Kerem Dağlı
Batı Demokrasilerinde “Derin Devlet” Olmaz mı?
Almanya’daki neo-Nazi cinayetlerinin ardından ortaya çıkan “derin devlet” bağlantıları, beraberinde ciddi bir tartışmayı da gündeme getirdi. Almanya uzun yıllardır göçmenlere dönük ırkçı saldırıların en yoğun yaşandığı Avrupa ülkelerinden birisiydi, fakat Alman devletinin genel tutumu olayları münferit vakalar gibi gösterip geçiştirmek yönündeydi.
Sosyalistler ve İşçi Sınıfı Arasındaki Güven Bunalımı /2
Türkiye sosyalist hareketinin tarihsel arka planının oluşturduğu temel o denli belirleyici olmuştur ki, aradan onyıllar geçmesine rağmen bu durum sosyalist hareketi kötürüm bırakmaya devam etmiş ve hareketin proleter bir sınıf temeline oturmasını büyük oranda engellemiştir.
Sosyalistler ve İşçi Sınıfı Arasındaki Güven Bunalımı /1
Yeni bir döneme girildiğine dair uzun zaman önce yapmış olduğumuz saptama, neredeyse tüm ana hatlarıyla geçerliliğini koruyor. Aradan geçen yıllar bu saptamamızı doğrulayan sayısız gelişmeye tanıklık etmemizi sağladı.
İngiltere’de İsyan
SSCB’nin çöküşünün ardından burjuva ideologları tarihin sonunu ilan etmiş ve sınıf mücadelelerinin nihayete erdiğini, emperyalist savaşların ve kapitalizmin ekonomik krizlerinin bir daha yaşanmayacağını, proletaryanın öldüğünü söylemişlerdi.
Burjuva Siyasetin Aracı Olarak Futbol
Son haftalarda futbol camiası üzerinden Türkiye’nin gündemine oturan gelişmeler ve ortaya dökülmeye başlayan kirli çamaşırlar, “futbol sadece futbol değildir” deyişini tekrar hatırlatmış ve profesyonel futbolun neye hizmet ettiğini bir kez daha göstermiştir: kapitalizme ve burjuva siyasete!
Arap Halklarının Kaderi Emperyalistlerin Ellerine Bırakılamaz!
2010 yılının son günlerinden itibaren Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan gelişmeler, bu coğrafyada uzun süredir hüküm süren siyasi, ekonomik ve toplumsal yapının değişmesi yönünde tarihi bir süreç başlatmıştır. Bu dönüşüm sürecinin açılışı, baskıcı rejimlerin zulmünden, işsizlikten, yoksulluktan, sefaletten ve savaşlardan bıkan Arap işçi ve emekçilerinin başlattığı isyan dalgasıyla gerçekleşmiştir.
Ortadoğu’da İşçi Sınıfı ve Sol / 2
“Arap sosyalizminin” ve devletçi uygulamaların terk edilmeye başlanması, Ortadoğu’nun işçi-emekçi sınıflarında ciddi bir dönüşüme sebep olmuştur. Bu değişimin başlangıcını 70’lerin başına kadar götürmek mümkündür. Çünkü 70’lerin başından itibaren, çeşitli ülkelerdeki hızı ve derinliği farklı düzeylerde olmakla birlikte, bir önceki dönemin politikaları terk edilmeye başlanmıştı.
Ortadoğu’da İşçi Sınıfı ve Sol /1
Arap halklarının diktatörlere ve baskıcı rejimlere karşı başlattığı isyan dalgası sürüyor. Emekçi kitlelerin Tunus’ta tutuşturduğu isyan ateşi, Cezayir’den Mısır’a, Bahreyn’den Yemen’e, Libya’dan Suriye’ye kadar Ortadoğu’nun neredeyse tamamına yayılmış durumda.
