Çiğdem Kozlu

Esnek Çalışma ve Güvencesizlik

Çiğdem Kozlu

Kapitalist sistem çürüdükçe ve krizi derinleştikçe daha da saldırganlaşıyor. İnsanlığa ölümü, acıyı, açlığı, yoksulluğu olağan durumlar olarak sunuyor. Sermayenin bekçileri olan hükümetlerse, işçilere, yaşam ve çalışma koşullarını daha da geriye götürecek yasal düzenlemeleri dayatıyorlar azgınca.

AKP Hak Gasplarında Tam Gaz!

Çiğdem Kozlu

Burjuvazi yıllarca özlemini çektiği siyasal istikrara AKP hükümetiyle kavuşmuştu. Burjuvazi için istikrar demek işçi sınıfı ve emekçiler için açlık, yoksulluk ve işsizlik demektir. AKP hükümeti, sermaye sınıfının neo-liberal uygulamalarının yılmaz yorulmaz bekçisi, milyonlarca insanın, işçinin, emekçinin kâbusu olmaya devam ediyor.

Sosyal Güvenlik Saldırısı Yeniden Gündemde

Çiğdem Kozlu

Burjuvazinin has temsilcisi ve neo-liberal politikaların yılmaz uygulayıcısı olan AKP’nin gerçek yüzü SSGSS Yasası ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu yasayla burjuvazi bir kez daha işçi ve emekçileri kavgaya davet ediyor. İşçi sınıfı bu davete birleşik mücadeleyle yanıt vermek zorundadır.

Türk-İş Genel Kuruluna Giderken

Çiğdem Kozlu

Türkiye’nin en büyük işçi sendikaları konfederasyonu olan Türk-İş, sendika genel merkezlerinin gerçekleştirdiği genel kurulların ardından, 6-9 Aralık tarihleri arasında 20. Olağan Genel Kurulunu yapacak.

Grev Blöf Değil Mücadele Silahıdır!

Çiğdem Kozlu

İşçilerin, burjuvazinin dayattığı sefalet ücretlerine, azgın sömürü koşullarına ve saldırılara karşı örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka çıkar yolu yoktur. Bu örgütlülük ve mücadele kuşkusuz sendikal alanla sınırlı olamaz. Sadece sendikal mücadeleye kafa yorup, onu yeterli görüp, devrimci siyasal mücadeleden geri durduğu sürece kaybeden hep işçi sınıfı olacaktır.

Nepal'de Halk Krallığı Salladı

Çiğdem Kozlu

Nepal'de krallığa karşı yürütülen çeşitli mücadeleler, Nisan ayında yapılan genel grev ve çatışmalarla doruk noktasına ulaştı. Köşeye sıkışan kral, Nepal halkının kararlı mücadelesinin sonucu olarak şu açıklamayı yaptı: 'Çok partili demokrasiye ve anayasal monarşiye bağlıyız. Halkın egemenliğini halka devrediyoruz. Çok partili demokrasiyi koruyarak yeniden barış ve düzeni tesis edebileceğimizi umuyoruz.'