sistemi ve onun insanlığa yaşattıklarını ortadan kaldırmak için, insanın insanı sömürmesinin ortadan kalktığı bir dünya için, örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz. Kapitalizm insanlığı yok etmeden biz onu yok edelim.