Anti-Emperyalizm Adına Diktatörleri Savunanlar
Arap coğrafyasını sarsan isyan dalgasının Libya’ya ulaşması ve hızlı bir şekilde iç savaşa dönüşmesinin ardından Kaddafi’yi hedef alan emperyalist bir müdahalenin başlaması, sol içindeki bazı hastalıklı yaklaşımların tekrar su yüzüne çıkmasına sebep olmuş durumdadır. Bu yaklaşımın temelinde, Libya’nın Tunus, Mısır ve diğer Arap ülkeleriyle kıyaslandığında olumlu yanları olduğu ve Kaddafi’nin “anti-emperyalist” bir çizgide bulunduğu anlayışı yatıyor.
Kadınlar Mücadelede Bir Adım Önde
Büyük bir isyan dalgasının Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı sarstığı şu günlerde, zalim diktatörleri devirmek için sokaklara dökülen kitleler içinde emekçi kadınlar da yerlerini alıyorlar. Miadı dolmuş bu baskı rejimlerinin ne gazı, ne copu, ne de kurşunu mücadeleci kadınları durdurmaya yetiyor. Onlar da tıpkı sınıflarının erkekleri gibi kavgada öne atılmaktan geri kalmıyorlar.
Hizbullah Tartışmaları Üzerine
Çoğu insanın 1990-2000 yılları arasında Kürt illerinde yaşanan vahşi cinayetlerden ve saldırılardan hatırladığı Hizbullah, geçtiğimiz ay, liderlerinin tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesiyle tekrar gündeme geldi. Bu tahliyelerin hemen akabinde AKP karşıtı burjuva medyada salvo atışları başladı.
Hukukun Üstünlüğü ve Bağımsız Yargı Üzerine
Hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı konusu üzerine, gerek burjuva medyada gerekse de burjuva politikacılar arasında sık sık tartışmalara şahit olmaktayız.
NATO Zirvesi ve Füze Kalkanı Projesi
Kasım ayında Lizbon’da gerçekleşen NATO zirvesinden çıkarılabilecek en temel sonuç şudur; Amerikan emperyalizmi, tüm NATO ülkelerini kendi politikalarının ve planlarının bir parçası haline getirmek yolunda ciddi bir adım daha atmıştır. NATO üyesi 28 ülke tarafından oybirliğiyle kabul edilen yeni stratejik konsept, ABD’nin hegemonyasını pekiştirmek ve sağlamlaştırmak için izlediği politikaların NATO’ya uyarlanmış bir özeti mahiyetindedir.
Zoraki Demokratlar, Statükocular ve İkiyüzlülük
Referandum, yerini seçim sürecine bırakmış durumda. Dolayısıyla önümüzdeki 8 ay boyunca gündemi işgal edecek tüm konularda, burjuva partilerin tutumlarını, dozu iyice artacak olan siyasi rekabetin belirleyeceği açıktır. Burjuva kamplar arasında süregelen kapışma bu rekabeti daha da kızıştırmaktadır.
Avrupa’da Romanların Sınırdışı Edilmesi ve Yükselen Irkçılık
Onları en çok sokaklarda çiçek satarken veya çaldıkları oynak havalarla ve her daim neşeli halleriyle hatırlarız. Hayatın zorluklarına, çilelerine ve dayattığı zorunluluklara boşvermiş gibidirler. Yüzleri güleçtir, ağız dolusu küfürlerle kavga etmeyi ve bir de bağıra çağıra konuşmayı severler.
“Değişen” Obama ve Emperyalist Savaş Süreci
Tüm dünyada burjuva medya, büyük puntolar ve iddialı manşetlerle ABD’nin bütün muharip askerlerini Irak’tan çektiğini duyurdu. Gazeteler gelişmeyi sanki ABD tüm askerlerini Irak’tan çekiyormuş –ve dolayısıyla da Irak işgali sona eriyormuş– gibi verdi.
Eksen Kayması mı, Emperyalistleşen Türkiye’nin Yeni Pazar Arayışları mı?
“Eksen kayması” tartışmaları, Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki “one minute” çıkışından bu yana devam ediyor. Esasen İsrail ve ABD kaynaklı olan bu kavram, kısa sürede statükocu cenahın AKP’yi sıkıştırmaya yönelik temel argümanlarından biri haline gelmiştir.
