<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xml:base="http://www.marksisttutum.org" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
 <title>Şubat 2007, no:23</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78</link>
 <description>The taxonomy view with a depth of ALL</description>
 <language>tr</language>
<item>
 <title>Hrant Dink Suikastı</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/hrandsuikasti.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;Egemenler kanlı hesapları için, bir demokrat Ermeni aydını olan Hrant Dink&#039;i kahpece kurban ettiler. Onun yerde kanlar içinde yatan cansız bedeninde, 90 yıl önce bu topraklarda yaşanan o hayasız kırımdan uğursuz bir esintiyi görmemek mümkün değil. Bu bakımdan Dink&#039;i katleden kurşunların, başka her şey bir yana, öncelikle bu topraklarda yaşayan kardeş Ermeni halkına sıkıldığını açıkça ortaya koymak gerekiyor. Cinayet sonrası yaşanan gelişmeler bunu tartışmasız biçimde doğrulamaktadır. İlk birkaç gün içinde beklenmedik biçimde patlayan anti-şovenist öfke karşısında gerileyen ve alttan almak zorunda kalan Türk gericiliği, cenazenin etkisi soğumaya başlar başlamaz salyalarını döke saça bir rövanş kampanyası başlatmıştır. &#039;Hepimiz Ermeniyiz&#039; sloganı tam da Büyük Türk şovenizminin bam teline bastığı için bu gerici hezeyana yol açmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/hrandsuikasti.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:59:13 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Marksist Tutum</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">346 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Cezaevleri ve Sınıf Mücadelesi</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/cezaevlerivesinif.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;Cezaevleri modern sınıf mücadeleleri tarihi boyunca düzen karşıtı mücadelenin bir konusu ve hedefi olmuştur. Büyük devrimci isyanların birçoğunda devrimci kitlelerin baş hedeflerinden birinin özellikle siyasi tutsakların tutulduğu cezaevleri olması bunun sembolik bir göstergesidir. Fransız Devriminde ünlü Bastille Kalesi devrimci kitleler tarafından fethedilmiş ve siyasi tutsaklar salıverilmiş, 1917&#039;de Rusya&#039;da şubat devriminde de Peter ve Paul Kalesi ayaklanan askerlerin baskınına uğramış ve yine siyasi tutsaklar özgürleştirilmiştir. Hiç şüphe yok ki gün gelip devran döndüğünde Türkiye&#039;de de devrimci kitleler, başta F-tipi cezaevleri olmak üzere burjuva diktatörlüğünü sembolize eden utanç yuvalarını yerle bir edecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/cezaevlerivesinif.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/50">Levent Toprak</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:58:08 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Levent Toprak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">347 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Ülkücü-Faşist Hareketin Tarihi /3</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/ulkucufasisthareket3.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;12 Eylül 1980 faşist darbesini gerçekleştirenler, bunun sebebi olarak genelde &#039;kardeşin kardeşi vurduğu, sağ-sol çatışmasının alabildiğine yayıldığı anarşi ve terör ortamına son vermek, toplumdaki barış ve huzurun tekrar tesis edilmesini sağlamak&#039; demagojisini kullanmışlardır. Oysa &#039;80 öncesinde yaşanan şey &#039;sağ-sol çatışması&#039; ya da faili meçhul &#039;anarşi ve terör olayları&#039; değil, bizzat burjuva devlet aygıtının desteği ve yönlendirmesi ile tırmandırılan faşist terör dalgasıydı. Darbenin amacı da topluma &#039;barış ve huzur&#039; getirmek değil, işçi sınıfının devrimci hareketini ezmek ve devrim tehlikesini bertaraf etmekti. Neticede bu amaca ulaşıldı. 12 Eylül faşist diktatörlüğü toplumun üzerinden bir silindir gibi geçti ve faşizmin insanlık için ne büyük bir belâ olduğunu Türkiyeli işçi-emekçi sınıflar da görmüş oldu. Burjuvazinin bu karşı-devrimci iktidarını kurmasında en önemli rolü hiç kuşkusuz MHP oynamıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/ulkucufasisthareket3.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/45">Kerem Dağlı</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:57:19 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Kerem Dağlı</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">348 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /11</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/modernlesendespotizm11.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;Osmanlı kentleri de tıpkı ortaçağ Avrupa&#039;sının kentlerinde olduğu gibi, gelişmiş ve uzmanlaşmış bir el zanaatları endüstrisine ve ticarî faaliyetlere sahip bulunuyordu. Fakat Avrupa&#039;dan farklı olarak, Osmanlı&#039;da zanaat loncaları ile tüccar faaliyetleri bütünüyle devlete bağımlı durumdaydı. Oysa bilindiği gibi, feodal Avrupa&#039;da zanaat loncalarının ve tüccarların faaliyetleri devlete bu denli bağımlı değillerdi. Avrupa feodalizmi ile Osmanlı despotizmi arasındaki temel farklılıklardan biri de işte bu noktada belirginleşmektedir. Feodal Avrupa&#039;daki loncaların oluşum süreci ve toplumsal işlevleriyle, Osmanlı&#039;daki loncaların oluşum süreci ve toplumsal işlevleri arasında bir hayli farklılıklar vardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/modernlesendespotizm11.