![]() |
|
Nisan 2005, no: 1
Temel Görüşlerimiz
- İnsanlığın kurtuluşu sosyalizmdedir. Sosyalizmin dünya ölçeğinde örgütlenebilmesinin nesnel koşulları mevcuttur. İnsanlığı bir yıkıma sürükleyen uluslararası kapitalizme son verebilme yeteneğine ve olanaklarına sahip gerçekten devrimci tek sınıf proletaryadır.
Irak'taki Emperyalist Savaşın İkinci Yılı
Sonuçlar ve Olasılıklar
Bugünkü emperyalist statüko sarsıldıkça, bölgedeki halklar uyanabilir ve savaş istemeden de olsa kitleleri anaforun içine çekebilir. Kapitalizmin itici gücü savaş, bir taraftan insanlığın tüm maddi ve kültürel güçlerini bir yıkımın eşiğine getirirken öte taraftan da, istemeden de olsa yeni gelişmelerin önünü açıyor. Bu, tarihte her zaman böyle olmuştur ve yine böyle olmaktadır. Gelişmelerin temelinde sınıflar savaşımı vardır. Zorunluluklar tesadüfler ile birleşerek ve birbirini etkileyerek bir bütün meydana getirirler. Savaşlar devrimlerin anasıdır der Marksist önderler. Her büyük savaş büyük gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Birinci Emperyalist Savaş, bu büyük yıkım aygıtı, Ekim 1917 Devrimine de hayat vermiştir. Ve bu devrimdir ki, emperyalist-kapitalist sistemi yörüngesinden çıkartarak tarihin gidişatını değiştirmiştir.
Neden İşçi Sınıfı?
İşçiler tek tek bireyler olarak, kapitalist toplumun her bireyi gibi, birçok zayıf yön taşırlar. O nedenle bireyler olarak işçileri idealize edip yüceltmek son derece yersizdir. Birey olarak işçiler kafalarında sınıflı toplumlar tarihinin ve cehaletin birçok önyargılarını, gerici düşünce biçimlerini barındırırlar. Birey olarak aldığımızda bu önyargılar ancak devrimci bir eğitimle giderilebilir. Ancak işçiler kolektif örgütlülüklerinde ve eylemlerinde bireysel sınırlılıklarını aşıp, daha büyük bir organizmanın, işçi sınıfının bir parçası olarak hareket etmeye başlarlar.
AB Süreci ve Burjuva İktidar Bloku İçindeki Çatışma
Karşımıza dikilen en önemli sorun milliyetçi zaaflar sergilemek bakımından Türk solunun yapısında bugün de değişen çok fazla bir şeyin olmamasıdır. Bugün de kendini sosyalist, hatta komünist olarak tanıtan pek çok eğilim, günümüze damgasını basan çok ciddi gelişmeler karşısında devrimci Marksist bir tutum takınmaktan ve buna uygun bir siyasal çizgi izlemekten uzak duruyorlar. Onlara soracak olursanız, gerek Avrupa Birliği konusunda, gerekse Kıbrıs ve Kürt sorununun çözümü konusunda 'ulusal çıkarları" savunan statükocu bürokratlarla ve statükocu 'milli" burjuvalarla aynı safta olmak, yurtseverliğin (milliyetçiliğin bir başka ifade biçimidir bu) bir gereğidir. Ve de tabii, yurtseverlik de sosyalist olmanın vazgeçilemez bir ön şartıdır(!). Evet bu da bir 'sosyalizm" anlayışıdır ama, bize göre bu sosyalizmin Marksizmle uzak yakın bir ilgisi yoktur.
