Haziran 2005, no: 3

AB: Referandumlar Devrimci Marksistleri Doğruluyor

Levent Toprak

Avrupa'nın birlşemesinin tek yolunun Avrupa çapında kapitalizmi yok edecek bir işçi sınıfı devrimi olduğunu ısrarla vurgulamak gerekiyor. Bu devrim tüm kapitalist devletleri ortadan kaldırarak, yerine bir Avrupa İşçi Sovyetleri Cumhuriyeti kuracaktır. Bu sovyetik federasyon da dünya işçi devrimi sürecinin güçlü bir parçası olarak dünya sovyetik federasyonuna giden yolda etkili bir araç olacaktır.

Derin Devlet mi, Burjuva Devlet mi?

Serhat Koldaş

20. yüzyılın başlarında Lenin, en demokratik kapitalist ülkelerde bile burjuvazinin 'kara kaplı defterlerinden' söz ediyordu. Hükümetlerin değişmesi ile burjuva devletin sınıfsal özünün, yani onun burjuvazinin egemenlik aygıtı olduğu gerçeğinin değişmeyeceği Marksistler tarafından daima vurgulanmıştır.Sınıflar üstü bir rejim gibi sunulan demokratik cumhuriyet gerçekte burjuvazi için demokrasi, işçi sınıfı için diktatörlüktür. Burjuva demokrasisi, işçi sınıfının ikna yoluyla kandırılabildiği ve zapturapt altında tutulabildiği en olağan dönemlerinde bile 'kara kaplı defterler' demektir.

Marksizm ve Türk Solunun İdeolojik Geleneği

Mehmet Sinan

1960-71 dönemi, Türkiye sol hareketinin tarihinde çok önemli bir kesiti oluşturmaktadır. Gerçekten de bu dönem, uzun yılları kapsayan bir örgütsüzlük ve suskunluktan sonra, Türkiye'de sosyalist hareketin yığınlara açıldığı, aydınları, gençliği, öncü işçileri kucaklayarak ilk kez kitleselleşmeye başladığı tarihsel bir dönemdir. Solda genel bir yükselişin yaşandığı 1960'lı yıllar, aynı zamanda Türkiye sosyalist hareketinde teorik, politik ve örgütsel sorunların ilk kez canlı ve yoğun biçimde tartışıldığı yıllar olmuştur. şurası bir gerçek ki, 60'larda başlayan ve 'sosyalist' sistemin çöktüğü 90'lara kadar uzanan dönemde, Türkiye'de ortaya çıkan onlarca sol politik örgütlenmenin ideolojik ve teorik temelleri esas olarak 1961-71 dönemindeki tartışmalar içinde oluşmuştur.

İşsizlik İstatistikleri: Rakamların Sahte Dili

Oktay Baran

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), 2005 yılından itibaren işsizlik ve istihdamla ilgili istatistikleri üçer aylık dönemler üzerinden bir ortalama alarak her ay açıklamaya başladı. şu ana kadar, Ocak 2005 ve şubat 2005 verileri açıklanmış durumda. Bu veriler, burjuva medyada ve burjuva iktisatçılar arasında hararetli bir tartışma başlattı. Ne oluyordu da, bir taraftan Türk ekonomisi rekor üstüne rekor kırarak büyürken, aynı zamanda işsizlik de yeni rekorlara imza atıyordu?

Küreselleşme: Eşitsiz ve Bileşik Kapitalist Gelişme /1

Elif Çağlı

Son yıllarda küreselleşme üzerine onca yazıldı, çizildi. Emperyalist güçler bu kavramla anılan ve dünya üzerindeki çıkarlarını ifade eden bir ideoloji de türettiler. Günümüzde her şey adeta bu kavram eşliğinde açıklanır hale geldi: Küresel ekonomi, küresel çıkarlar, küresel terör, küresel saldırı, küresel savunma, küresel tehlikeler vb. Sosyalist hareketin dibe vurduğu ve burjuva ideolojisinin güç kazandığı koşullarda küreselleşme kavramı neredeyse 21. yüzyılın parolası ilan edildi. Burjuva ideolojisinin kuyruğundan sürüklenen liberal ve reformist sol çevreler, küreselleşme olgusunu burjuvazinin çıkarları doğrultusunda teorize ettiler. Küreselleşme, 'kapitalizm-ötesi toplum', 'bilgi toplumu' gibi cafcaflı etiketler eşliğinde ve sanki kapitalist üretim tarzını ebedileştirecek sihirli bir iksirmiş gibi sunuldu ve sunulmaya da devam ediliyor.

