Bora Koçak

Milliyetçilik Fırtınası

Bora Koçak

Türk burjuvazisinin AB süreciyle birlikte milliyetçilik fırtınası hem sağdan hem 'sol'dan esmeye veya daha doğrusu sökün etmeye başladı. Toplumun gözünde sol olarak görülen 'sosyal-demokrat' kesimlerin yanı sıra, 'gerçek' solun da milliyetçilik ezeli zaafıyla özürlü olması her alanda uyanık olmayı ve işçi sınıfının enternasyonalist çıkarlarını savunmayı gerektiriyor. Ortaya çıkmak için bile iki tane yazara ihtiyaç duyan Metal Fırtına adlı kurgu-roman da bu milliyetçi fırtınanın yoğunlaşmış bir ifadesi olarak karşımıza çıkıyor.

Kapitalizm ve Çocuk İşgücü Sömürüsü

Bora Koçak

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) '4. Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü' vesilesiyle, bu yıl küçük-ölçekli madenlerde ve taşocaklarında çocukların çalışmasının yasaklanması çağrısında bulundu. Bu işkolunda çalışan 5 ilâ 18 yaş arası çocuk işçilerin sayısının yaklaşık 1 milyona ulaşmış olması, kampanyanın arkasındaki en büyük neden olarak gözüküyor. Gelgelelim bu korkutucu tablo karşısında burjuvaziden somut bir çözüm önerisi beklemek anlamsız.

Son Gülen İyi Güler: Büyüyen İşçi Sınıfı

Bora Koçak

Sovyetler Birliği ve benzeri ülkelerdeki bürokratik diktatörlüklerin çözülme sürecine girmesiyle birlikte, burjuvazi yalnızca komünizmin yahut Marksizmin (veyahut da tüm ideolojilerin) öldüğünü beyan etmekle kalmamış, aynı zamanda, işçi sınıfının tarih sahnesinden silindiğini de buyurmuştu. Her daim hazır bekleyen ideologlarını yardıma çağırarak, bunlara tarihin sonunun geldiğini, proletaryaya veda edilmesi gerektiğini ve kapitalizmin kadir-i mutlak olduğunu vaaz etmelerini tembihlemişti. Bu dönemde maddi dayanağını ve cüretkârlığını Doğu Bloku'nun çözülüşünden alan bu fikirlere karşı Marksizmin ideolojik mevzilerini korumak samimi komünistler açısından son derece yakıcı bir sorundu. Zira gelişen süreçte de bu görüşler etkisini hissettirecekti.