Mart 2006, no:12

Medeniyetler Çatışması mı, Emperyalist Saldırganlık mı?

Levent Toprak

Karikatür krizi ile birlikte, emperyalist güçlerin Sovyetler Birliği çöktüğünden beri sürmekte olan yeni düşman imal etme çabaları önemli bir dönüm noktasını geride bırakmış bulunuyor. Bu aynı zamanda üçüncü sınıf bir uydurmacadan ibaret olan 'medeniyetler çatışması' tezine inandırıcılık kazandırma yolunda önemli bir mesafe katedildiği anlamına geliyor. Bir tarafta bunu imal eden emperyalist güç odakları, diğer tarafta bundan kendi çıkarları açısından medet uman İslamcı güçler, gerçek dünyadaki sorunların ve çatışmaların altında yatan sınıf çatışmalarını gizlemek için bu yeni sis bulutunu artan ölçüde kullanıyorlar.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /5

Mehmet Sinan

Osmanlı İmparatorluğu'nun 15. yüzyılda başlayan ve 16. yüzyıl boyunca devam eden militer genişlemesi ve bu genişlemeye bağlı olarak gerçekleşen ekonomik yükselişi, 17. yüzyıla gelindiğinde artık daha ileri gidemeyeceği bir noktaya gelip dayanmış bulunuyordu. Bunun başlıca nedeni, Osmanlı toplumundaki hâkim üretim ilişkilerinin (Asyatik despotizm), bu toplumun bağrındaki toplumsal üretici güçlerin gelişmesine daha fazla imkân tanımayan bir karakterde olmasıydı. Aslında diğer despotik devletler gibi, Osmanlı devleti de belli bir genişleme döneminden sonra kaçınılmaz olan bir 'tarihsel dönüm' noktasına gelmiş bulunuyordu. Osmanlı toplumundaki egemen üretim ilişkileri değişmediği sürece, bu toplumunun kendi içsel dinamikleriyle yeni bir üretim tarzına geçmesi ve daha gelişkin bir sosyo-ekonomik formasyona evrilmesi söz konusu olamazdı.

Emekçi Kadınlar Mücadeleyle Özgürleşecek

İlkay Meriç

Burjuvazi istediği kadar sınıfsal özünü karartmaya ve onu sistem içine çekmeye çalışsın, 8 Mart, emekçi kadınların kapitalist sisteme, erkek egemenliğine ve bunların bileşik sonuçları olan çifte ezilmişliğe ve çifte sömürüye karşı seslerini yükselttikleri bir başkaldırı günüdür. Bu gün, burjuva ve küçük-burjuva feministlerin iddia ettiği gibi tüm kadınları erkek egemenliğine karşı birleştirecek sözde bir ortak mücadelenin değil, kadın işçilerin sınıf mücadelesiyle iç içe ördükleri kurtuluş mücadelesinin sembolüdür. 8 Mart 1857'de ateşi yakılan isyanın kahramanları nasıl kadın işçilerse, bu isyan ateşini o günden bu yana körükleyenler de her daim onlar olmuştur, ancak onlar olabilir.

Sermayenin Fendi Kırmızı Çizgileri Yendi

Oktay Baran

ABD'nin Irak'ı işgal etmesiyle birlikte, Türk burjuvazisinin statükocu-devletçi kesimi, Irak'ta kurulacak bir Kürt devletinin savaş sebebi sayılacağını açıklayarak 'kırmızı çizgilerini' bir kez daha belirtik hale getirmişti. Bu çizgilerin zamanla nasıl sararıp solduğunu uzun süre önce dile getirmiştik. Daha işgalin ilk aylarında, Temmuz 2003'te, Süleymaniye'de bulunan TC ordusuna ait bir özel kuvvetin komutanlarıyla birlikte ABD tarafından gözaltına alınıp başlarına çuval geçirilmesiyle, bu çizgilerin pek de kaale alınmadığı mesajı verilmişti Ankara'ya. Emperyalist hiyerarşi içerisinde herkesin haddini bilmesi gerektiği, Türkiye gibi bir ülkenin kendi bölgesinde bir güç olmak istiyorsa bunu ancak büyük ağabeyin verdiği icazetle ve onun çizdiği sınırlar çerçevesinde kalarak yapabileceği hatırlatılıyordu böylelikle.

