Temmuz 2008, no:40

Sözde Laik-Dinci Çatışması Ardında Devam Eden İktidar Kapışması

İlkay Meriç

Burjuvazinin iç kapışmasında görece bir yatışma yaşandığı kış aylarının ardından, Türkiye baharla birlikte it dalaşının da yeniden kızışmasına tanık oluyor. Üniversitelerde başörtüsünün yolunu açan anayasa düzenlemelerinin Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmesi, bunu takiben AKP’ye kapatma davası açılması, ardından gelen Yargıtay muhtırası ve Mahkemenin türban düzenlemelerini iptal etmesi burjuva siyasetin kaynama noktasına ulaşmasına yol açtı.

Solun Kemalizmle Bitmeyen İmtihanı

Levent Toprak

Türkiye’de egemen sınıf içindeki çatışma artarak devam ediyor. Son dönemdeki hafif kıpırdanmaya rağmen, işçi sınıfı hareketinin genel zayıflığı koşullarında Türkiye’deki siyasal gelişmeler büyük oranda bu çatışmanın dinamikleri çerçevesinde cereyan etmekte. Bu çatışmanın işçi sınıfı hareketini birçok bakımdan ilgilendirdiğini, siyasal gündemi analiz ettiğimiz yazılarımızda hep vurguladık. Bu çatışmanın sosyalist sol ya da devrimci hareket üzerinde de önemli etki ve yansımaları bulunuyor.

Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / VI

Mehmet Sinan

1960 yılının başında Türkiye’nin ekonomik ve siyasal manzarası şudur: DP iktidarının 1958 yılının Ağustos ayında uygulamaya başladığı “ekonomik istikrar” programı hedeflerine ulaşamamış, mevcut ekonomik kriz daha da derinleşmiştir. Türkiye’deki kapitalist ekonomik yapı, yerli büyük burjuvazinin ve emperyalizmin arzuladığı doğrultuda bir gelişme içinde değildir.

Küresel Gözaltı Toplumu

Kerem Dağlı

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin gündemi yeni bir “tele-kulak” skandalıyla çalkalandı. Önce Anayasa Mahkemesi ikinci başkanının izlendiği ve dinlendiği iddiası ortaya atıldı. Hemen ardından, CHP genel sekreteri Önder Sav’ın, parti genel merkezindeki ofisinde eski Bolu valisi ile yaptığı görüşmenin bir gün sonra bütün detaylarıyla Vakit gazetesinde yayınlanması ise ortalığı bir anda karıştırdı.

Sendikal Yasa(k)lar Değişiyor mu?

Türkiye işçi sınıfı kapitalist düzenin ücretli kölelik zincirlerine ek olarak, 28 yıldır, 12 Eylül faşizmi tarafından boynuna vurulan sendikal ve siyasal yasaklar prangasıyla burjuvazinin çifte esareti altında tutuluyor. Askeri faşist cuntanın kaleme aldırdığı 2821 ve 2822 sayılı Sendikalar Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, yıllardır işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin önüne dikilen en büyük engellerden biri olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Kitle Örgütlerinde Devrimci Çalışma

Elif Çağlı

İşçi-emekçi kitle örgütleri ve bu tür örgütler içinde devrimci tarzda kitle çalışması yürütülmesi sınıf mücadelesinde son derece önemli bir yere ve role sahip bulunuyor. Bu tür örgütleri yaratmak ve bu tür örgütlerde doğru bir çalışma yürütmek ise, devrimci strateji ve taktikleri yaşama geçirme görevinin esaslı bir parçasını oluşturmaktadır. Bu görevin üstesinden gelmeyi mümkün kılacak başarılı bir örgütlenme, ancak tarihsel gelenek, ilkeli tutum ve deneyim üzerinde yükselebilir. Örgütsel alanda tutulması gereken yol Marx ve Engels’ten başlayarak diğer devrimci önderlerin katkılarıyla geliştirilmiş, fakat asıl olarak da Lenin ve onun önderliğindeki Bolşevikler tarafından aydınlatılmıştır. Lenin’in ölümünden sonra Bolşevik Partinin ve Sovyet iktidarının niteliğini değişikliğe uğratan bürokratik karşı-devrim neticesinde yaşananlar ise tamamen ayrı bir konudur.

DİSK Tarihi ve Militan Sınıf Sendikacılığı /1

Selim Fuat

Gerici koşulların pekiştirdiği atalet halinden yavaş yavaş da olsa silkinme alametlerinin görüldüğü, grevlerin, direnişlerin ve burjuvazinin gündeme taşıdığı saldırı yasalarına karşı tepkilerin artmaya başladığı bugünlerde, sendikalarda militan sınıf mücadelesi anlayışını güçlendirme ihtiyacı işçi sınıfı açısından giderek daha yakıcı bir hal almaya başladı.

Kürt Sorununda Çözümsüzlük Politikaları

Oktay Baran

Burjuva siyaset sahnesine asker-sivil bürokrasinin envai çeşit hükümet darbesi girişimleri damgasını vuradursun, kapalı kapılar ardında, Türkiye’nin en temel siyasal-demokratik sorunlarından biri olan Kürt sorununda ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Her Şey Satılık, Organlar da!

Aylin Dinç

Kapitalizmde her şeyin bir alıcısı vardır, satacak bir şeyin olduğu sürece. Yaşamak için satacak bir şeyiniz kalmadıysa organlarınız ne güne duruyor?

Kaybedilenlerin Hesabını Devrimci İşçi Sınıfı Soracak

Soner Güven

Arjantin’de 1976 yılında gerçekleştirilen bir darbeyle iktidara gelen faşist askeri diktatörlük, 30 binden fazla insanı katletmişti. 1977 yılında Arjantin’in Plaza De Mayo meydanında bir araya gelen 14 kayıp annesi faşizme meydan okudular.

Sınıfının Kavgasına Katıl, Hayatın Değişsin!

Tuzla’dan bir Marksist Tutum okuru