Deniz Moralı

Ecevit Kimdir?

Deniz Moralı

Ecevit öldü. Ardından dökülen gözyaşlarına bakınca burjuvazinin başı sağ olsun demeden edemiyor insan. Medya kalemlerinden sağlı sollu politikacısına, bürokratından devlet adamına kadar düzenin neredeyse tüm önde gelen temsilcileri Ecevit'i yere göğe sığdıramadılar. Dürüsttü, ilkeliydi, demokrasi savaşçısıydı, kahramandı, nazikti, mütevazıydı, çalıp çırpmamıştı, entelektüeldi, şairdi, duygu adamıydıâ?¦ Doğrusu Ecevit'in Türkiye'deki burjuva düzenin bekası için geçmişte gördüğü hizmetler düşünüldüğünde, burjuvazi onun için ne denli methiyeler düzse ve onu halkın gözünde parlatmaya çalışsa yeridir.

Dövüşenler ölenlerin tutmaz yasını!

Deniz Moralı

Ocak ayı yalnızca iklim açısından değil işçi sınıfının tarihsel mücadelesinin takviminde de adeta bir kışı andırır. şüphesiz mücadelenin uykuya yatması anlamında değil, tarihsel kavgamızda birçok önemli kaybımızın adeta özel bir yoğunlukla bu aya isabet etmiş olması anlamında. 15 Ocak 1919'da Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht'i, 21 Ocak 1924'te Lenin'i, 28 Ocak 1921'de de Mustafa Suphi ve yoldaşlarını yitirdik.

şemdinli Olaylarının Gösterdiği

Deniz Moralı

şemdinli halkı, suçüstü yakaladığı kontracılarla, hem kapitalist devletin karanlık yüzüne bir kez daha ışık tuttu, hem de başbakanın sözde Diyarbakır açılımlarından sonra bir kez daha unutturulmaya çalışılan Kürt sorununu bir şamar gibi düzenin suratına çarptı. Olay sonrasında gelişen süreçte bölge halkının gösterdiği siyasal etkinlik düzen temsilcilerinin eteklerinin bir kez daha tutuşmasına yol açtı. Medya köşelerindeki akıl hocaları yine yana yakıla ne yapılacağını tartışıyorlar.

Kürt Sorunu Tartışması

Deniz Moralı

Düzen cephesi hararetli biçimde 'Kürt Sorunu'nu tartışıyor. Bir süre önce 'aydınlar girişimi' ile başlayan tartışmanın tansiyonu Başbakanın Diyarbakır gezisi ile iyice yükseldi. Önce Ankara'da, ardından Diyarbakır'da konuşan Başbakan, sorunun adının 'Kürt Sorunu' olarak konması gerektiğini, devletin geçmişte 'hatalar' yaptığını, meselenin 'demokratik cumhuriyet' içinde çözüleceğini söyledi. Başbakan, 'terörle mücadelenin' kesintisiz süreceğini, 'bölücülüğe' ve Türkiye'nin 'birlik ve bütünlüğünün' bozulmasına izin verilmeyeceğini söylemeyi de ihmal etmemesine rağmen, düzenin statükocu güçleri hop oturup hop kalktılar. Kimisi, 'Kürt sorunu yok terör sorunu var' diye parmak salladı, kimisi sorunun 'sosyo-ekonomik geri kalmışlık' olduğunu vurguladı. Kimisi de 'daha fazla demokrasi'ye gerek olmadığını, mevcut demokrasinin 'yeterli' olduğunu söyledi.

Ermeni Sorunu: Gerçekler Direngendir

Deniz Moralı

Türkiye'de egemen sınıfın yazdığı resmi tarih, onun kendi egemenliğini sürdürmesinin temel bir vasıtasıdır. Bu resmi tarihin en belli başlı unsurları olan Ermeni düşmanlığı, Rum düşmanlığı, Kürt düşmanlığı ve komünist düşmanlığı vasıtasıyla egemenler, daima hedef şaşırtarak işçileri ve diğer emekçi halk kitlelerini birbirine karşı kışkırtmış ve aralarında güvensizlik tohumları ekmeye çalışmıştır.