Suphi Koray
Devletin “Derin” İşleri
Mehmet Ali Ağca’nın serbest bırakılmasıyla birlikte İpekçi suikastı yeniden gündeme geldi. Milliyet gazetesi başyazarı Abdi İpekçi 1 Şubat 1979’ta Maçka’daki evinin yakınlarında öldürülmüştü. Cinayeti işleyen Ağca ise birkaç ay sonra yakalanmıştı.
Domuz Gribi A.Ş.
Geçen yıl gündemi epeyce işgal eden domuz gribi salgınının ilaç tekelleri tarafından kasıtlı olarak abartıldığı ortaya çıktı.
Sermayenin 2010 Bütçesi
Devletin gelir ve giderlerinin belirlendiği 2010 yılı bütçesi 25 Aralıkta meclisten geçti. Gündemin yoğunluğunun da etkisiyle pek fazla ilgiye mazhar olamayan bütçe sessiz sedasız onaylandı. Oysa bütçe işçi sınıfı açısından ilgi gösterilmeyecek bir konu değil.
40 Milyon Litre Süt Sokağa Döküldü
Eylül ayında Avrupalı çiftçiler süt fiyatlarının düşmesini gerekçe göstererek milyonlarca litre sütü tarlalara döktüler. Belçika’da üç milyon litre süt, Hollanda-Almanya sınırında ise 500 bin litre süt tarlalara döküldü.
Irkçılık ve Göçmenlere Karşı Artan Saldırılar
Son aylarda başta Avrupa’da olmak üzere göçmen işçilere karşı yapılan saldırılar ve ırkçı gösteriler giderek artıyor. Bilinçli olarak tırmandırılan ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının etkisiyle göçmen işçiler, ciddi saldırıların boy hedefi haline getirilmişlerdir.
Kriz Devam Ediyor
TÜİK ekonomiyle ilgili yeni verilerini geçtiğimiz ayın başında açıkladı. 2009 yılının ilk üç ayına ait olan istatistikler, ekonominin %13,8 oranında küçüldüğünü gösteriyor. 2008’in son çeyreğinde ise ekonomi %6,2 küçülmüştü.
İstanbul’daki Yıkımların Düşündürdükleri
29 Mart yerel seçimlerinde oy kaybıyla da olsa ipi önde göğüsleyen AKP, seçim sonrasında İstanbul’un çeşitli semtlerinde yürüttüğü yıkımlarla, işçi-emekçi düşmanı bir parti olduğunu bir kez daha gösterdi.
Sermaye Elini Suyumuzdan Çek!
Gölgesini satamadığı ağacı bile kesen kapitalizmin suyu da metalaştırmasının üzerinden yıllar geçti. Artık su bedava değil, havanın meta haline getirilmesine de az kaldı! Canlılığın ve uygarlığın kaynağı olan su, diğer doğal kaynaklar gibi kapitalizmin kurbanı oldu.
CHP’nin Türbanla Dansı
CHP’nin tesettürlü kadınlara yönelik yürüttüğü yeni politika son günlerde burjuva cenahı en çok meşgul eden konu oldu. Ateşli tartışmaları tetikleyen hadise Sultangazi ilçesinde yapılan CHP töreninde Baykal’ın çarşaflı kadınlara parti rozeti takmasıydı. AKP’nin bu gelişmeye tepkisi ise beklenenden çok daha “olumlu” oldu.
Olimpiyatların Öteki Yüzü
eredeyse bütün ülkelerin kendi topraklarında yapılması için can attığı 2008 Olimpiyatlarını düzenleme hakkını Çin’in başkenti Pekin kazanmıştı. Hatırlanacak olursa 2000 Olimpiyatlarının İstanbul’da düzenlenmesi için Türkiye de yoğun bir kampanya başlatmış, başarısız olunca sonraki olimpiyatlar için hazırlıklarına devam etmişti. Türkiye şimdi de 2016 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapabilmek için kollarını sıvamış durumda. Dört yılda bir düzenlenen olimpiyatların 2012 ev sahibi ise İngiltere olacak.
Duydunuz mu zengin olmuşuz!
Adını Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) olarak değiştiren Devlet İstatistik Enstitüsü, sadece adını değiştirmekle kalmadı, milli gelir hesaplama yöntemini de değiştirdi. AB’ye uyum kapsamında 2004 yılından beri sürdürülen çalışmaların sonuçları Mart ayı başında açıklandı. Açıklanan yeni rakamlara göre, Türkiye’nin 2006 yılı gayrisafi yurtiçi hasılası birden bire %31,6 artarak 576,3 milyar YTL’den 758,3 milyar YTL’ye çıkmış oldu.
12 Eylül Kuşağı
12 Eylül’ün yarattığı tüm olumsuzluklara rağmen bu karanlığın sonsuza değin süreceğini düşünmek, umutsuzluğa kapılmak ciddi bir hata olur. İşçi sınıfının devrimci mücadelesi düz bir çizgi üzerinde ilerlemez. İnişler ve çıkışlarla, devrimler ve karşı-devrimlerle bezelidir sosyalist mücadele.
AIDS: Çağımızın Yeni Vebası
İnsanlık tarihinde hastalıklarla mücadele önemli bir yer tutar. Cüzamdan vebaya, gripten AIDS’e kadar birçok hastalıkla boğuşmak zorunda kalan insan toplulukları, nüfuslarının çok ciddi bir kısmını da bu hastalıklar sonucunda kaybetmişlerdir.
