Oktay Baran

Arap Halklarının İsyanından Dersler

Oktay Baran

Tunus’la başlayıp Mısır’la devam eden, Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında neredeyse uğramadık durak bırakmayan kitle ayaklanması dalgasının üzerinden bir yıl geçti. Bugün sözkonusu dalga zayıflayarak da olsa halen etkisini korumakta, gelgeç bir olgu olmadığını da kanıtlamaktadır.

Kapitalist Avrupa’nın Bunalımı

Oktay Baran

Milenyumla birlikte, kapitalizmin olağan çevrimsel krizlerin boyutunu aşan bir tarihsel krize girdiği ve bu krizden kolayına bir çıkışın olmayacağı saptamasını yapmıştık. O günden bu yana ekonomi iniş çıkışlar gösterse de, içine girilen kriz genel olarak derinleşiyor.

Dünya Devrimi Bir Hayal mi?

Oktay Baran

Ortadoğu’daki emekçi halk seferberliği, Tunus’tan başlayarak giderek militanlaşıp bölgenin belli başlı tüm ülkelerine yayılmaya başladığında, burjuva medya bu olguyu domino etkisi olarak adlandırdı. Bir ülkede başlayan bir devrimci seferberliğin onunla doğrudan ilişkili ülkelere yayılması anlamında betimleyici bir işlevi olan bu “domino etkisi” kavramının olayları anlamamız bakımından bir yararı vardır kuşkusuz.

İşçi Sınıfı ve Demokrasi Mücadelesi

Oktay Baran

12 Eylül 1980 darbesi işçi sınıfı hareketini ezmek, onun devrimci öncüsünü yok etmek üzere girişilen faşist bir darbe idi. Bu darbe aynı zamanda 70’li yılların sonlarında ivmelenen Kürt hareketinin de önünü kesmeyi amaçlıyordu. Faşist darbe yalnızca işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen Kürt halkının örgütlülüklerini dağıtmakla, devrimci öncülerini yok etmekle ya da zindanlarda çürütmekle yetinmedi.

Nükleer Santrallere Geçit Vermeyelim

Oktay Baran

Çernobil’deki nükleer felâketin üzerinden 25 yıl geçti. Araya giren çeyrek asra rağmen, Çernobil nükleer santralinin bulunduğu binlerce kilometrekarelik bölge halen insanlar açısından yaşanabilir değil. Bu durum en azından birkaç asır daha devam edecek.

Kapitalist Cinayet: Nükleer Santraller

Oktay Baran

Dokuz büyüklüğünde bir deprem ve ardından gelen dev dalgalar. Japonya büyük bir yıkımla boğuşuyor. 10 bini aşkın insan can vermiş durumda ve her geçen gün kayıp olduğu söylenen 20 bin insandan bir yenisi daha bu sayıya ekleniyor. Ülkenin yaşadığı yıkımın maddi boyutunun da 300 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. 300 binden fazla insan geçici barınaklarda yaşam kavgası verirken, 25 bin kişinin de sokakta yaşamak zorunda kaldığı belirtiliyor.

Sosyal-Şovenistlerin Irak Petrolü Tasası

Oktay Baran

Kürt sorunu yakıcılığından hiçbir şey kaybetmeden orta yerde duruyor. Ateşkes süreci açısından Mart ayının kritik olduğu daha önce Kürt hareketi tarafından açıklanmıştı. Diğer taraftan yaklaşan seçimler, tüm burjuva partilerinin, en başta da AKP ve CHP’nin Kürt yoksullarının desteğini nasıl alırız sorusuna cevap arayışlarını hızlandırıyor.

Türkiye’de ve Avrupa’da Öğrenci Eylemleri

Oktay Baran

Toplumsal politizasyonu belirgin ölçüde arttıran 12 Eylül referandumunun hemen ardından üniversitelerin açılması ve türban sorununun tekrar gündeme gelmesi, üniversite merkezli tartışmaların hem kamuoyunda hem de üniversite öğrencileri arasında devamını sağladı.

Türban Tartışmasının Açığa Çıkarttığı Gerçekler

Oktay Baran

Anayasa referandumuna giden süreçte CHP’nin çıkışlarıyla türban ya da başörtüsü sorunu bir kez daha gündemin ilk sıralarına yerleşmişti. Burjuva partiler bu meselenin artık çözülmesi gerektiği üzerine bir tartışma başlatmışlardı ki, süreç her zamanki gibi, burjuva partilerin ikiyüzlülüğü, Kemalist bürokrasinin sopa göstermesi ve malûm güçlerin giriştiği provokasyonlarla sekteye uğradı.

