Şubat 2006, no:11

Burjuvazinin Demokrasi Oyunu

Levent Toprak

Gerek dünya ve bölge ölçeğindeki siyasal gelişmelerin seyri, gerekse de iç siyasal takvim, Türkiye'de son birkaç yıllık göreli siyasi sükûnetin 2006 yılında değişmeye başlayacağına işaret etmektedir. Suriye'ye ve İran'a yönelik emperyalist baskının hızla tırmandırıldığı ve özellikle İran'a bir saldırı ihtimalinin gündemde olacağı, Türkiye'nin de bu planlara dahil edilmeye çalışıldığı bir uluslararası siyasal iklime ilaveten, içeride de seçim baskısının ve cumhurbaşkanlığı seçiminin gündemi artan ölçüde belirleyeceği görülüyor. Tüm bunlara düzen cephesinin Kürt sorununda yaşadığı sıkışmışlığı ve özellikle Kıbrıs meselesi dolayısıyla gerilimin artacağı anlaşılan AB ile ilişkilerdeki sorunları da eklemek gerekiyor.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /4

Mehmet Sinan

Marx, Doğu ve Batı uygarlıklarının kapitalizm öncesi gelişim çizgilerini incelerken, bu iki uygarlık çizgisi arasında (gerek mülkiyet biçimleri ve üretim ilişkilerinin, gerekse toplumsal ve politik yapıların oluşumu bakımından) esaslı farklılıkların bulunduğu gerçeğini saptamıştı. Sonunda her iki uygarlık çizgisi de kapitalizme varmıştır.

Sendikal Yasaklar Savaşarak Aşılır

İlkay Meriç

Avrupa Birliği uyum süreciyle birlikte çeşitli yasal düzenlemelere girişmek zorunda kalan Türkiye burjuvazisi, bu kapsamda 2821 ve 2822 sayılı sendikal yasaları da gözden geçirmeye ve yeni yasa taslakları hazırlamaya başladı. İşçi sınıfının militan sendikal örgütlülüğünü engellemeye, onu devlet güdümlü sendikalara mahkûm etmeye, grev yapmasını bin bir prosedürle olanaksız kılmaya çalışan, örgütlülüğün önüne devasa barajlar diken bu gerici sendika yasaları yaklaşık 23 yıldır yürürlükteler. Ve bugün Avrupa Birliği'ne gelin gitme telâşı içindeki Türkiye burjuvazisi, annesinin tepe tepe eskitip ona miras bıraktığı bu 'çeyizleri', deliklerini, yırtıklarını biraz oyayla, boncukla kapatıp çeyiz sandığına koymak istiyor.

İslam ve Kapitalizm

Kerem Dağlı

80'li yılların başından beri İslamcı hareketler, Cezayir'den Filipinler'e kadar oldukça geniş bir coğrafyada güç kazanıyor, yoksul işçi-emekçi kitlelerin de dahil olduğu milyonlarca insanı peşinden sürükleyebilen partiler olarak karşımıza çıkıyorlar. Bu hareketlerin kökleri çok daha gerilere uzansa da, kitleselleşerek iktidar mücadelesine girişecek denli güç kazanmaları özellikle son 25 yıllık dönemde söz konusu olmuştur.

Geçiş Sorunu ve Geçiş Programı / I

Elif Çağlı

Geçiş sorunu, emperyalist aşamaya yükselen kapitalizm döneminin proleter devrimler çağı oluşuyla doğrudan ilişkili bulunuyor. Lenin tarafından dillendirilen bu sorun, işçi sınıfının kitlesinin proleter devrim hedefine kazanılması ve mücadelenin bu hedef doğrultusunda ilerletilmesi amacıyla gündeme getirilmişti. Lenin'in geçiş sorununu ortaya koyuşu, bir zamanlar Marksist saflarda bir hayli tartışmaya neden olan aşamalı devrim anlayışına da verilmiş net bir yanıttı. Böylece, irili ufaklı tüm kapitalist ülkelerde devrimci programın işçi iktidarını amaçlaması gereğine işaret etmekteydi Lenin. Fakat onun ölümünden sonra Stalinist bürokrasinin egemenliğiyle birlikte Sovyetler Birliği'ndeki işçi iktidarı son bulacak ve dünya komünist hareketine de İkinci Enternasyonal oportünizminin ya da Rus Menşevizminin alâmeti fârikası olan aşamalı devrim anlayışı enjekte edilecekti.

şubat Devriminden Hatırlanması Gerekenler

Oktay Baran

Latin Amerika'da sınıf mücadelesinin yükseldiği, özellikle Ortadoğu ve Orta Asya'da emperyalist hegemonya kavgasının kızıştığı bir dönemden geçiyoruz. Dünya işçi sınıfı giderek daha büyük bir hızla emperyalist savaşlar-krizler sarmalının içine giriyor ve yer yer devrimci durumlar yaşanıyor. Dolayısıyla geçmiş devrim deneyimlerinin derslerini döne döne hatırlamak gerekiyor.

Gericiliğin Kuşattığı Bilim

Selim Fuat

Kapitalizmin içine girdiği derin tarihsel bunalım, kendini her türden akıldışı eğilimin toplumsal hayattaki yükselişiyle ve çürümeyle dışa vuruyor. Plüton'a uzay aracı gönderilmesinin gündemde olduğu bir dönemde, ABD'deki insanların önemli bir kısmı dünyanın güneş etrafında döndüğüne bile hâlâ inanmıyor. Ya da Fransız devriminin üzerinden neredeyse 220 yılın geçtiği Fransa'da, vergi ödeyen profesyonel astrologların sayısı 40 binin üzerinde. Dinsel ve mistik gericilik 'bilimsel' kanıtlarla körükleniyor.

Garp Cephesinde Yeni Bir şey Yok!

Utku Kızılok

Birinci ve İkinci Emperyalist Savaşta milyonlarca insan öldü, Avrupa kıtasında taş üstünde taş kalmadı. Ama bugün burjuva ideologları bizlere rahat olmamızı öğütlüyorlar. Bu korkunç dünya savaşlarının bir daha asla yaşanmayacağını, geçmişte yaşananlardan gerekli derslerin çıkarıldığını vaaz ediyorlar. Oysa kapitalist sistem sürekli savaş üreten bir mekanizmadır, o ortadan kalkmadan da savaşlar asla son bulmayacaktır.