Temmuz 2006, no:16
Sivas Katliamı, Alevilik ve Laiklik Üzerine
Sivas katliamının 13. yıldönümü, bu katliamı çevreleyen kimi sorunların ve tartışmaların yeniden güncelleşmekte olduğu bir siyasal atmosfere denk düşüyor. Özellikle laiklik/anti-laiklik eksenli tartışma ve kutuplaşmalar ile kontrgerilla provokasyonları bakımından. Elbette Sivas katliamı söz konusu olduğunda 80'li yıllardan bu yana inişli-çıkışlı biçimde gündeme gelen, ama en çok da son yıllarda yoğunlaşan bir tartışma konusu olan Alevilik sorunu da akla geliyor. Bu yıl Sivas katliamını anarken güncel bir önem arz eden bu boyutlar üzerinden dersler çıkarmak ve doğru bir bakış açısının esaslarını ortaya koymak gereklidir.
Latin Amerika'da 'Kurtarıcılar' ve Caudillolar /1
Unutmayalım ki burjuva sosyalizminin 'devrim' dediği, devrimci proletarya açısından çoğunlukla reform niteliğindedir. Devrimci Marksizmin devrimin durdurulması olarak nitelediği taktikler, küçük-burjuva devrimciliğine devrimin şahikası olarak görünebilir. (Elif Çağlı)
şiddet Toplumunda Gençlik
Burjuva medyasının manşetleri ve ekranları bugünlerde gençler arasında yaygınlaşmakta olan şiddet eğiliminden 'endişe' ile bahsediyorlar. Okulda birbirini bıçaklayan ilköğretim dönemindeki çocuklardan, sevgilisi ile bir olup ailesindeki hemen herkesi boğazlayan liselilere kadar pek çok olay haber yapılıyor, okullardaki çeteleşmelerin ne denli yaygınlaştığı anlatılıyor. Medyanın her meselede danıştığı 'konunun uzmanı' kişiler ise yaptıkları değerlendirmelerde söz birliği etmişçesine birkaç noktanın üzerinde duruyorlar; medyanın ve şiddet içeren dizilerin etkisi ve internet kafelerdeki şiddet ağırlıklı oyunların rolü. Sorunun çözümü için öne sürdükleri düşünce de duymaya alışkın olduğumuz bir klişe: 'Eğitim şart!' Ne var ki, düşünme ufukları burjuvazinin çıkarları ile sınırlı olanlar bu sorunun kitlelerin eğitimsizliğinin giderilmesiyle ortadan kalkacağını umsa da, durum bu denli basit değildir.
Profesyonel Spor: Kitlelerin Afyonu, Kapitalistlerin Bacasız Fabrikası
Kapitalist sistemde burjuvazi bir yandan işçi sınıfını her gün sömürebildiği kadar sömürürken, diğer yandan ertesi gün sömürüyü nasıl arttırabileceğini, yani nasıl daha fazla kâr elde edebileceğini hesap etmeyi de ihmal etmez. Kapitalizm özü itibariyle kâra dayalı bir sistemdir ve kapitalistlerin bu düzen içerisinde gerçekleştirdikleri her faaliyetin temel amaç ve nedeni kâr etmektir. Bu sanatta da böyledir, sporda da, bilimde de! Kapitalistler gölgesini satamadıkları ağacı bile keserler! Kapitalizmde bilim daha fazla kâr elde edebilmek; spor şovenizm ve pasifizm yaratmak; sanat ise kitlelerin bilincini burjuva ideolojisiyle bulandırmak için kullanılır.
Kapitalizmde Yoksulluk Bolluğun Kendisinden Doğar
Son haftalarda burjuva medyada yoksulluk oranlarının değişimine dair veriler yayınlanıyor. Bu rakamların yanında yoksulluğun ve işsizliğin neden arttığına dair değerlendirmelere de yer veriliyor. Araştırma yürüten kurumlardan biri olan TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), Dünya Bankası'nın 'sosyal riskin azaltılması projesi' adı altında sağladığı fonla bir anket çalışması gerçekleştirmiş.
Yunanistan'da Öğrenciler Ayakta
Kapitalizmin global ölçekte derinleşen krizi, Yunanistan'da da burjuva devletin kamusal harcamalara ayırdığı payı her geçen gün biraz daha azaltmasını beraberinde getiriyor. Kuşkusuz bundan en fazla etkilenen sektörlerin başında da eğitim ve sağlık geliyor. AB üyeleri arasında, eğitime ayrılan bütçe bakımından sonuncu ülke unvanına sahip olan Yunanistan'da, mevcut durum burjuvaziyi ve onun devletini yeterince tatmin etmiyor olacak ki, eğitime yönelik saldırılara her geçen gün yeni bir boyut daha kazandırılıyor.
Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği (UİD-DER) Üyelerinden Mektup
İşçi Özeğitim Gruplarının, çeşitli sektör ve kesimlerden sendikalı-sendikasız, işli-işsiz işçiler arasında yıllardır yürüttüğü çalışmaların ürünü olarak kurulan UİD-DER'i yürekten kutluyor ve devrimci coşkumuzla selamlıyoruz. İnanıyoruz ki UİD-DER, işçi sınıfının uluslararası dayanışma, mücadele ve birlik azminin güçlendirilmesi yolunda yürüteceği kararlı ve sebatlı çalışmalarla mücadelenin yükseltilmesine katkıda bulunacaktır. Derneklerinin kuruluşundan duydukları heyecan ve mutluluğu dergimize gönderdikleri mektupla bizlerle paylaşan UİD-DER'li işçilere tüm Marksist Tutum çalışanları ve okurları adına teşekkürlerimizi iletir, mücadelelerinde başarılar dileriz.
Sınıf Dayanışması Mücadele İçinde Gelişir
İnsanlığın ilkel komünal toplumdan günümüze uzanan serüveni içinde kapitalist üretim tarzı pek çok açıdan ayrı bir önem taşıyor. Üretici güçlerin gelişiminde geçmişle kıyas kabul etmeyecek bir sıçrama sağlayan bu üretim tarzı, böylece, geleceğin sınıfsız toplumuna ilerlemeyi madden mümkün kılacak bir temeli döşedi. Ne var ki yaşam her zaman zıtların birliği ve mücadelesi temelinde yol alıyor. Kapitalizm de yapıcı özelliklerinin yanı sıra, amansız yıkıcı özellikleriyle seyretti. Kapitalist üretim tarzı, insanı kendisine yabancılaştırır, hemcinsiyle rekabet ve çatışmaya sürüklerken, doğayı da kontrolsüz biçimde sömürdü. Gelmiş geçmiş üretim tarzları içinde hiçbiri, insanın doğal topluluk koşullarından sıyrılıp birey olabilmesini mümkün kılmazken, kapitalizm bunu insanı yalnızlaştırmak ve nihayetinde toplumu atomize etmek pahasına başardı.
Çeçenlerin Bitmeyen Trajedisi
Yüzyıllar boyunca Çarlık Rusya'sının baskılarına, sürgünlerine, katliamlarına maruz kalan, Ekim Devrimini takip eden kısa bir rahatlama döneminin ardından 1940'larda Stalinist bürokrasi tarafından kitlesel olarak sürgüne gönderilip en ağır koşullarda on binlerce insanını yitiren bir Kuzey Kafkasya halkıdır Çeçen halkı. Çilesi bununla da son bulmayan bu halk, son on iki yılda, 100 binden fazla insanını, yani nüfusunun en az onda birini bu kez kapitalist-emperyalist Rusya'nın vahşi saldırılarında yitirmiştir. Ne var ki, Rusya'nın amansız saldırılarına rağmen, Çeçen halkının ulusal kurtuluş mücadelesi soldan gerekli ilgiyi ve desteği görememiş, aksine Müslümanlık faktöründen dolayı sağın çok daha büyük bir ilgisine mazhar olmuştur. Bunda kuşkusuz çeşitli unsurlar rol oynuyor, fakat ilk sıraya solun ulusal sorun ve emperyalizm konusundaki hatalı yaklaşımlarını yerleştirmek gerekiyor.
Maden: Bir Direniş Öyküsü
1978 yapımı Maden filmi, Türkiye işçi sınıfının 1960'lı yılların başından 1980'e gelinceye kadarki 20 yıllık süre içinde yürüttüğü militan mücadeleler sonucu ulaştığı örgütlülüğü, kazandığı hakları ve yaşadığı deneyimleri çok iyi yansıtıyor. Bu döneme, devlet güdümlü sendikacılığa karşı 15-16 Haziran direnişi, sendika ve sosyal haklar için grevler, saldırılara karşı dayanışma grevleri, siyasi gericiliğe karşı DGM boykotu, burjuva partilerine karşı işçi partilerinin kurulması ve gerici yayınlara karşı çıkartılan devrimci yayınlar damgasını basmıştır. İşçi sınıfı gücünü fark etmiş ve sermaye sınıfına da göstermiştir. Nice işgal, eylem, gösteri ve yürüyüşler sonucu sınıf mücadelesi gün gün yükselmiştir.
İspanya Dersleri
Sosyalist devrim döneminde burjuvazi ile koalisyon kurmaktan daha büyük bir suç olamaz.Marksizmin ilkesel tutumunu yansıtan bu tespitler dünün İspanyası'nda olduğu kadar günümüzde de aynen geçerlidir. Ne var ki sınıf uzlaşmacı siyasetler tarihin her döneminde bu suçlarını, gündemde sosyalist bir devrimin bulunmadığı, acil görevin faşizme karşı demokrasiyi savunmak olduğu şeklindeki gerekçelerin ardına gizlemeye çalışmışlardır.