Venezuela’da Chavez’in Pirus Zaferi

Oktay Baran

Latin Amerika’da yaşanan son gelişmeler, küçük-burjuva sosyalistleri, reformistleri, oportünistleri fena halde kaygılandırıyor. Küba’da yaşanan gelişmeleri mazur gösterme çabaları devam ederken, şimdi de kızıl gömlekli Chavez’in 26 Eylül seçimlerinden bir pirus zaferiyle çıkmasına “devrimci izahat” bulma göreviyle karşı karşıyalar.

Küba’da Kapitalist Restorasyon Hızlanıyor

Oktay Baran

Küba’da kapitalist restorasyon rüzgârları gittikçe güçleniyor. SSCB’nin yıkılmasının ardından, o güne dek SSCB’nin sağladığı ekonomik destek sayesinde ayakta kalmayı başarabilmiş Küba ciddi sıkıntılarla boğuşmaya başladı.

Sosyalizm ve Demokrasi Mücadelesi

Oktay Baran

Türkiye sosyalist hareketi uzun süredir derin bir ideolojik ve örgütsel krizle boğuşuyor. Sosyalist hareket, büyük çoğunluğu itibarıyla, 12 Eylül faşizmine giden süreçte tutturduğu yanlış yolun, savunduğu görüş ve taktiklerin köklü bir muhasebesini yapmadığı gibi, SSCB’nin yıkılışının yarattığı dünya çapındaki ideolojik ve örgütsel bunalım döneminin dayattığı görevlerden de kaçarak kurtulacağını sanmıştır.

Çin İşçi Sınıfına Selam

Oktay Baran

Mayıs ayı ortasında Honda ve Foxconn’da başlayan grev dalgasının yayılıp, çeşitli işletmelerde ücret artışlarıyla sonuçlanması, dünya burjuvazisine Çin’deki ucuz emek cenneti döneminin artık sonuna gelinip gelinmediğini sorgulatıyor.

Aleviler, CHP ve Statükoculuk

Oktay Baran

35 ilerici aydın ve sanatçının Sivas’ta alevler içinde can vermesinin üzerinden 17 yıl geçti. Bu katliamın gerçekleştiği 2 Temmuz 1993’te, iktidarda DYP-SHP koalisyonu bulunuyordu.

İsmet İnönü, Kemalizm ve Demokrasi

Oktay Baran

AKP ve temsil ettiği burjuva kesim ile statükocu-devletçi burjuva kesim arasındaki iktidar savaşımı, son dönemde karşılıklı faşizm suçlamalarına sahne oluyor. Statükocu burjuvazinin ideolog ve siyasetçilerinin yanı sıra, sosyalist hareketin milliyetçi ve Kemalizm sevdalısı bir bölüğü de AKP’yi faşistlikle suçluyorlar.

Sermayenin Saldırıları ve Sendikal Bürokrasinin Kuşatması

Oktay Baran

Krizin yükü işçi sınıfının sırtına bindirildikçe, sınıfın derinliklerinde öfke büyümeye ve “artık yeter” duygusu kendisini hissettirmeye başlıyor. Egemen sınıf ve onun siyasal temsilcileri de, emekçi sınıfların bağrındaki öfke mayalanmasına karşı ne tür tedbirler alınacağı hususunu gerek açıktan açığa gerekse de kapalı kapılar ardında tartışıyorlar.

Kriz, İşsizlik ve “Kısa Çalışma” Vurgunu

Oktay Baran

Kapitalizmin derin ve tarihsel bir krizinden geçiyoruz. Kapitalistler krizin bitip bitmediği üzerine tartışmalar yürütüyorlar. Kapitalist ideologlar iyimser bir hava yaratmak için krizin artık bittiğini, toparlanmanın başladığını vurgulamayı görev sayıyorlar.

Alevi Çalıştayları ve Laiklik Sorunu

Oktay Baran

AKP hükümetinin 2009 Haziranında başlattığı Alevi Çalıştayları dizisi Ocak ayında sona erdi. Çalıştaylar sonrasında hazırlanan ön rapor başbakana sunuldu ve kamuoyuna da açıklandı. Ön rapor gerek Alevi toplumunun sol kesim ve örgütlerince gerekse de sol hareketin bütünü tarafından haklı tepkiler ve eleştirilerle karşılandı.

Tekel Direnişinin Açığa Çıkardıkları

Oktay Baran

Tekel işçileri, bir buçuk ay boyunca, kışın yağmuruna, karına, soğuğuna, devletin biber gazlı, basınçlı sulu, coplu saldırılarına, AKP hükümetinin yalan ve iftira kampanyalarına, sendikalarının ve Türk-İş yönetiminin oyalamalarına rağmen direnmeyi sürdürdü. “Dönmeye değil, ölmeye geldik” şiarında temsil olan kararlılıkla “genel direniş” çağrısıyla mücadeleye atıldılar ve mücadeleden çok şeyler öğrendiler.