IMF ve Dünya Bankası'na Karşı Doğru Tutum

Akın Erensoy

Türkiye gibi ülkelerde ekonomik kriz riski gündemden düşmüyor. Son yıllarda dünya ekonomisinin de genel anlamda bir kriz eğilimi içinde olması nedeniyle bu gibi ülkelerde patlak veren krizler giderek artıyor. Krizlerin etkisi gelişmiş kapitalist ülkelere nazaran daha az gelişmiş Türkiye gibi kapitalist ülkelerde daha yıkıcı oluyor. Bu durum kapitalist dünya ekonomisinin organik yapısından kaynaklanıyor. Krizler gerçekte bir bütün olarak bu sistemin krizleri olmasına rağmen, öncelikle ve en sık olarak sistemin en zayıf noktalarında açığa çıkıyor. Türkiye, Brezilya, Arjantin, Peru gibi ülkeler kapitalist dünya ekonomisi içinde bu tür noktaları oluşturuyorlar.

Üniversite Sınavları ve Umut Tacirliği

Vedat Karpat

Bu yıl 1,8 milyon kişinin katılacağı üniversite sınavı için geri sayım başlamış bulunuyor. Her yıl tekrarlanan ve 3 saatlik bir toplumsal cinnet halini alan bu at yarışı sonucunda 1,8 milyon kişiden sadece 150 bini dört yıllık bir devlet üniversitesinde örgün eğitim görme hakkını kazanabilecek. Geri kalan 1,5 milyon genç ise ya 'şansını bir kez daha deneyecek' ya da bir iş bulma derdine düşecek.

15-16 Haziran Genel Direnişi

Özgür Doğan

Bu büyük direnişin kanıtladığı gerçeklerin en başında şüphesiz işçi sınıfına önderlik edecek devrimci bir siyasal parti olmadıkça işçi sınıfının bu tür patlamalarının düzen tarafından her zaman savuşturulabileceği gerçeği gelmektedir. Lenin emperyalizm çağını proleter devrimler çağı olarak adlandırmıştı. Bu çağda işçi sınıfının kendiliğinden patlamaları her an olasıdır. Önemli olan bu tür patlamalar gerçekleştiğinde işçi sınıfına önderlik etme yeteneğinde ve gücünde bir devrimci partinin daha önceden inşa edilmiş olmasıdır.

Son Gülen İyi Güler: Büyüyen İşçi Sınıfı

Bora Koçak

Sovyetler Birliği ve benzeri ülkelerdeki bürokratik diktatörlüklerin çözülme sürecine girmesiyle birlikte, burjuvazi yalnızca komünizmin yahut Marksizmin (veyahut da tüm ideolojilerin) öldüğünü beyan etmekle kalmamış, aynı zamanda, işçi sınıfının tarih sahnesinden silindiğini de buyurmuştu. Her daim hazır bekleyen ideologlarını yardıma çağırarak, bunlara tarihin sonunun geldiğini, proletaryaya veda edilmesi gerektiğini ve kapitalizmin kadir-i mutlak olduğunu vaaz etmelerini tembihlemişti. Bu dönemde maddi dayanağını ve cüretkârlığını Doğu Bloku'nun çözülüşünden alan bu fikirlere karşı Marksizmin ideolojik mevzilerini korumak samimi komünistler açısından son derece yakıcı bir sorundu. Zira gelişen süreçte de bu görüşler etkisini hissettirecekti.