Aralık 2005, no: 9

şemdinli Olaylarının Gösterdiği

Deniz Moralı

şemdinli halkı, suçüstü yakaladığı kontracılarla, hem kapitalist devletin karanlık yüzüne bir kez daha ışık tuttu, hem de başbakanın sözde Diyarbakır açılımlarından sonra bir kez daha unutturulmaya çalışılan Kürt sorununu bir şamar gibi düzenin suratına çarptı. Olay sonrasında gelişen süreçte bölge halkının gösterdiği siyasal etkinlik düzen temsilcilerinin eteklerinin bir kez daha tutuşmasına yol açtı. Medya köşelerindeki akıl hocaları yine yana yakıla ne yapılacağını tartışıyorlar.

Modernleşen Despotizmin Sivilleşme Sancısı /3

Mehmet Sinan

Kapitalizm öncesi ekonomik-toplumsal oluşumlarla ilgili çalışmalarını bu dönemde kesintisiz olarak sürdüren Marx, doğuluların neden toprakta özel mülkiyete (feodal biçiminde de olsa) varamadıklarını sonunda keşfetmişti. Marx'a göre bunun birbirine bağlı iki nedeni vardı. Birinci neden, Doğu toplumlarında çok eski zamanlardan beri devam edegelen despotik devlet oluşumlarının varlığıydı. Bu tip devletler, tarımcı toplulukların üzerine çöreklenerek bu toplulukları her açıdan kendilerine bağımlı hale getiriyorlardı. Batı'da görülen güçsüz ve dağınık feodal devletlerden farklı olarak, Doğu'nun despotik devletleri son derece merkezi-bürokratik bir yapıda örgütlenmiş güçlü devletlerdi.

Faşizme Giden Yolda Maraş Katliamı

Akın Erensoy

Dünya ölçeğinde kendini hissettiren ekonomik ve siyasi istikrarsızlık giderek derinleşiyor. Dünya ekonomisinin eş zamanlı kriz eğilimi emperyalist-kapitalist sistemi çelişkilerin keskinleştiği, emperyalist hegemonya savaşının kızıştığı bir sürecin içine çekmiştir. ABD'nin başını çektiği emperyalist hegemonya savaşı dünyanın her köşesine yayılarak genişliyor; savaş, çoktandır günümüzün olağan gündemi haline gelmiş bulunuyor.

Ortadoğu: 'Özgürlük ve Demokrasi' Diyarı!

İlkay Meriç

Anayasa referandumunun 'özgürlüğe ve demokrasiye' giden yolda önemli bir adım olarak kutsandığı Irak'ta, 'hür' parlamenter seçimlerin yapılacağı 15 Aralık tarihi beklenirken, savaş cehennemi tüm Ortadoğu'yu kapsayacak şekilde genişliyor. ABD'nin hegemonyasını korumak ve pekiştirmek amacıyla Afganistan'da başlattığı ve ardından Irak'la beraber Ortadoğu'ya taşıdığı emperyalist savaş, sönümlenmek bir yana giderek daha da derinleşip yayılma eğilimi taşıyor. Irak'ı, 300 binden fazla insanın katledildiği Balkanlar'a dönüştürme yolunda istikrarlı bir şekilde yol alanlar, şimdi de Suriye'yi topun ağzına yerleştirdiler. Büyük lokma İran ise sıradaki yerini beklemeye devam ediyor.

Bütçe: Devletin Burjuva Karakterinin Bir Yansıması

Kerem Dağlı

Burjuva medyanın gündemini yoğun bir şekilde işgal eden, fakat işçi sınıfının pek de umursamadığı bütçe taslağı, yılsonuna doğru son halini almış olacak. Bütçe, bir yönüyle burjuva devletin faaliyet programını oluşturan bir siyasi belge, diğer yönüyle de bu faaliyetlerden etkilenecek yahut faydalanacak sınıflara ne kadar kaynak aktarılacağını gösteren bir mali belgedir. Burjuva iktisatçıların, daha ziyade, ne kadar 'açık' verdiği, bu açığın nasıl kapatılacağı, hangi kalemlerde tasarrufa gidilmesi gerektiği gibi yönleriyle tartıştıkları 2006 yılı bütçesi, aslında burjuvazinin yeni dönemde hayata geçirmeyi düşündüğü saldırıların da belgesi niteliğindedir. Hükümetin üç yıllık bir plan dâhilinde gündeme getirdiği bütçe taslağı, burjuvazinin ekonomi politikalarının hangi hedefler doğrultusunda ve hangi temellerde yürütüleceğinin de göstergelerini içeriyor.

