![]() |
|
Haziran 2006, no:15
Halkın Sırtında Deve Güreşi
Esas olarak şemdinli iddianamesi ile birlikte başlayan son birkaç ayın siyasal gelişmeleri olağandışı bir sürece girildiğini ve burjuvazi içi kapışmada yeni bir raundun açıldığını gösteriyor. Bu rauntta, en azından Danıştay saldırısını takip eden ilk birkaç günün sonrasına kadar geçen sürede, hükümet statükocu güçler karşısında savunmaya çekilmek zorunda kaldı. Saldırı sonrasındaki soruşturmanın ilerleyişiyle ortaya serilenler üzerinden hükümet durumu bir nebze toparlasa da, açılmış olan yeni raunt kapanmış değildir. Aksine, özellikle cumhurbaşkanlığı sorunu üzerinden kapışmanın devam ettiği ve edeceği görülmektedir.
Aşılması Gereken Bir Zirve: 15-16 Haziran Direnişi
60'lı yılların ortasından itibaren yalnızca başta Avrupa olmak üzere ileri kapitalist ülkelerde değil, Türkiye'de de işçi sınıfı hareketi açısından son derece önemli bir yükseliş söz konusu olmuştu. Bu noktada Türkiye'ye özgü olan şey, böylesi bir yükselişin ilk kez yaşanması, yani işçi hareketinin gerçek bir sınıf hareketine dönüşmesiydi. Tek tek bireyler olarak değil bir sınıf olarak kavga vermenin gereğini hızla öğrenen o dönemin işçi kuşağı, böylelikle atıldığı ve militanca yürüttüğü mücadelenin içinde kendisini bir yığın olmaktan çıkartıp kendisi için sınıf haline getirmişti.
Küçük Çiftçilerin Makûs Talihi
Gerek IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası sermaye kuruluşlarının baskıları, gerek AB müzakerelerinin zorunlu kıldığı yapısal dönüşümler, gerekse de Türkiye kapitalizminin içinde bulunduğu tıkanıklığı aşmak için bizzat atmak zorunda olduğu adımlar, özellikle son beş yıldır, küçük üreticilerin tasfiye olma hızında sıçramalı bir artışın yaşanmasına neden oldu. Tarım ürünleri üzerindeki ithalat yasağının önemli ölçüde kaldırılması, teşviklerin, sübvansiyonların ve destekleme alımlarının sınırlanması, başta akaryakıt olmak üzere tarımsal girdi maliyetlerindeki aşırı artış, kredi olanaklarının daralması gibi birtakım unsurlar, yüz binlerce küçük üreticiyi korkunç bir yıkıma sürüklüyor. Tarımda istihdam edilenlerin sayısında sadece geçtiğimiz yıl 1 milyon 85 bin kişilik bir azalma görüldü ve tarımın toplam istihdamdaki payı bir yıl içinde yaklaşık %5'lik bir düşüş göstererek %25'e geriledi. Hız kazanarak devam eden bu eğilim, karnını doyurabilmek umuduyla kentlere hücum edenlere milyonlarca yeni işsizin daha ekleneceği anlamına geliyor. Ne var ki, işsizliğin en yakıcı sorunlardan biri olarak işçi sınıfının karşısına dikildiği mevcut konjonktürde, kentlere akın eden bu yeni işsiz ordularını iş olanakları değil açlık ve sefalet bekliyor.
Emperyalizmin Balkanlaştırma Operasyonu Devam Ediyor
Yugoslavya savaşları sırasında uyguladığı kanlı katliamlar yüzünden adı 'Balkan kasabı'na çıkmış olan Slobodan Miloşeviç, tam da Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde (USSM) yargılanmaktayken, geçtiğimiz Mart ayında Lahey'deki hücresinde ölü bulundu. Kimilerine göre 'şaibeli' olan ölümünün ardından, özellikle Avrupa basınında, eski Yugoslavya'nın parçalanmasıyla ortaya çıkan durum tekrar gündeme taşınarak, bir türlü çözülemeyen sorunların nasıl olup da halledileceği üzerine tartışmalar başladı. İşin aslı, meselenin Miloşeviç'in ölümüyle birlikte tekrar gündeme gelmesi boşuna değildir. Nitekim bunu takip eden haftalarda Sırbistan-Karadağ'ın bir parçası olan Karadağ'da bağımsızlık konusunda bir referandum yapıldı ve referandumdan 'bağımsızlık' kararı çıktı.
Tehlikenin Ortasındaâ?¦
Sovyetler Birliği ve benzerlerindeki bürokratik rejimlerin çöküşüyle birlikte içine girilen ve 'Soğuk Savaş' denilen dönemin sona erip sıcak çatışmaların yaygınlaştığı olağanüstü çalkantılı dönem devam ediyor. Kapitalist sistemin egemen gücü ABD'nin, yükselen Çin ya da Rusya gibi yeni emperyalist rakiplerle yüz yüze gelmesi ve dünyanın sonucu henüz belli olmayan uzatmalı bir hegemonya krizinin içine yuvarlanması, yaşanan dönemi belirsizliklerle dolu kaotik bir tarihsel döneme dönüştürmüştür. Bu döneme damgasını basan temel faktör, eski hegemon güç ile hegemonya tahtına göz diken yeni güçler arasında tırmanan bir yeniden paylaşım savaşıdır. Amerikan savaş kurmaylarının 11 Eylül tarihini adeta yeni bir milada dönüştürmüş olmaları da buna bağlıdır ve boş bir atak değildir. Bu tarih, ABD emperyalizminin, rakiplerinin önünü kesmek amacıyla erken davranarak saldırı düğmesine bastığı bir dönemeç noktasıdır.