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/49">Mehmet Sinan</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:56:50 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Mehmet Sinan</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">349 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Vampirin Doymayan Açlığı ve Vardiya Sistemi</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/vampirindoymayan.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;Sistemin krizi derinleştikçe sermaye karşısında alabildiğine örgütsüz bir işçi sınıfı bulmanın verdiği cesaretle ona ölümüne saldırıyor. Bundan otuz kırk yıl önce insanlığın hayalini bile kuramadığı teknolojik gelişmeler, bugün her alanda insan emeğini asgariye indirebilecek bir makineleşmenin olanaklarını yaratmış ve pek çok alanda da bu olanaklar uygulamaya sokulmuştur. Ne var ki, kapitalizmin hüküm sürdüğü bir dünyada bu olanaklar, işçi sınıfı cephesinde kısa çalışma saatleri yerine işsizlik ve 1800&#039;lü yıllara geri dönüşe işaret eden düzeyde uzatılmış iş saatleri olarak yansımasını bulmakta. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/vampirindoymayan.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/46">İlkay Meriç</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:55:46 -0600</pubDate>
 <dc:creator>İlkay Meriç</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">350 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Diyalektik Materyalizm Üzerine /1</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/diyalektikmateryalizm1.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;Antikçağ Yunan filozoflarından Herakleitos (İÖ. 540-480) günümüzden çağlarca önce, her şeyin aktığını ve aynı nehirde iki kez yıkanılamayacağını söylemişti. Herakleitos&#039;un veciz sözleri, nesneleri ve olguları durağanlığı içinde değil değişim ve dönüşüm süreçleri halinde kavrayan diyalektik düşüncenin bir ifadesidir. Akıp giden nehir örneğinde olduğu gibi, doğada her şey gözle görünsün ya da görünmesin sürekli bir hareket halindedir. Örneğin yerküremiz her gün kendi etrafında dönerken, bir yıl boyunca da güneşin etrafında dönmektedir. Güneş 26 günde kendi etrafındaki dönüşünü tamamlamakta, galaksimizde yer alan diğer yıldızlarla birlikte 230 milyon yılda galaksiyi dolaşmaktadır. Biz farkında bile değilken, atomlar ve atomaltı parçacıklar her an hareket etmekte ve sürekli olarak yer değiştirmektedirler. Tüm evren gibi, onun bir parçası olan insanın biyolojik etkinliği de neticede atomların hareket yasalarına dayanmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/diyalektikmateryalizm1.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/44">Elif Çağlı</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:54:12 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Elif Çağlı</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">351 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Küresel Isınma Tehdidi Altında, Geleceğimiz</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/kureselisinmatehdidi.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;&#039;Doğa yaşamak için gereksinilen bir araç değil, yaşamın ta kendisidir&#039; der Marx &lt;i&gt;1844 Elyazmaları&lt;/i&gt;&#039;nda. &lt;i&gt;Kapital&lt;/i&gt;&#039;dekiler de dâhil olmak üzere pek çok yazısında da kapitalist üretim biçiminin, toplumsal üretim sürecinin bileşim ve tekniklerini, aslında tüm zenginlik kaynaklarını, yani &lt;i&gt;doğayı ve işçileri&lt;/i&gt; kurutarak düzenlediğinden bahseder. Üzerinden henüz 150 yıl kadar bir süre geçmiş olmasına rağmen insanlık bugün, Marx&#039;ın, kapitalizmin daha gençliğinde öngördüğü bu eğilimlerinin en trajik sonuçlarıyla yüzleşmek noktasındadır. Çünkü &lt;i&gt;yaşamın ta kendisi olan doğa,&lt;/i&gt; ona hükmetmeyi başardığı oranda onu pervasızca sömüren kapitalist üretim tarzının ölümcül tehdidi altındadır. Yaşamın kaynağı kurumak üzeredir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/kureselisinmatehdidi.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/34">Selim Fuat</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:53:13 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Selim Fuat</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">352 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>&#039;Yoksa bizi beğenmiyor musunuz?&#039;</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/yoksabizibegenmiyormusunuz.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;Uzunca bir süre yayında olduğu halde &lt;i&gt;Gaffur&lt;/i&gt; tiplemesinin dâhil olmasıyla ünlenen ve burjuva medyada da gündeme oturan &lt;i&gt;Avrupa Yakası&lt;/i&gt; dizisindeki tiplemeler ve aralarındaki ilişki, aslında kulaklarımızın aşina olduğu bazı tartışmaların tekrardan alevlenmesine sebep oldu. &lt;i&gt;Gaffur&lt;/i&gt; halk tarafından bir anda ve öylesine benimsendi ki, adına futbol takımları kuruldu, internette onlarca fan kulübü oluşturuldu, Kamu-Sen ve Yapı Yol-Sen&#039;li işçiler eylemlerini &lt;i&gt;Gaffur&lt;/i&gt; pijamalarıyla yaptılar, televizyon kanallarının ana haber bültenlerinde yer almaya başladı, &#039;Sümerbank&#039; pijaması yok satacak denli kapışıldı, birçok eğlence mekânında parodileri ve taklitleri yapılmaya başlandı. Kısacası, kimilerince &#039;ezilenlerin sembolü&#039; olarak gösterilen &lt;i&gt;Gaffur&lt;/i&gt; toplumsal bir fenomen haline geldi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/yoksabizibegenmiyormusunuz.