![]() |
|
Ocak 2008, no:34
2008’e Girerken Türkiye
2007 yılı Türkiye’de egemen sınıf içindeki iktidar mücadelesinin son yıllardaki en şiddetli muharebelerinin yaşandığı kritik bir yıl oldu. Bu tespiti doğrulayacak şekilde birçok önemli siyasal gelişme yaşandı. Yılın başında Hrant Dink’in katledilmesinden tutun, “cumhuriyet” mitinglerine, şoven histeri kampanyalarına, darbeci muhtıraya, cumhurbaşkanlığı krizine, zorla erkene aldırılan genel seçimlere, AKP’nin seçim zaferine, ardından Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesine kadar birçok gelişme sıralanabilir.
Dünden Yarına: Emperyalist Savaş Dünyayı Sarıyor
1990’lardan sonra burjuvazinin ideolojik bombardımanının merkezinde sınıf mücadelesinin bittiği yalanı yer alıyordu. Ama gelinen aşama burjuvazinin bu yalanını tuzla buz etmiş bulunuyor. İçinden geçtiğimiz süreç öylesine keskin çelişkilerle yüklüdür ki, her an her yerde beklenmedik patlamalarla kendini dışa vurabilmektedir.
İnsanlık Kapitalizmin Deneme Tahtasında
Ünlü Hipokrat Andı şöyle biter: “Vegrorum arcana visa, auidita intellecta nemo eliminet.” Anlamı şudur: “Etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.” Doktor-hasta ilişkisinin mahremiyetini güvence altına almak üzere ettirilen bu yemin, bu ahlâki özünü yitireli ve kapitalist dünyanın doktorları tarafından çöpe atılalı uzun yıllar oluyor.
Sosyal Güvenlik Saldırısı Yeniden Gündemde
Burjuvazinin has temsilcisi ve neo-liberal politikaların yılmaz uygulayıcısı olan AKP’nin gerçek yüzü SSGSS Yasası ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu yasayla burjuvazi bir kez daha işçi ve emekçileri kavgaya davet ediyor. İşçi sınıfı bu davete birleşik mücadeleyle yanıt vermek zorundadır.
Devrimci Propaganda ve Ajitasyon
Tüm propaganda, ajitasyon ve örgütlenme çalışmasını güdüleyen esas prensip, işçi sınıfının kurtuluşunun ancak kendi eseri olabileceğine duyulan inanç ve güven olmalı. Devrimci ajitasyon, propaganda ve örgütlenmede işçi kitlesine güven telkin etmek kadar, onlara kendi eylemleri temelinde kendilerine güven kazandırılabilmeli. İşçilerin pasiflikten sıyrılması ve kurtuluşu başkalarından beklemeksizin aktif ve örgütlü biçimde harekete geçmeleri sağlanabilmeli.
Chavez’in Referandum Yenilgisi
Ya da Oportünizmin ve Reformizmin Hayal Kırıklığı
Referandumun yenilgiyle sonuçlanmasının nedenlerini bulmak isteyenler her şeyden önce hayaller âleminden çıkıp Venezuela’nın somut gerçekler dünyasıyla yüzleşmek zorundadırlar. Dokuz yıldır “devrim” yaşandığı ve “sosyalist” önlemlerle “sosyalizme” yürüdüğü söylenen Venezuela’da, halkın %34’ü yoksulluk sınırının altında yaşamaya devam etmektedir.
Butto Suikastıyla Derinleşen Kriz
emperyalist kapitalist sistemin içine girdiği konjonktürün, yıkımı, çatışmaları ve savaşları her tarafa yaydığını Pakistan’da olanlar bir kez daha gösteriyor bize. Emperyalistlerin yaktığı ateş dünyayı içten içe sarmaktadır. Bundan hiçbir coğrafyadaki işçiler kaçınamayacaktır.
12 Eylül Kuşağı
12 Eylül’ün yarattığı tüm olumsuzluklara rağmen bu karanlığın sonsuza değin süreceğini düşünmek, umutsuzluğa kapılmak ciddi bir hata olur. İşçi sınıfının devrimci mücadelesi düz bir çizgi üzerinde ilerlemez. İnişler ve çıkışlarla, devrimler ve karşı-devrimlerle bezelidir sosyalist mücadele.
Avusturya İşçi Marşı
Avusturya İşçi Marşı, işçi sınıfının dünya çapında büyük bir aile olduğunu, tüm hayatı yaratanın işçi sınıfı olduğunu, ne din farkının ne dil farkının bizi birbirimizden ayıracağını, sanki bir anadan doğmuş gibi kardeş olduğumuzu anlatır.