Minare Yasağı, İslamofobi ve Görevlerimiz

Oktay Baran

Kapitalist sistemin tarihsel krizi toplumsal yaşamın tüm alanlarında giderek artan sayıdaki görünümleriyle kendisini dışa vuruyor. Normal kapitalist büyüme dönemlerinde, ya hiç gündeme gelmeyen ya da gelse bile toplumun çoğunluğu tarafından önemsiz ve marjinal addedilen olgular, böylesi kriz dönemlerinde öne çıkabiliyor, olağanlaşıyor.

İkiyüzlüler Demokrasisi

Oktay Baran

Kriz dönemleri yalnızca sömüren burjuva sınıf ile sömürülen işçi sınıfı arasındaki çatışmanın değil, aynı zamanda bizzat burjuvazi içerisindeki rekabet ve çatışmanın da arttığı dönemlerdir. Bugün bu gerçekliği, ekonomik-toplumsal-siyasal yaşamın tümünde görmek mümkündür.

Kürt Sorununda Mehter Adımları

Oktay Baran

Yaklaşık beş ay önce cumhurbaşkanının ve başbakanın açıklamalarıyla gündemi kaplayan “açılım” tartışmaları, son günlerde yaşanan gelişmelerle yeni bir boyuta evriliyor. Bir yol haritasının ortaya konmaması, Kemalist statükocu çevrelerin ve faşist güruhun “nereye gidiyoruz” demagojisiyle “aman ha bölünürüz” paranoyasını körükleme çabalarına çanak tutmuştur.

Kriz Kuyusundaki Kapitalizm

Oktay Baran

Yaşanan kapitalist kriz o denli derindir ki, sömürücü sınıf, hiçbir inandırıcılığı olmayan, sempatiden çok öfke uyandıran, ciddiye alınmaktan ziyade alay konusu olan, pişkinlik ve utanmazlıkta sınır tanımayan kampanyalardan medet umar hale gelmiştir. İşçi sınıfının mevcut durumu dikkate alınırsa, onunla alay etmekten başka bir anlamı olmayan “tüketin” kampanyalarının arkası kesilmiyor.

İnsan İhtiyaçları Sınırsız, Kaynaklar Kıt mı?

Oktay Baran

Kapitalist dünya krizle boğuşmaya devam ederken, kapitalizmin Marksist eleştirisine dönük ilgi de her geçen gün artıyor. Hatta bir kısım burjuva iktisatçılar kapitalist krizden çıkış doğrultusunda bir ipucu buluruz diye Kapital ciltlerini araştırıyorlar; orada krizlerin temel nedeninin özel mülkiyet, rekabet ve üretim anarşisi olduğu tespitini görüyorlar ve ardından da rekabeti ve üretim anarşisini sınırlandırmak için “piyasayı düzenlemenin”, “devlet müdahalesinin”, “devlet mülkiyetinin” öneminden bahsetmeye başlıyorlar. Ama nafile!

Doğu Türkistan’da Ulusal Sorun

Oktay Baran

Çin’de, Temmuz ayı içerisinde alevlenen Uygur isyanı, Türkiye’de özellikle burjuva siyasal çevrelerde geniş bir ilgiye mazhar oldu. MHP’li ve BBP’li faşistlerden radikal İslamcılara, Kemalist CHP’den AKP’ye tüm gerici burjuva koro, konu hakkında ikiyüzlü ve demagojik değerlendirmeler yapmaktan ve birbirlerini suçlamaktan geri durmadılar.

Tam Gün Yasası

Lonca Çıkarları mı, Sınıf Çıkarları mı?

Oktay Baran

AKP hükümeti, iktidara geldiği ilk günden itibaren, neo-liberal kapitalist saldırı programının en kararlı uygulayıcısı oldu. Bu kapitalist saldırı programı, mali-sermayenin emperyalistleşme ve kapitalist dünyayla tam entegrasyon arzusuna bağlı olarak Türk ekonomisinde yapısal bir dönüşümü, kapitalist rasyonalizasyonu hedefliyor.

Kapitalist Çürüme ve Akıldışılık

Oktay Baran

Yüz yıldan uzun bir süre önce, Alman işçi sınıfının devrimci önderlerinden Rosa Luxemburg, kapitalist toplumun insanlığı bir batağa doğru sürüklemekte olduğunu belirterek, insanlığın önünde “ya sosyalizm ya da barbarlık” olarak şekillenen bir ikilem olduğunu söylemişti.

İşsizler Hareketinin İmkân ve Sınırları

Oktay Baran

Kapitalist kriz derinleştikçe bunun başlıca sonuçlarından biri olarak işsizlik sorunu da ağırlaşmakta ve buna karşı mücadele de yakıcı bir önem kazanmaktadır. Sınıf mücadelesinin diğer alanları ve konularında olduğu gibi bu alanda da doğru bir perspektife sahip olmak gerekiyor.