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/45">Kerem Dağlı</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:52:11 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Kerem Dağlı</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">353 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Beynelmilel: Baharı Karşılamak</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/beynelmilelbaharikarsi.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;1980 öncesinde işçi sınıfının yükselen devrimci mücadelesi öylesine bir etki yaratmıştı ki, ne roman ne şiir ne tiyatro ne de sinema bu etkinin dışında kalabilmişti. Sanat ve edebiyata can veren de, onun içeriğini belirleyen de, yükselen devrimci mücadeleydi. Lakin 12 Eylül 1980 faşizmiyle birlikte örgütlü işçi sınıfı ağır bir darbe yedi ve sınıf hareketi geri çekildi. İşçi sınıfının devrimci balyozunun basıncı altında sol bir kabuğa bürünmüş Türkiye entelijensiyası da, devrimci basıncın etkisinden kurtulunca tez zamanda büründüğü kabuğu yarıp küçük-burjuva özünü dışa vurdu. Sınıf mücadelesinin geriye çekilmesiyle mücadele saflarını terk etti. Nedamet getiren ve ruhunu burjuvaziye satan bu küçük-burjuvalar, devrimci ve örgütlü mücadeleye kara çalmayı da kendilerine iş edindiler. 12 Eylül sonrasının sanat ve edebiyatına damgasını basan şey umutsuzluk ve karamsarlıktı. Kendi acılarını toplumsal kurtuluş mücadelesinin yerine geçirenler, toplumu, ne denli acı çektiklerine tanıklık etmeye çağırıyorlardı. Yapılan filmler, sahnelenen oyunlar, yazılan romanlar ve şiirler nedamet getirmenin arzuhaline dönüştü. 2000&#039;li yıllara böyle gelindi. Bu yıllar içinde, 12 Eylül faşizminin topluma giydirdiği rejimi cepheden karşısına alarak sorgulayacak neredeyse tek film yapılmadı. Son senelerde yapılan birkaç filmse, ya devrimcilerle dalga geçerek mücadeleyi aşağılıyor ya da ortada kalmışlığı veyahut pişmanlığı haklı göstermeye çalışıyordu. Böyle filmlerden sonra &lt;i&gt;Eve Dönüş&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;Beynelmilel&lt;/i&gt; gibi, faşizmin karanlığına bir nebze de olsa ışık tutan filmlerin yapılması oldukça sevindiricidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/beynelmilelbaharikarsi.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/37">Utku Kızılok</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:51:22 -0600</pubDate>
 <dc:creator>Utku Kızılok</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">354 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>40 Bin Geçici İşçi Sendikasızlaştırılmak İsteniyor, Türk-İş Yönetimi Susuyor!</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/40bingeciciisci.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/40bingeciciisci.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:50:24 -0600</pubDate>
 <dc:creator>okur mektubu</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">355 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Medya Doğrularla Yanlışları Birbirine Karıştırır</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/medyadogrularlayanlislari.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/medyadogrularlayanlislari.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:49:59 -0600</pubDate>
 <dc:creator>okur mektubu</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">356 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Selam Olsun Günlere Güneş Kızıllığı Verenlere!</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/selamolsungunlere.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/selamolsungunlere.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:48:30 -0600</pubDate>
 <dc:creator>okur mektubu</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">357 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Ne İçin Çalışıyoruz!</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/neicincalisiyoruz.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/neicincalisiyoruz.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:47:57 -0600</pubDate>
 <dc:creator>okur mektubu</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">358 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Gerçek Ailemiz Hangisi?</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/gercekailemiz.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/gercekailemiz.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:46:34 -0600</pubDate>
 <dc:creator>okur mektubu</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">359 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
<item>
 <title>Okurlarımızdan - Şubat 2007</title>
 <link>http://www.marksisttutum.org/okur0207.htm</link>
 <description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.marksisttutum.org/okur0207.htm&quot;&gt;devamını oku&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/78">Şubat 2007, no:23</category>
 <category domain="http://www.marksisttutum.org/taxonomy/term/23">Okurlarımızdan</category>
 <pubDate>Wed, 14 Feb 2007 18:45:47 -0600</pubDate>
 <dc:creator>okur mektubu</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">360 at http://www.marksisttutum.org</guid>
</item>
</channel>
</rss>
