Kitap Dünyası
Germinal: Tohumlar Yeşerince
Emile Zola’nın 1885 yılında yazdığı Germinal, madencilerin çalışma koşullarını ve yaşamlarını gerçekçi bir dille aktaran önemli romanlardan biridir. Adını “tohum, ürün, bereket” anlamına gelen germinal sözcüğünden alan bu roman, yazıldığı dönemde öylesine büyük bir ün kazanmıştı ki, Zola öldüğünde işçiler cenazesinde “Germinal, Germinal” diye bağırmışlardı.
Gorki’nin ANA’sı
Gorki’nin Ana isimli romanı bundan tam yüz yıl önce, 1907 yılında yayınlandı. O dönemin Rusya’sını pek çok yönüyle çarpıcı bir şekilde anlatan roman, bugünün işçi ve devrimci kuşakları için kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Gladkov'un Çimentosu
Yalnız Kalan Devrimin Çelişkileri
1917 Ekim Devrimiyle tarihte ilk kez, ezilen, dışlanan, itilen, hor görülen, baldırı çıplaklar denilerek aşağılanan sınıflar, kendilerini bu konuma düşüren sömürü sistemini, kapitalizmi alaşağı ettiler. Yıktılar onu! Tarihte ilk kez ezilenler, giriştikleri büyük ölçekli bir kavgadan muzaffer çıktılar! Spartaküs'ün ve yoldaşlarının yüreğinde bir kıvılcıma dönüşen, onları yakıp kavuran yeni bir toplum ideali, asırlar sonra 1917 Ekim Devrimiyle bir gerçekliğe dönüşme şansı buldu. Spartaküs'ün ve yoldaşlarının kavgaları, zalimlere karşı verdikleri insanüstü mücadele, yüreklerimizde daima yaşayacak! Onlar köleliğin zincirlerinden kurtulmayı, özgürlüğü öyle özlemişlerdi ki, bu özlemlerini anlatabilmek için Roma'ya karşı ayaklandıktan sonra kurdukları kente Güneş şehri adını verdiler. Evet, onların isteği güneş kadar parlak, güneş kadar ulu, güneş kadar geniş ve sıcacık bir toplumdu. Ama o günkü toplumsal gelişme düzeyi tüm bu özlemlerin hayata geçmesine izin verecek nesnel şartları sunmuyordu.
Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız!
Elif Çağlı'nın Eylül Günlüğü
Kör karanlığın tanrıları toprağın derinliklerini sarsan, gök kubbeyi yırtan bir çığlık kopardılar, oturdukları dağ doruklarından. Sarsıldı yer küre, kayalardan kayalar koptu, ama su yürüdü kendi yolunca. İlk kıvılcımı çakmıştı insan ve o büyülü alevi, ateşi yakmıştı; aydınlanmıştı kör karanlığı. Anladı karanlıklar prensi sonunun geldiğini, bugün yarın karışacaktı sonsuz yokluğa ve sahneyi bırakacaktı ateşi yakanlara. Yakılmıştı ilk ateş ve başlamıştı insanlığın ileriye yürüyüşü. Geleceğin büyük ateşini yakacak serüven başlamıştı böylece. Selam ilk ateşi yakanlara, suyun önünü açanlara; selam karanlığın bağrını yırtarak kör tanrıları ebediyete gönderen Prometheuslara; selam geleceğin büyük ateşini tutuşturacak alazları bizlere ulaştıranlara.
Garp Cephesinde Yeni Bir şey Yok!
Birinci ve İkinci Emperyalist Savaşta milyonlarca insan öldü, Avrupa kıtasında taş üstünde taş kalmadı. Ama bugün burjuva ideologları bizlere rahat olmamızı öğütlüyorlar. Bu korkunç dünya savaşlarının bir daha asla yaşanmayacağını, geçmişte yaşananlardan gerekli derslerin çıkarıldığını vaaz ediyorlar. Oysa kapitalist sistem sürekli savaş üreten bir mekanizmadır, o ortadan kalkmadan da savaşlar asla son bulmayacaktır.
Yaşayan Marksizm
Yaşadığımız topraklarda enternasyonalist komünist bir damarın açılmasında temel bir rol oynamış olan Elif Çağlı'nın Marksizmin Işığında adlı kitabı ikinci baskısını yapmış bulunuyor. Enternasyonalist komünist çizginin kendi yatağını açarak kararlı biçimde yol aldığını gösteren bu gelişme enternasyonalist komünistler için bir sevinç kaynağıdır. Gün geçtikçe değerinin daha iyi anlaşılacağına emin olduğumuz bu önemli çalışmanın daha nice basımlarla işçi sınıfının bağımsız devrimci siyasetine ışık tutmaya devam edeceğine inanıyoruz.
Son Gülen İyi Güler: Büyüyen İşçi Sınıfı
Sovyetler Birliği ve benzeri ülkelerdeki bürokratik diktatörlüklerin çözülme sürecine girmesiyle birlikte, burjuvazi yalnızca komünizmin yahut Marksizmin (veyahut da tüm ideolojilerin) öldüğünü beyan etmekle kalmamış, aynı zamanda, işçi sınıfının tarih sahnesinden silindiğini de buyurmuştu. Her daim hazır bekleyen ideologlarını yardıma çağırarak, bunlara tarihin sonunun geldiğini, proletaryaya veda edilmesi gerektiğini ve kapitalizmin kadir-i mutlak olduğunu vaaz etmelerini tembihlemişti. Bu dönemde maddi dayanağını ve cüretkârlığını Doğu Bloku'nun çözülüşünden alan bu fikirlere karşı Marksizmin ideolojik mevzilerini korumak samimi komünistler açısından son derece yakıcı bir sorundu. Zira gelişen süreçte de bu görüşler etkisini hissettirecekti.