Tuzla Deri İşçilerinin Sorunları
Çok uzun yıllar boyunca Kazlıçeşme’de faaliyet gösteren tabakhanelerin 90’lı yıllarda Tuzla’ya taşınmasıyla birlikte deri işçilerinin çoğunluğu da Tuzla’ya göç etti ve Tuzla’nın çehresi oldukça değişti. Bugün Tuzla bölgesinde deri ve tersane işçilerinin yanı sıra yan sanayi dallarında faaliyet gösteren fabrikalarda çalışan işçi aileleri de oturuyor.
Emperyalist Toplantıların İçyüzü
Emperyalist piramidin tepesindeki sekiz ülkenin organize ettiği G8 zirvesi bu sene 6-8 Haziran tarihleri arasında Almanya’nın Rostock kentinde yapıldı. Emperyalistler, her yılın ortasında gerçekleştirdikleri bu toplantılarda kendileri açısından mevcut konjonktürün değerlendirmesini yapıyorlar. Bir başka toplantı ise İstanbul’da Mayıs ayı sonunda gerçekleştirilen ve burjuva iş âleminin önde gelen patronlarının, siyasetçilerinin, gazetecilerinin katıldığı Bilderberg zirvesiydi. Medyada çok yer işgal eden her iki toplantıda da emperyalistler kendi sorunlarını, kendi çıkarlarını tartıştı.
Mavi Gözlü Komünist Dev
12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin kültür-sanat alanında yarattığı karanlığın perdeleri yavaş yavaş yırtılmaya başlandı. Bilindiği üzere faşist darbe devrimci işçi hareketini silindir gibi ezmiş, sanattan politikaya yaşamın her alanını zapturapt altına almıştı. Faşist rejim tam 937 filmi sakıncalı bulduğu için yasaklamıştı. Bu kadar çok filmin yasaklanması faşist cuntanın korkaklığının yanı sıra, ‘80 öncesinde işçi hareketinin sinemaya ne kadar çok tesir ettiğini de gösteriyor. O döneme kıyasla bugün devede kulak kalan sayıda da olsa toplumsal konulara değinen filmlerin çekilmeye başlaması umut verici. 12 Eylül’ü sorgulayan Eve Dönüş ve Beynelmilel filmlerinin yanı sıra Nazım Hikmet: Mavi Gözlü Dev filmi de bu parmakla sayılabilen filmlerden biri.
Burjuvazinin Bilimselliği
Geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanlığı'nın '100 Temel Eser' olarak adlandırdığı ve öğrencilerin okuması gerektiğini düşündüğü kitapların çevirilerine dair haberler gazetelerde manşetlerden verildi. Birçok yabancı eserin çevirisinde, Pinokyo'nun, Heidi'nin dinsel motiflerle bezenmesi, Victor Hugo'nun hidayete ermesi gibi tahrifatlar söz konusu. Aslında burjuvazinin ders kitapları bunlardan çok daha ciddi çarpıtmalarla doludur. Fakat Türkiye burjuvazisi içindeki kapışma iyice ayyuka çıktığı içindir ki bu tür olaylar gündemin merkezine taşınmaktadır. Liberal burjuvazi içerisinden AKP hükümetine karşı eleştiriler söz konusu. Özellikle AB uyum sürecinde açık bir yavaşlamanın söz konusu olması liberal burjuvazinin de hükümete ikiyüzlüce yüklenmesine yol açmaktadır.
Profesyonel Spor: Kitlelerin Afyonu, Kapitalistlerin Bacasız Fabrikası
Kapitalist sistemde burjuvazi bir yandan işçi sınıfını her gün sömürebildiği kadar sömürürken, diğer yandan ertesi gün sömürüyü nasıl arttırabileceğini, yani nasıl daha fazla kâr elde edebileceğini hesap etmeyi de ihmal etmez. Kapitalizm özü itibariyle kâra dayalı bir sistemdir ve kapitalistlerin bu düzen içerisinde gerçekleştirdikleri her faaliyetin temel amaç ve nedeni kâr etmektir. Bu sanatta da böyledir, sporda da, bilimde de! Kapitalistler gölgesini satamadıkları ağacı bile keserler! Kapitalizmde bilim daha fazla kâr elde edebilmek; spor şovenizm ve pasifizm yaratmak; sanat ise kitlelerin bilincini burjuva ideolojisiyle bulandırmak için kullanılır.
Hormonlu Kapitalizm
Kapitalizm sadece sanayi devrimini yapmakla kalmadı; onu tarımla da birleştirerek tarımda da muazzam bir gelişimin önünü açtı. Küçük ve parçalanmış topraklarda üretimin yerine, makineleşmenin de yardımıyla devasa alanlarda çok daha büyük ölçeklerde üretimi mümkün kıldı. Fakat kapitalizm böylelikle insanlığı açlıktan kurtarmanın maddi önkoşullarını döşerken, bağrındaki amansız çelişkiler nedeniyle insanlığın büyük bir bölümünü açlığa mahkûm ediyor. Kapitalizm varlığını sürdürdüğü sürece de bu mahkûmiyet son bulmayacak!