Haramiler Düzeninde Mal Varlığı Tartışmaları ve Yolsuzluklar

Selim Fuat

Burjuva siyasetçilerin malvarlıklarına ilişkin tartışmalar ve bu tartışmalara örtük ya da açık bir biçimde eşlik eden yolsuzluk iddiaları, Türkiye'de geçtiğimiz ay gündemin başköşesini uzun süre işgal etti. Hükümetin yumuşak karnı haline gelen Maliye Bakanının imaları ile başlayan ve karşılıklı restleşmelerle süren kapışmalar, alışık olduğumuz üzere bir hararet evresinin ardından soğumaya bırakıldı.

Filistin Seçimleri ve Hamas'ın Yükselişi

Utku Kızılok

Filistin'de 25 Ocakta yapılan seçimleri Hamas'ın kazanması dünya ölçeğinde geniş yankı uyandırmış bulunuyor. Öyle anlaşılıyor ki, başta ABD ve İsrail olmak üzere, Avrupalı emperyalistler ve bölgenin despotik rejimleri bu düzeyde bir sonuç beklemiyorlardı. Emperyalist temsilciler şaşkınlıklarını gizlemiyorlar. Hamas'ın seçimlerden zaferle çıkması Filistin'de El-Fetih liderliğinde oluşturulmuş statükoyu sarsmakla kalmadı, Ortadoğu'da yürüyen emperyalist hegemonya kavgasına yeni bir boyut kazandırarak pek çok olasılığı da gündeme taşıdı.

Kadına Yönelik şiddet

Aylin Dinç

Geçtiğimiz yıl Kürt illerinde yapılan bir araştırma, evli kadınların töreye uymayan davranışlarında kocaları ve akrabaları tarafından korkunç yöntemlerle cezalandırıldıklarını ortaya koyuyordu. Araştırmaya göre, kadınlara uygulanan yaygın cezalar arasında burun ve parmak kesme, saç kazıma, cinsel organ dağlama, aç bırakma, duyu organlarına kezzap damlatma yer alıyor. Kadınlar, radyodan şarkı isteme, sinemaya gitme, izinsiz dışarı çıkma, eve geç gelme, kuma kabul etmeme, kocaya ve ailesine karşı çıkma, ailenin istemediği bir ilişki yaşama gibi nedenlerden dolayı işkenceye uğruyor, hatta öldürülüyor.

Burjuva Devletin Katliam Geleneği

Kerem Dağlı

12 Eylül faşizminin yaşadığımız topraklarda bıraktığı izler hâlâ canlıdır. Gerek '80 öncesi diye tabir edilen ve faşizmin iktidara gelişini hazırlayan süreç, gerekse de '80 sonrası, egemenlerin, iktidarları tehlikeye girdiğinde ne denli acımasız ve kanlı saldırılara girişebildiklerinin örnekleriyle doludur. Mart ayı, bu bakımdan faşist terörün ve katliamların bolca yaşandığı, hafızamıza kazımamız gereken örneklerle dolu bir aydır. Bundan tam 35 sene önce 12 Martta darbe yaparak yarı-askeri bir rejim altında devrimci hareketi boğmaya çalışanlar da, Kızıldere'de devrimcileri pusuya düşürüp katledenler de, 16 Martta faşistleri okullarından atmaya kalkışan devrimci öğrencilerin üzerine kurşun ve bomba yağdıranlar da, Gazi mahallesinde emekçilere kurşun sıkanlar da, Newrozlarda Kürt halkına kan kusturanlar da aynı geleneğin ve düzenin temsilcileridirler. Burjuvazinin geçmişte yaptıkları, gelecekte yapacaklarının da teminatıdır. Bu bakımdan yaşananları bir kez daha hatırlatmak ve ondan dersler çıkarmak boynumuzun borcudur.