Serhat Koldaş

Terör Ne, Terörist Kim?

Serhat Koldaş

Burjuva egemenliğine karşı yürütülen devrimci mücadelenin en temel ayaklarından birini hiç kuşkusuz ki, ideolojik mücadele oluşturmaktadır. Burjuvazi elindeki her türlü olanağı kullanarak kitlelerin bilincini dumura uğratmaya ve gerçeklik algısını kendi çıkarları doğrultusunda çarpıtmaya çalışmaktadır.

Psikolojik Savaş: Kirli Düzenin Kirli Yöntemleri /2

Serhat Koldaş

Türkiye’deki ve dünyadaki psikolojik savaş uygulamalarını ele aldığımızda, kapitalist düzenin işçi ve emekçi yığınları kandırmak üzere izlediği kirli yöntemlerin hiçbir ahlâki sınır tanımadığını görürüz. Türkiye’de egemenler, kendi varlıklarını veya çıkarlarını tehdit eden her muhalif hareketi yok etmeye çalışmış, bu amaçla topluma yönelik psikolojik savaş operasyonlarını devreye sokmuş, gerekli gördüğünde örgütsüz ve bilinçsiz yığınları kullanarak linç kampanyaları tertiplemiştir.

Psikolojik Savaş: Kirli Düzenin Kirli Yöntemleri

Serhat Koldaş

Son aylarda generallerden siyasetçilere, ulusalcılardan liberallere kadar herkes muarızlarını “psikolojik savaş yürütmekle” suçluyor. Liberal çevreler askeri bürokrasinin ve ulusalcıların psikolojik savaş uygulamalarını ve planlarını “kısmen” teşhir ediyor.

Yeltsin’den Putin’e Rus Bonapartizmi

Serhat Koldaş

Haziran ayı başında Putin, Pikalyevo’da krizden etkilenerek kapanan 3 fabrikanın işçilerinin karayolu kapatma eylemi üzerine bölgeye giderek duruma müdahale etti. Medyanın eşliğinde kapanan fabrikaların ücretleri ödemeyen patronlarıyla toplantı düzenleyen Putin, kameraların önünde patronları azarladı.

Devletçilik Marksizm Değildir

Serhat Koldaş

Düne kadar devletin sanayi, finans ve hizmet sektörlerinde çok fazla rol üstlendiğinden şikâyet ederek özelleştirmeleri hararetle destekleyen burjuvazi, dünyayı sarsan ekonomik krizle birlikte, iflasa sürüklenen işletmeleri kurtarması için devleti feryat figan göreve çağırıyor.

TC Burjuvazisinin Kafkasya Atağı

Serhat Koldaş

CHP yöneticilerinden Mustafa Özyürek’in, “Ermenistan, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını tanımamakta ve Türkiye’nin soykırım yaptığını iddia etmektedir. Bu adımlar, karşı tarafa cesaret vermektedir. Uluslararası ilişkilerde bu tür girişimlerin bir yararı yoktur. Bu girişim, Ermenistan’ın gururunu okşayıcı bir girişimdir” açıklamasını, Baykal’ın Ermenistan’ın Dağlık Karabağ işgalini hatırlatan açıklamaları takip etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay da “Türk milleti, akılsız ve yalan bir şekilde soykırımla itham ediliyor. Bu konularda Ermenistan’ın geri adım atacağına dair en ufak bir işaret yokken, böylesi bir ziyaret son derece gereksiz” dedi. TC’nin Ermeni soykırımını inkâr temelinde sürdürdüğü propaganda, statükocu kesimin sözcülerince bir kez daha dile getirildi.

Ergenekon Soruşturması: Devletin Derinliklerinde Tasfiye Manevrası

Serhat Koldaş

Yıllardır Türkiye’deki siyasal çekişmelerin ana eksenini belirleyen olgu, AB yanlısı burjuva kesimler ile sivil-asker bürokrasi arasındaki iktidar paylaşımına endeksli it dalaşıdır. Kimi süreçlerde durulmuş gibi görünen, kimi dönemlerde ise şiddetlenerek gündemi belirleyen bu çatışma, Ergenekon soruşturması ile farklı bir boyuta ulaştı.

'Çin Mucizesi'

Serhat Koldaş

Çin'in son yıllardaki ekonomik gelişmesi, önemli etkiler yaratan bir olgu olarak, tüm dünyanın ilgi odağı olmuş durumda. Sıradan insanlar genellikle Çin'in bu gelişmesine hayranlık ve gıpta ile bakıyor, sol maskeli milliyetçiler de bunu körüklüyor. Ama diğer yandan da ekonomik çıkarları zedelenen burjuva kesimler aracılığıyla bir anti-Çin propagandası yapılıyor. Bu durumda, Çin'de yaşananların gerçekten imrenilecek şeyler olup olmadığını işçi sınıfının bakış açısıyla ortaya koymak gerekiyor.

Derin Devlet mi, Burjuva Devlet mi?

Serhat Koldaş

20. yüzyılın başlarında Lenin, en demokratik kapitalist ülkelerde bile burjuvazinin 'kara kaplı defterlerinden' söz ediyordu. Hükümetlerin değişmesi ile burjuva devletin sınıfsal özünün, yani onun burjuvazinin egemenlik aygıtı olduğu gerçeğinin değişmeyeceği Marksistler tarafından daima vurgulanmıştır.Sınıflar üstü bir rejim gibi sunulan demokratik cumhuriyet gerçekte burjuvazi için demokrasi, işçi sınıfı için diktatörlüktür. Burjuva demokrasisi, işçi sınıfının ikna yoluyla kandırılabildiği ve zapturapt altında tutulabildiği en olağan dönemlerinde bile 'kara kaplı defterler' demektir.