Kapitalizm Gençliği Uyuşturuyor /2
Uyuşturucu belâsını insanlığın başına saran ve ondan her yolla faydalanmaya çalışan burjuvazinin, bir yandan da sözde “uyuşturucuyla mücadele” kampanyaları düzenlemesi boşuna değildir.
Kapitalizm Gençliği Uyuşturuyor /1
Son dönemde medyada, uyuşturucunun pençesine düşen ve hayatları mahvolan gençlerle ilgili haberler yine artmaya başladı. Bunları, Kürtlerin ve Romanların yoğun olarak yaşadıkları mahallelere yapılan polis baskınlarıyla ilgili haberler takip ediyor.
Irak Seçimleri, Nükleer Zirve ve “Barışçıl Emperyalizm”
Üçüncü dünya savaşının başlamış bulunduğu gerçeği, artık kimi burjuva yorumcular tarafından da dile getirilmeye başlandı. Bu emperyalist yeniden paylaşım savaşı, doğal olarak, inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Yeniden paylaşıma ve hegemonya kavgasına konu olan bölge ise sürekli olarak genişliyor.
Emperyalist İkiyüzlülük ve İnkârcı Zihniyet
Nisan ayı, baharı, doğanın uyanışını, canlanışını simgelediği için hep sevinçle, umutla karşılanan, beklenen bir ay olmuştur. Yenilenmenin, bereketin, coşkunun ayıdır çünkü Nisan. Hep iyi, olumlu ve güzel şeylerle nitelenmiştir.
Burjuva Devletlerin “Kozmik” Sırları
Genelkurmay karargâhındaki “kozmik oda”da yürütülen arama faaliyeti geçtiğimiz günlerde sona erdi, ancak gelişmeler ve tartışmalar gündemi işgal etmeye devam ediyor.
Statükocu Kemalistlerin Kan Kokan “Nefes”i
“Nefes: Vatan Sağolsun” filmi, geçtiğimiz haftalarda gösterime girdi ve beklendiği gibi yüksek bir izleyici kitlesine ulaştı. Apoletli medya, tam da kendisinden beklendiği gibi filmi şişirdikçe şişirdi ve olabildiğince ilgi uyandırmaya çalıştı.
IMF-DB Zirvesinin Ardından
İstanbul’da gerçekleşen IMF ve Dünya Bankası toplantıları, burjuva medyanın Türkiye’yi dev aynasında gösteren abartılı haberleri eşliğinde geldi geçti.
Hegemonya Yarışının Gölgesindeki IMF-DB Toplantısı
Emperyalist-kapitalist sistemin egemenlerinin gündemi Eylül ayında oldukça yoğun geçiyor. Nisan ayında Londra’da yapılan G-20 zirvesinin devamı, 24 Eylülde Pittsburgh’ta yapıldı. Aynı tarihlerde New York’ta da BM genel kurulu toplandı. 6-7 Ekim tarihlerinde ise İstanbul’da IMF ve Dünya Bankası’nın (DB) ortak toplantıları yapılacak.
Irak’tan Afganistan’a Obama’nın “Yumuşak Güç”ü
Süregiden hegemonya yarışı ve emperyalist paylaşım kavgasında ABD emperyalizminin çıkarlarını temsil eden ve Bush döneminde yürürlüğe konmuş olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), tüm aksaklıklara ve revizyonlara rağmen devam ediyor.
Sri Lanka Dersleri
Ulusal sorun, varolduğu her yerde sol hareket açısından bir “turnusol kâğıdı” işlevi görmüştür ve bu özelliği halen devam etmektedir. Ulusal sorun konusunda yanlış bakış açısına sahip olan politik hareketlerin, işçi sınıfını ilgilendiren diğer önemli ve belirleyici meselelerde de çoğunlukla hatalı pozisyonlara düşmeleri, işçi sınıfının bağımsız siyasi çizgisinden sapmaları neredeyse bir kural haline gelmiştir.