Enternasyonalle Kurtulur İnsanlık
Bugünün en önemli görevi ise, sınıf hareketinde ulusal ve enternasyonal düzeyde gücünü devrimci Marksizmden alan bir silkinme ve canlanmanın yaşanmasına hizmet etmek olarak belirginleşiyor. Ancak sağlam bir teorik donanıma, mücadele azmine ve devrimci tutku ve heyecana sahip olan unsurların bu tür görevlerin üstesinden gelebileceği de açık bir gerçek. Heyecanını yitirmiş, yıllardır kendini aynı minval üzre tekrar eden, hiçbir yanlışını sorgulamayan siyasal çevreler belki rutinizm temelinde varlıklarını sürdürebilirler ama böylelerinin ihtiyaç duyulan yeni bir atılımı başlatabildikleri görülmüş müdür? Proletaryanın devrimci mücadelesinin yeni güçlere, gençliğin dinamizmine ihtiyacı var. Ayrıca çeşitli ülkelerde işçi hareketinin devrimci canlanışı için fiilen ter akıtılmazsa, enternasyonal düzeyde yeni bir atılım da boş bir hayale dönüşür. Zira böyle bir atılımı gerçekleştirecek güçler göklerde bir yerlerde yeryüzüne inecekleri günü bekliyor değiller. Bugüne dek işçi sınıfının hiçbir sorunu 'Godot'yu bekleyerek' çözülmedi. Enternasyonal söz konusu olduğunda da çözümün yolu bu uğurda bıkmadan usanmadan mücadeleyi sürdürmekten geçiyor.
Newroz ve Karayüzlerin Şoven Harekâtı
Üzerinde yaşadığımız topraklar dahil, Ortadoğu coğrafyası için özel günler ezilen kitleler nezdinde hep başka anlamlar ifade etmiştir. Çelişki ve çatışmaların alabildiğine derin yaşandığı bu topraklarda, ezilen ve sömürülen kitleler kendi ezilmişliklerini açığa vuracak ve bunu yığınsal olarak örgütleyecek özel günler yaratabilmişlerdir. İşte Newroz, ona atfedilen tüm efsaneleri aşarak ezilen Kürt halkının başkaldırı günü oluvermiştir. Günler sadece vesiledir ve her tarihsel gün döner kendi efsanesini de yaratır. 1990'ların başında milyonlarca Kürt sokaklara dökülmüş ve yükselen ulusal mücadele Newroz'u değiştirerek, onu siyasallaştırarak bir mücadele gününe dönüştürmüştür.
Sosyal Güvenlik Saldırısı ve SSK Sorunu
Herkesin malumu. Dünyada son yirmi yıl içinde köklü ekonomik ve siyasal değişimler yaşandı. Değişen bu koşullara uyum sağlamaya çalışan kapitalist sınıf, çıkarlarına uygun olarak oluşturduğu siyasi ve ekonomik açılımlarını bütün gücüyle hayata geçirmeye uğraşıyor. İşçi sınıfı bu yüzden tüm dünyada burjuvazinin şiddetli bir salvosuyla karşı karşıya.
SEKA Direnişinin Ardından
51 günlük sürecin ardından SEKA direnişi, pek de sürpriz olmayan bir biçimde sona erdi. Hükümet, SEKA'da başlayan direnişin yayılmasından, toplum nezdinde gittikçe artan bir tepki oluşmasından ve direnişin siyasallaşmasından korkuya kapılmıştı. Sonunda olayı kapatabilmek amacıyla, işçilerin Belediyede sözleşmeli olarak çalışmaları karşılığında fabrikayı terk etmeleri konusunda anlaştı. Hükümetin fabrikayı ve dolayısıyla üzerindeki bütün yükü Belediyeye devretme önerisi üzerine kendi aralarında bir oylama yapan işçilerin büyük çoğunluğu (581 'evet', 63 'hayır' ve 13 'boş' oyla) bu öneriyi desteklemiş ve böylece sendikaya görüşmeleri başlatma yetkisini vermiştir.
TARİş Direnişi
1960'larla beraber tüm dünyada toplumsal ve siyasal yaşamda gerçekleşen sıçramalı gelişmeler, yaşadığımız topraklarda da sınıf mücadelesinin kitleselleşmesi ve militanlaşması şeklinde ifadesini bulmuştu. 12 Mart muhtırasıyla gelen 3 yıllık kesintiye rağmen, 70'li yılların sonuna kadar sınıf mücadelesi sendikal ve siyasal örgütlülük seviyesindeki hızlı gelişimini sürdürdü.
1 Mayıs'a Doğru
İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayısa doğru ilerliyoruz. 1 Mayıs, tüm toplumsal sorunların kaynağında yatan kapitalist düzene karşı duyduğumuz öfkeyi, ona karşı mücadele azmimizi ve tarihin işaret ettiği sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız ve zulümsüz bir dünya hedefine ulaşma özlemimizi coşkuyla haykırmak için bir fırsattır.

