Temmuz 2011, no:76

12 Haziran Seçimleri ve İşçi Sınıfının Mücadele Gündemi

Levent Toprak

2011 genel seçimleri işçi sınıfı açısından nesnel ve öznel olarak çok sayıda olumsuz faktörün hâkim olduğu bir atmosferde gerçekleşti. İşçi sınıfının genel örgütsüzlüğü olarak özetlenebilecek bu şartlarda sermayenin güçlü partisi AKP yüzde 50 oy oranıyla diğer düzen partilerine ezici bir fark attı. Bu hiç şüphesiz sermayenin zaferidir.

12 Eylül Faşizminin Tüm Sorumluları Yargılansın!

İlkay Meriç

12 Eylül faşist darbesinin ve o dönemde işlenen insanlık suçlarının sorumlularını ömür boyu dokunulmaz kılmak üzere 1982 Anayasasına eklenen geçici 15. madde geçtiğimiz yıl halk oylamasıyla kaldırılmıştı. Böylece, sosyalistlerin 30 yıldır yükselttikleri taleplerden birinin, yani başta cuntacı generaller olmak üzere darbecilerin ve işkencecilerin yargılanmasının önündeki en büyük yasal engel de ortadan kalkmış oldu.

Avrupa İşçi Hareketinde Bir Dönem Kapanırken

Utku Kızılok

Kapitalist küresel krizin en sert biçimlerde kendini dışa vurduğu Avrupa’da, burjuvazi, işçi sınıfının tarihsel kazanımlarına daha fazla saldırarak, düştüğü kriz kuyusundan çıkmaya çalışıyor. Fakat krizin faturasını işçi sınıfının sırtına yıkmak amacıyla yürütülen saldırı programları, sınıf mücadelesini de keskinleştirmiş durumda.

Arap Halklarının Kaderi Emperyalistlerin Ellerine Bırakılamaz!

Kerem Dağlı

2010 yılının son günlerinden itibaren Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan gelişmeler, bu coğrafyada uzun süredir hüküm süren siyasi, ekonomik ve toplumsal yapının değişmesi yönünde tarihi bir süreç başlatmıştır. Bu dönüşüm sürecinin açılışı, baskıcı rejimlerin zulmünden, işsizlikten, yoksulluktan, sefaletten ve savaşlardan bıkan Arap işçi ve emekçilerinin başlattığı isyan dalgasıyla gerçekleşmiştir.

TKP’nin Kararname Sosyalizmi

Suphi Koray

Nasıl bir sosyalizm ve nasıl bir devrim meselesi devrimci hareketin üzerinde en çok tartıştığı, hatta görüş farklılıkları nedeniyle bölünmelerin yaşandığı iki önemli konudur. Marksizmin kurucuları bu konulara yeterli netlikte ışık tutmuş olsalar da, ne yazık ki sosyalizm ve devrim konularında hâlâ çok ciddi bilinç bulanıklığı söz konusudur.

Kolonyalizmden Emperyalizme /2

Elif Çağlı

Sömürge ülke kavramı, siyasal bağımsızlıktan yoksun olan ve siyasal-hukuksal statü bakımından doğrudan metropol ülkeye bağlı ülkeleri anlatır. Metropol ülkenin sömürge üzerinde tam bir egemenlik hakkı, sömürge ülkenin de mutlak bir ekonomik, siyasal, diplomatik, askeri vb. bağımlılığı söz konusudur. Yarı-sömürge ülke kavramı ise, ancak sömürge statüsü ile ilişkili olarak bir anlam ifade eder.

İşçi Sınıfı ve Demokrasi Mücadelesi

Oktay Baran

12 Eylül 1980 darbesi işçi sınıfı hareketini ezmek, onun devrimci öncüsünü yok etmek üzere girişilen faşist bir darbe idi. Bu darbe aynı zamanda 70’li yılların sonlarında ivmelenen Kürt hareketinin de önünü kesmeyi amaçlıyordu. Faşist darbe yalnızca işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen Kürt halkının örgütlülüklerini dağıtmakla, devrimci öncülerini yok etmekle ya da zindanlarda çürütmekle yetinmedi.

Sivas’ta Madımak Anmasına Polis Saldırısı

33 aydın ve sanatçının diri diri yakıldığı Madımak katliamının 18. yıldönümü dolayısıyla 2 Temmuzda Sivas’ta bir anma eylemi yapıldı. Değişik illerden otobüslerle gelenlerle birlikte yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı eylemde kitle, şimdi kültür merkezi haline getirilmiş olan Madımak Oteline doğru yürüyüş yaptı.

Fukuşima’da Nükleer Felâketin Etkileri Devam Ediyor

Selim Fuat

8,9 büyüklüğündeki deprem, ardından kıyılara vuran tsunami ve tsunaminin yıkıcı etkisiyle ağır hasar gören Fukuşima Daiiçi nükleer santrali. 11 Martta Japonya’nın kuzeydoğusunda doğal bir afet olarak başlayan ve kapitalist bir toplumda yaşıyor olmamız yüzünden felâket noktasına doğru hızlı adımlarla tırmanan gelişmelerin önü hâlâ alınabilmiş değil.

Burjuvazi Sendikalara da Saldırıyor

Hakan Sönmez

Kapitalizmin derinleşen kriziyle birlikte işçi sınıfına yönelik saldırılar da arttı. Tüm dünyada milyonlarca işçi işten atıldı, çalışma saatleri uzatıldı, ücretler düşürüldü, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, iş kazaları çoğaldı.

Korkma, Örgütlen!

Aylin Dinç

Otuz yıl boyunca en sakıncalı kelimelerden biriydi. Üç kişi bir araya geldiğinde hemen kurulması muhtemel bir yapıydı. Tehlikeliydi, fısıltıyla söylenmeliydi, ağzı çok alıştırmamak gerekirdi. O kelimeyi kullanmak gerektiği zaman “organizasyon” demek daha doğru olurdu.

Jones Ana’nın Özyaşamöyküsü’nden

Kasabadaki hiç kimsenin uyuyamadığı beş günün sonunda, yargıç, kadınların salıverilmesini emretti. Yargıç, kıt akıllı, sinirli, vahşî görünüşlü, yaşlı bir hayvandı ve kadınları serbest bırakmaktan hiç hoşnut değildi, fakat bu kadınları kimse susturamamıştı.