Toprak Çürüdü
Kapitalist sistemde üretim faaliyeti toplumun ihtiyaçları için değil, sermayeyi büyütmek için yapılır. Kim hangi yaldızlı sözlerle kapitalist üretimin de bir yerde toplumun faydasını gözettiğini iddia ederse etsin, bu üretim esasen kapitalistin kâr elde etmesi için gerçekleştirilir. Kapitalist üretimin tek motivasyon kaynağı budur. Bu yüzden tüm diğer faktörler ikincil bir önem taşır ve sermayenin büyümesi gerekliliği ile çeliştiği ölçüde tercihler bu faktörlerin aleyhine olur. Kapitalizmin yalan dünyasının bilinçlerini esir aldığı işçilerin çoğunluğu için, bu gerçeğin, belki de en çarpıcı biçimlerde ortaya çıkmasına yol açan olaylar genelde işyerindeki çalışma koşullarına ya da yaşadıkları çevreye ilişkin sorunlarda söz konusu oluyor. Ancak kapitalizmin takkesinin düşüp kelinin ayan beyan görüldüğü bu türden olaylar, düzen temsilcilerinin bir şeyler yapılacakmış zannı yaratan esip gürlemelerinin ardından çoğunlukla unutulmaya terk ediliyor.
Dilovası'nda Kapitalizm Kanser Ediyor
Tuzla'da bulunan zehirli atık dolu variller gözlerin ister istemez Dilovası'na da çevrilmesine yol açtı. Yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığı bir belde olan Dilovası, yıllardır büyük bir çevre sorunuyla yüz yüze. Yoğun bir fabrika dumanı ve kesif bir kimyasal madde kokusu altında yaşayan bölgede kanser vakaları genel ortalamanın çok üzerinde, ciddi solunum yolu hastalıklarıysa son derece yaygın. Beldede özellikle bu sorunla ilgili olarak 2005 yılında kurulmuş olan Ekoloji ve Sağlık Derneğini ziyaret ederek dernek başkanı Ercan Teker ile görüştük.
Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız!
Elif Çağlı'nın Eylül Günlüğü
Kör karanlığın tanrıları toprağın derinliklerini sarsan, gök kubbeyi yırtan bir çığlık kopardılar, oturdukları dağ doruklarından. Sarsıldı yer küre, kayalardan kayalar koptu, ama su yürüdü kendi yolunca. İlk kıvılcımı çakmıştı insan ve o büyülü alevi, ateşi yakmıştı; aydınlanmıştı kör karanlığı. Anladı karanlıklar prensi sonunun geldiğini, bugün yarın karışacaktı sonsuz yokluğa ve sahneyi bırakacaktı ateşi yakanlara. Yakılmıştı ilk ateş ve başlamıştı insanlığın ileriye yürüyüşü. Geleceğin büyük ateşini yakacak serüven başlamıştı böylece. Selam ilk ateşi yakanlara, suyun önünü açanlara; selam karanlığın bağrını yırtarak kör tanrıları ebediyete gönderen Prometheuslara; selam geleceğin büyük ateşini tutuşturacak alazları bizlere ulaştıranlara.
Kapitalizmde İnsan Ticareti
Kapitalizmde 100 dolara ne alabilirsiniz? Örneğin, Sudan'da 90 dolara bir köle satın alabilirsiniz (hatta 1990'da savaş nedeniyle bu fiyatın 15 dolara kadar düştüğü de belirtilmektedir). Bugün dünyada alınıp satılan, esir edilen, şiddet gören, sırtından para kazanılan 27 milyon köle olduğu tahmin ediliyor. Kapitalizmin bizlere reva gördüğü ya ücretli kölelik ya gerçek köleliktir.
Nepal'de Halk Krallığı Salladı
Nepal'de krallığa karşı yürütülen çeşitli mücadeleler, Nisan ayında yapılan genel grev ve çatışmalarla doruk noktasına ulaştı. Köşeye sıkışan kral, Nepal halkının kararlı mücadelesinin sonucu olarak şu açıklamayı yaptı: 'Çok partili demokrasiye ve anayasal monarşiye bağlıyız. Halkın egemenliğini halka devrediyoruz. Çok partili demokrasiyi koruyarak yeniden barış ve düzeni tesis edebileceğimizi umuyoruz.'
Cevahir Deri İşçileriyle Söyleşi
Yaklaşık altı aydır, patronun, silahlı faşist çetelerin saldırılarına, soğuk kış aylarına ve jandarma baskısına rağmen direnişlerini sürdüren, direnişleriyle Tuzla deri organize sanayi bölgesinin patronlarının yüreklerine korku, deri işçisi kardeşlerineyse umut aşılayan Cevahir Deri işçilerine destek ve dayanışma ziyaretinde bulunduk. Bu ziyarette onlarla yaptığımız söyleşi aşağıda yer alıyor.