Emperyalist Planlar Kafkasya’ya Barış Getiremez
AKP hükümetinin Nisan ayından beri yürüttüğü “Ermenistan’la ilişkileri normalleştirme” girişimi, geçtiğimiz yılın sonlarında başlayan Kafkasya atağının devamı olarak okunması gereken bir hamledir.
G-20 Zirvesi ve Çatışan Emperyalist Çıkarlar
Dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 80’ini temsil eden 20 ülkenin katıldığı G-20 zirvesi, geçtiğimiz Nisan ayı başlarında Londra’da toplandı.
Gericileşen Burjuvazinin Akla ve Bilime Saldırısı
2009’un UNESCO tarafından “Darwin Yılı” ilan edilmesiyle birlikte evrim teorisi konusundaki tartışmaların alevleneceği zaten belliydi. Türkiye’de de tartışma, Bilim ve Teknik dergisinin Darwin’le ilgili kapağının sansürlenerek değiştirilmesiyle gündeme girdi.
Gazze’de Mazlumu Savunurken Diyarbakır’da Zalim Kesilenler
“İkiyüzlülük” sözcüğü kadar burjuvazinin sınıfsal karakterine uygun sıfat az bulunur. Bir yanda milyonlarca insandan oluşan Kürt halkının varlığını dahi on yıllarca kabule yanaşmayacaksın, diğer yanda ise Gazze’de katledilen mazlumların hamisi rolüne soyunup bunu emperyalist emellerine örtü yapacaksın.
Devletin Kürtçe “Şeş”irtmecesi
TRT’nin Kürtçe kanalı TRT 6’nın faaliyetine başlamasıyla birlikte Kürtçe ve Kürt sorunu üzerinde yürüyen tartışmalar da bir anda alevlendi. Çoğunlukla AKP’nin seçimlere yönelik “Kürt açılımı” olarak nitelendirilen bu duruma, yine TRT’de Alevi kesime dönük yapılan Muharrem ayı yayınları ve Nazım Hikmet’in vatandaşlığının iade edilmesi gibi hadiseler de eklenince tartışma daha da genişledi. Hepsinin üzerine, Kürtçe televizyon kanalını üniversitelerde açılacak Kürdoloji bölümlerinin takip edeceği, cezaevlerinde Kürtçe konuşma yasağının kalkacağı, Madımak Otelinin müze yapılacağı yolundaki açıklamalar gelince süreç daha da ilginç bir hal aldı.
2009’a Girerken: Kapitalizm Krizde, İşçiler Ayakta
2008 yılı, kapitalist sistemin küresel krizinin iyice açığa çıktığı, hegemonya yarışında ve emperyalist savaş sürecinde ise önemli dönüm noktalarının yaşandığı bir yıl oldu. Ekonomik krizin yarattığı şok dalgaları ve dünyanın hegemon gücü ABD’deki başkanlık seçimi en çok akıllarda kalan gelişmeler olsa da, yaşananları derli toplu bir biçimde değerlendirmek 2009’da işçi sınıfını ve onun öncü güçlerini nelerin beklediğini görebilmek açısından önemlidir.
Ekonomik Kriz ve Sendikalar
Kapitalizmin dünya çapında içine girmiş olduğu ekonomik kriz, giderek kızışan emperyalist savaş süreciyle de paralel olarak derinleşiyor. Sistemi krizden çıkarmak ve krizin sermayeye olan etkisini en aza indirmek için çırpınan burjuva hükümetler, birbiri ardına önlem paketleri açıklıyor ve çeşitli tedbirler alıyorlar. Ancak kriz yatışmadığı gibi, borsalar sürekli olarak düşmeye devam ediyor.
Küresel Isınma ve Emperyalist Paylaşım
Küresel ısınmanın yol açtığı ve açacağı olumsuz sonuçlar o kadar çeşitli ve karmaşık ki, henüz tam bir dökümünü yapmak bile mümkün değil. Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece doğal felâketlerde ölenlerin sayısı, savaşlarda ölenlere yaklaşmış durumda. Ve hem doğal felâketlerin hem de bu afetler sonucu ölenlerin sayısında, son on yıllık dönemde ciddi artışlar var.