Kapitalist İllet: İşsizlik

Oktay Baran

Birbirini besleyen işsizlik ve iktisadi kriz olguları, kapitalist üretim tarzının ne denli akıl dışı ve ne denli yıkıcı olduğunun en çarpıcı göstergelerini sergiliyor. Yaşanmakta olan kriz işsizliği çok daha yaygınlaştırıp yakıcılaştırdığından, gerek işsizliğin gerçek nedenlerinin gerekse de işsizliğe karşı hangi talepler ve yöntemlerle savaşılması gerektiğinin doğru kavranılması önem taşımaktadır.

Kapitalizm Krizde, Marksizm Işıldıyor

Oktay Baran

Krizin Türkiye’yi etkileyip etkilemeyeceği yolundaki sorulara başbakan, “hamdolsun bize bir şey olmaz”, “teğet geçeriz”, “yangına körükle gitmeyin” gibi boş laflarla yanıt veriyor ve “piyasalara güven aşılamaya” çalışıyor. Nasıl aşılamasın ki! Eğitimlerini ABD’de ve İngiltere’de almış ve neo-liberalizme imanı tam iktisatçılar güven bunalımından bahsedip duruyorlar, Kasımpaşalı başbakan da bundan “ver gazı” çözümünün yeterli olacağı sonucunu çıkartıyor.

Kapitalizm Yine Bunalımda

Oktay Baran

Dünya kapitalizminin lokomotifi durumundaki Amerikan ekonomisinde yaklaşık bir buçuk yıldır gittikçe güçlü sinyaller veren kriz nihayet artık inkâr edilemez bir düzeye ulaştı. Bir buçuk yıldır, sanki ekonomi borsadan ibaretmişçesine, borsanın her yükselişinde “tamam artık durgunluk geride kaldı” diye sevinç çığlıkları atan, böylelikle hem kendilerini hem de emekçileri kandıran kapitalizm şakşakçılarını bugün büyük bir endişenin sardığını görüyoruz. Ekonominin krize girmesiyle, gerek burjuva iş âleminin önde gelenlerini, gerek onların servetlerine servet katarken kendi ceplerini de dolduran finans uzmanlarını, gerekse hepsinin birden çıkarlarının sözcüsü durumundaki yazar-yorumcu takımını da derin bir depresif ruh hali sarıp sarmalıyor.

12 Eylül’ün Hesabı Kapanmadı

Oktay Baran

12 Eylül 1980 faşist askeri darbesinin üzerinden 28 yıl geçti. Bugünün genç işçi kuşakları, ne ‘80 öncesinin devrimci mücadelesinden ne de temel amacı bu mücadeleyi ezmek olan 12 Eylül darbesinden haberdar durumda. Eğitim kurumlarında Kemalist ideolojinin resmi bombardımanıyla en azından sekiz yılını geçiren bugünün gençlerinin çoğunun, “12 Eylül tarihi size ne anlatıyor” sorusuna bir yanıt bulabilmek için “acaba o tarihte Atatürk ne yapmıştı” diye umutsuzca çırpınmaları, gerçekte 12 Eylül rejiminin karşı-devrimci burjuvazinin hanesine yazılan muazzam başarısını ironik biçimde göstermektedir.

Kürt Sorununda Çözümsüzlük Politikaları

Oktay Baran

Burjuva siyaset sahnesine asker-sivil bürokrasinin envai çeşit hükümet darbesi girişimleri damgasını vuradursun, kapalı kapılar ardında, Türkiye’nin en temel siyasal-demokratik sorunlarından biri olan Kürt sorununda ilginç gelişmeler yaşanıyor.

1 Mayıs 2008’e Dair

Oktay Baran

1 Mayıs 2008’de İstanbul’da yaşananlar, AKP karşıtı tüm kesimler tarafından şu ya da bu biçimde mahkûm edildi. AKP’nin anti-demokratik ve işçi düşmanı tabiatı bir kez daha ortaya çıktı. Sol hareketin birçok bileşeni, bu durumu “büyük bir politik kazanım ve zafer” olarak yorumladı. Ne var ki, AKP’nin teşhir olduğunu dile getirmekle sınırlı bir değerlendirme, işçi sınıfı hareketi açısından son derece yetersizdir, yanlışlara gebedir ve sorumluluktan kaçan bir anlama gelmektedir.

Militan Bir Sendikal Mücadele İhtiyacı

Oktay Baran

90’lı yılların ortalarından itibaren kıpırdanmaya başlayan Türkiye işçi hareketi, ‘99 depreminin ve 2000’lerin başındaki krizin ardından neredeyse tümüyle uykuya yatmıştı. Ama son dönemlerde grev ve işyeri direnişlerinde gözlemlenen bazı yükselişler, dünya işçi sınıfı ordusunun Türkiye bölüğünün de hareketleneceğinin işaretlerini vermeye başlıyor.