Burjuva İşçi Partileri Üzerine

Elif Çağlı

Grevlerden mitinglere, çeşitli düzey ve büyüklükteki işçi eylemlerine eşlik eden sloganı pek çoğumuz duymuşuzdur: 'Dünya yerinden oynar, işçiler birlik olsa!' İşçilerin neşeli bir melodi ve militanca bir hareketlilik eşliğinde haykırdığı bu sloganı duydukça insanın içi devrimci heyecanla doluyor. Dünya burjuvalarının gerici propagandalarına inat, 'ben ölmedim' diyor işçi sınıfının yukarı kalkık yumrukları!

Devrimci İsyan Bayrağını Yükselt!

Utku Kızılok

Marx, bireyin mutluluğu toplumun mutluluğundan geçer demişti. Marx'ın vurguladığı üzere insan toplumsal bir varlıktır ve birey, toplum gerçek mutluluk düzeyine ulaştığında mutlu olabilir ancak. Oysa kapitalist düzen altında insanlar huzursuz, kaygılı ve mutsuzdurlar; burjuvazi insanın toplumsal varlığına karşı 'bireysel' var oluş fikrini yüceltmekte ve kolektivist değerleri insanın gelişimine ve doğasına yabancıymış gibi sunmaktadır. Burjuvazi üretimin kolektif olarak yapılmasına karşı çıkmazken, üretilen ürünlerin toplumsal paylaşımına karşı çıkmakta, özel mülkiyeti ve bireyciliği kutsamaktadır: her şey 'bireysel kurtuluş' için!

İşsiz İşçiler

Elif Çağlı

İşçi sınıfının kapsamını belirlerken nesnel hareket noktasını oluşturan işgücünü satmak kriterinin, işçinin kapitalist emek pazarında mutlaka bir alıcı bulacağı anlamına gelmediğini biliyoruz. İşsizlik sorunu, burjuva iktisatçıların suçu kapitalist düzenin sırtından başka yerlere yıkmak amacıyla kasıtlı olarak gösterdikleri gibi, yanlış ekonomik politikaların ya da işçi sendikalarının yükselen ücret taleplerinin vb. ürünü değildir. Gerçekte, işsiz bırakılmış bir emekçi nüfusu üretmeyen, aktif işçi ordusunun yanı sıra bir de yedek işçi ordusu yaratmayan bir kapitalizm düşünülemez. Çünkü kapitalizmin hizmetindeki makineleşme, bir taraftan kapitalistlere, işçi sınıfının daha önce el atamadıkları 'örneğin kadın işçiler gibi' yeni tabakalarını çalıştırma olanağı sağlarken, diğer taraftan da kendi yerlerini makinelerin aldığı işçilerin açıkta kalmalarına neden olarak bir artı-işçi nüfusu yaratır.

Evrimin Diyalektiği

İsmail Karagil

Genel olarak hayatın ortaya çıkışı ve özel olarak da canlılığın çeşitlenip gelişerek insanlığın ortaya çıkışı hep bir merak konusu olarak varlığını sürdürmüştür. Ama bu merakı gidermeye dönük ileri sürülen görüşlerin çoğu, içinde bulunulan dönemin egemen sınıflarının çıkarlarına uygun nitelikte olmuştur. Her olağan döneme hâkim olan düşünceler o dönemin egemen sınıflarının düşünceleridir. Hâkim düşüncelere ters düşecek fikirler ya baskı altında tutulur ya da sessizlik fesadı ile geçiştirilir. Canlılığın gelişim sürecini materyalist bir tarzda ortaya koyan ve yaratılış efsanesini çöp tenekesine gönderen evrim teorisi ise her ikisinden de nasibini almıştır.