Nisan 2007, no:25

İşgünü Mücadelesi ve 1 Mayıs'ın Doğuşu

Utku Kızılok

İşçi sınıfı uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'ı ağır koşullar altında karşılıyor. Burjuvazinin saldırıları öylesine bir boyut kazandı ki, işçi sınıfı büyük bedeller ödeyerek elde ettiği tarihsel kazanımlarının çoğunu yitirmekle kalmadı, 1800'lü yılların çalışma ve yaşam koşullarına adeta geri döndü. Bunun en doğrudan, en çıplak hali iş saatlerinin alabildiğine uzatılması, ücretlerin düşürülmesi ve yaşam koşullarının kötüleşmesidir. Başta Çin olmak üzere pek çok ülkede işçi kitlelerinin çalışma ve yaşam koşulları Engels'in İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu adlı eserinde betimlediği manzaralardan pek de farklı değil artık.

Kürt Sorunu

Oktay Baran

Türk burjuvazisinin iki kanadı arasındaki güç ve iktidar kavgası şiddetli bir şekilde devam ediyor. Devleti kendi mülkü olarak gören geleneksel statükocu kanat ile TÜSİAD'ın başını çektiği kanat arasındaki hegemonya mücadelesinin daha da kızışması boşuna değil. Nitekim yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri ve onunla bağlantılı olarak genel seçimler, nihai bir belirleyicilik taşımasa bile bu iki kanat arasındaki mücadelede önemli bir muharebe alanını oluşturuyor. Yürüyen tartışmaların da açığa çıkardığı gibi, biri devletin zirvesini, diğeri ise hükümeti belirleyecek olan bu iki seçimden dananın kuyruğunu kopartacak olanı cumhurbaşkanlığı seçimleri.

Sendikal Hareketin Krizi

Levent Toprak

DİSK geçtiğimiz şubat ayında 40. kuruluş yıldönümünü kutladı. Bu çerçevede yapılan etkinliklerin ortaya koyduğu manzara DİSK'in ve sendikal hareketin bugün içinde bulunduğu durumu özetler nitelikteydi. Geçmişte yüzbinleri meydanlara, sokaklara dökmüş, patronları titretmiş olan DİSK, bugün 40. yaş gününü birkaç küçük salon toplantısıyla, renksiz, coşkusuz ve büyük oranda işçisiz olarak kutluyor. O kadar ki fabrikalardaki DİSK üyesi işçilerin bile olan bitenden haberi yok.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /12

Mehmet Sinan

Buraya kadar anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere, Osmanlı devleti kuruluşundan 19. yüzyıla kadar geçen dönem içerisinde toplumun iktisadi sınıflarına dayanan ve onlardan herhangi birinin iktidarını yansıtan tipte bir devlet değildi. Bir kez daha yinelemek gerekirse, Osmanlı devleti, devleti kendine mülk edinmiş bir sınıfa, yani bizim yönetici devletlû sınıf diye tanımladığımız bir bürokratlar aristokrasisine dayanıyordu. Devleti yönetmek de siyaset yapmak da bu devletlû sınıfın tekelindeydi. Bu sınıfın dışında kalan, Osmanlı'nın reaya (sürü) dediği toplumun iktisadi sınıfları (çiftçi, esnaf, zanaatkâr, tüccar vb.) ise, siyasetten ve devlet yönetiminden daima uzak tutulmuşlardı. Bu nedenledir ki, siyasetin merkezînde yer alan devlet, bu sınıflara, yücelerde duran ve ulaşılmaz olan bir 'kutsal varlık' olarak görünürdü.

Diyalektik Materyalizm Üzerine /3

Elif Çağlı

Diyalektiğin diğer bir yasası ise yadsımanın yadsınması yasası olarak adlandırılır. Ancak en başta belirtelim ki, bir şeyi diyalektik manada yadsımak o şeyi ondan birtakım miraslar almaksızın tamamen yok etmek anlamına gelmez. Yadsıma kavramı diyalektikte, bir varlık ya da toplumsal olgunun eski koşullara göre oluşmuş durumunu, değişen koşullar çerçevesinde olumsuzlayarak aşmak demektir. Zira doğada ve toplumda hareket ve gelişmenin yasası böyledir.

Biz Yoksullaştıkça Onlar Zenginleşiyor

İlkay Meriç

Forbes dergisinin Mart başında açıkladığı dünya zenginler listesi, kapitalist sistemde bir avuç azınlığın nasıl milyarlarca insanın sefaleti üzerinden zenginliğine zenginlik kattığını bir kez daha kanıtlar nitelikteydi. Listedeki 946 milyarderin kişisel serveti bir önceki yıla kıyasla dört kattan fazla artarak toplam 900 milyar dolardan 3,9 trilyon dolara çıkmıştı. Yine bir yıl önceki dolar milyarderleri listesine bu yıl aralarında 19 Rus, 14 Hintli, 13 Çinli ve 5 Türkün de bulunduğu toplam 178 yeni milyarder eklenmişti.

'Afrikamdan Defol!'[1]

Kerem Dağlı

Bugün dünyada emperyalist paylaşım kavgası yüzünden savaş alanına dönmüş 40'a yakın bölge bulunuyor. Bunların başında Irak, Afganistan ve Filistin geliyor, ancak liste bunlarla sınırlı değil. Pek çok bölgede, emperyalistlerin doğrudan kışkırttığı kanlı iç savaşlar yaşanıyor. Bunların içinde sayıları milyonlarla ifade edilen insanın katledildiği ülkeler var. ABD emperyalizminin 'demokrasi ve özgürlük' götürdüğü veya götürmeyi düşündüğü her yer, emperyalistler arası savaşın alanı ve dolayısıyla da listenin üst sıralarında yer alıyor. Emperyalist savaş o kadar hızlı yayılıyor ki, listenin her gün biraz daha uzadığını söylemek abartılı olmayacaktır.

Nikaragua Dersleri

Selim Fuat

Latin Amerika'nın Haiti'den sonra en yoksul ülkesi olan Nikaragua'da Kasım ayında cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Bu seçimi, Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi (FSLN) lideri ve eski cumhurbaşkanlarından olan Daniel Ortega kazandı. Daniel Ortega 1990 yılında seçimi kaybederek cumhurbaşkanlığından ayrılmıştı. 1996 ve 2001 seçimlerinde de aday olmuş ama devlet başkanlığını kazanamamıştı. 10 Ocakta yeni görevine başlayan Ortega'nın iktidara dönüşü pek çok çevre tarafından Latin Amerika'daki sol dalganın ayaklarından biri olarak yorumlandı. Ortega'nın seçilmesi özellikle Chavez ile temsil edilen sol burjuva önderliklerin de kendilerine olan güvenlerini pekiştirdi.Ortega'nın kazanmasından çok hoşnut olan Chavez, Venezuela televizyonunda yayınlanan telefon görüşmesinde Ortega'yı tebrik etti ve 'şimdi Sandinista devrimi ve Venezuela devrimi geleceğin 21. yüzyıl sosyalizmini kurmak için birleşiyor' dedi.