Akın Erensoy
İnsan Hakları ve İşçi Sınıfı
Birleşmiş Milletler’in 10 Aralık 1948’de ilan ettiği, bu sene 59. yılı kutlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kökleri iki buçuk asır öncesine dayanıyor. İlk “İnsan hakları” bildirgesi 12 Haziran 1776’da ilan edilen Virginia İnsan Hakları Bildirgesi’dir.
Savaşa ve Şovenist Akıntıya Kapılma!
Türkiye’deki milliyetçi yükseliş geçici bir olgu değildir. Önümüzdeki süreçte, emperyalist savaşın genişlemesine bağlı olarak, gerek dünyada gerekse Türkiye’de milliyetçilik ve militarizm alabildiğine azdırılacaktır. Bu nedenle, içine girdiğimiz dönemde enternasyonalist komünistlerin ve öncü işçilerin görevleri daha da ağırlamış bulunuyor.
Gladkov'un Çimentosu
Yalnız Kalan Devrimin Çelişkileri
1917 Ekim Devrimiyle tarihte ilk kez, ezilen, dışlanan, itilen, hor görülen, baldırı çıplaklar denilerek aşağılanan sınıflar, kendilerini bu konuma düşüren sömürü sistemini, kapitalizmi alaşağı ettiler. Yıktılar onu! Tarihte ilk kez ezilenler, giriştikleri büyük ölçekli bir kavgadan muzaffer çıktılar! Spartaküs'ün ve yoldaşlarının yüreğinde bir kıvılcıma dönüşen, onları yakıp kavuran yeni bir toplum ideali, asırlar sonra 1917 Ekim Devrimiyle bir gerçekliğe dönüşme şansı buldu. Spartaküs'ün ve yoldaşlarının kavgaları, zalimlere karşı verdikleri insanüstü mücadele, yüreklerimizde daima yaşayacak! Onlar köleliğin zincirlerinden kurtulmayı, özgürlüğü öyle özlemişlerdi ki, bu özlemlerini anlatabilmek için Roma'ya karşı ayaklandıktan sonra kurdukları kente Güneş şehri adını verdiler. Evet, onların isteği güneş kadar parlak, güneş kadar ulu, güneş kadar geniş ve sıcacık bir toplumdu. Ama o günkü toplumsal gelişme düzeyi tüm bu özlemlerin hayata geçmesine izin verecek nesnel şartları sunmuyordu.
Faşizme Giden Yolda Maraş Katliamı
Dünya ölçeğinde kendini hissettiren ekonomik ve siyasi istikrarsızlık giderek derinleşiyor. Dünya ekonomisinin eş zamanlı kriz eğilimi emperyalist-kapitalist sistemi çelişkilerin keskinleştiği, emperyalist hegemonya savaşının kızıştığı bir sürecin içine çekmiştir. ABD'nin başını çektiği emperyalist hegemonya savaşı dünyanın her köşesine yayılarak genişliyor; savaş, çoktandır günümüzün olağan gündemi haline gelmiş bulunuyor.
'Dünyayı Sarsan On Gün'
1914 Temmuzunda, savaşa günler kala Petrograd sokaklarında barikatlar yükseliyordu. Yüz binlerce işçi şalterleri indirmiş ve greve çıkmıştı. Çarlık hükümeti onlarca işçi önderini ve sosyalist milletvekilini tutuklatmış, sürgüne göndermiş, ama yine de işçi hareketinin önünü alamamıştı. 1914'ün Ocak ayında grevci işçilerin sayısı 1 milyon 450 bin olarak hesaplanmıştı. Grevler giderek siyasal bir içeriğe bürünmüş ve Çarlığın temellerine yönelmişti. Denilebilir ki, Rusya'da devrim başlamıştı. Fakat savaş geldi ve milyonlarca işçinin bilincini uyuşturan ulusal duygunun hortlamasına neden oldu.
IMF ve Dünya Bankası'na Karşı Doğru Tutum
Türkiye gibi ülkelerde ekonomik kriz riski gündemden düşmüyor. Son yıllarda dünya ekonomisinin de genel anlamda bir kriz eğilimi içinde olması nedeniyle bu gibi ülkelerde patlak veren krizler giderek artıyor. Krizlerin etkisi gelişmiş kapitalist ülkelere nazaran daha az gelişmiş Türkiye gibi kapitalist ülkelerde daha yıkıcı oluyor. Bu durum kapitalist dünya ekonomisinin organik yapısından kaynaklanıyor. Krizler gerçekte bir bütün olarak bu sistemin krizleri olmasına rağmen, öncelikle ve en sık olarak sistemin en zayıf noktalarında açığa çıkıyor. Türkiye, Brezilya, Arjantin, Peru gibi ülkeler kapitalist dünya ekonomisi içinde bu tür noktaları oluşturuyorlar.
Irak'taki Emperyalist Savaşın İkinci Yılı
Sonuçlar ve Olasılıklar
Bugünkü emperyalist statüko sarsıldıkça, bölgedeki halklar uyanabilir ve savaş istemeden de olsa kitleleri anaforun içine çekebilir. Kapitalizmin itici gücü savaş, bir taraftan insanlığın tüm maddi ve kültürel güçlerini bir yıkımın eşiğine getirirken öte taraftan da, istemeden de olsa yeni gelişmelerin önünü açıyor. Bu, tarihte her zaman böyle olmuştur ve yine böyle olmaktadır. Gelişmelerin temelinde sınıflar savaşımı vardır. Zorunluluklar tesadüfler ile birleşerek ve birbirini etkileyerek bir bütün meydana getirirler. Savaşlar devrimlerin anasıdır der Marksist önderler. Her büyük savaş büyük gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Birinci Emperyalist Savaş, bu büyük yıkım aygıtı, Ekim 1917 Devrimine de hayat vermiştir. Ve bu devrimdir ki, emperyalist-kapitalist sistemi yörüngesinden çıkartarak tarihin gidişatını değiştirmiştir.
