Nisan 2009, no:49
Yaklaşan 1 Mayıs ve Devrimci Uyarı Görevimiz
2009 1 Mayısını, tüm dünyaya derin ve tarihsel önemde bir ekonomik krizin damgasını vurduğu, buna emperyalist paylaşım kavgası ve savaşların eşlik ettiği bir süreçte karşılıyoruz. Dünya çapında yaşanan bu sürece, Türkiye’de egemen burjuva sınıf içindeki çatlak ve hegemonya çatışması da eklemlenmiş durumda. Buna karşın, dünyanın çeşitli yerlerinde milyonlarca işçiyi içine alan genel grevler ve kitle gösterileri yaşanmakta, “kapitalist krizin bedelini ödemeyeceğiz” şiarıyla işçiler sokağa dökülmektedir. Yaşanan ekonomik krizi, kısa bir an, geçici bir durum vb. olarak değil, gerek kendisi, gerek her düzeydeki etki ve sonuçları itibarıyla uzun yılları kapsayacak tarihsel bir dönem olarak ele almak gerekiyor. Çok açık ki, içine girdiğimiz dönem “toplumsal barış”, “sınıfsal uzlaşma”, “uyumlu, dengeli ve sürdürülebilir bir kalkınma” vb. ile değil, inanılmaz boyutlara ulaşacak olan bir toplumsal-iktisadi yıkımla ve keskin sınıf kavgalarıyla karakterize olacaktır.
2009 Yerel Seçim Sonuçları Üzerine
İşçi sınıfının genel örgütsüzlüğü koşullarında gerçekleşen bir seçim daha geride kaldı. Seçim sonuçları, her şey bir yana, bu temel olguyu, yani işçi sınıfının örgütsüzlüğü olgusunu bir kez daha belirginleştirmiştir. Bu örgütsüzlük nedeniyle, işçi sınıfı, son dönemde hoşnutsuzluğu artmakla beraber kendisini politik bakımından bir çaresizlik ve alternatifsizlik içinde bulmakta ve krizin artan faturasına rağmen düzen partilerinin kapanından kurtulamamaktadır.
Kapitalist Kriz Derinleşiyor
Kapitalizmin küresel ekonomik krizi tüm tahripkâr etkileriyle birlikte derinleşerek devam ediyor. Yoğunlaşan kitlesel işten atmalar sonucu katlanarak artan işsizlik, düşen ücretler ve yaşam standartları gitgide ağır bir karabasan gibi dünya işçi sınıfının üzerine çökmekte. Kapitalizmin sözcü ve ideologları bir yandan gözden saklanamayacak kadar belirgin hale gelmiş gerçekler karşısında mızrağı çuvala sığdıramamanın sancısıyla kıvranmaktalar.
Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / XIII
Daha önce de belirttiğimiz üzere 1 Mayıs 1977 büyük işçi mitingi ve ardından gelen işçi eylemleri (grevler ve direnişler), işçi hareketindeki yükselişin devam ettiğini apaçık gösteriyordu. Öte yandan, işçi hareketinin böylesine yükseliş içinde olduğu bir dönemde sol politik örgütlerin de tek tek işçilerle ve sendikalarla kurdukları bağlar işçi hareketinin politikleşmesine önemli bir ivme kazandırıyordu.
Sermaye Elini Suyumuzdan Çek!
Gölgesini satamadığı ağacı bile kesen kapitalizmin suyu da metalaştırmasının üzerinden yıllar geçti. Artık su bedava değil, havanın meta haline getirilmesine de az kaldı! Canlılığın ve uygarlığın kaynağı olan su, diğer doğal kaynaklar gibi kapitalizmin kurbanı oldu.
Uluslararası Ceza Mahkemesinin İkiyüzlülüğü
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Darfur’da yaşanan katliam, tecavüz ve işkencelerden sorumlu tuttuğu Sudan devlet başkanı Ömer El Beşir hakkında 4 Martta tutuklama kararı çıkardı.
Kızıl Kanatlı Rosa / IV
20. yüzyılın tarihi, emperyalizm aşamasına ulaşmış kapitalizmin çeşitli paylaşım savaşlarıyla yol aldığı gerçeğini tartışma götürmez biçimde gözler önüne seriyor. 21. yüzyılın girişi de bu açıdan hiçbir şeyi değiştirmedi. Tersine, çürüyen kapitalizmin sistem krizi derinleştikçe büyük kapitalist güçler arasındaki çıkar çatışmaları yoğunlaşmakta ve bölgesel savaşlar zinciri şeklinde cereyan eden emperyalist paylaşım savaşının alanı genişlemektedir.
Darbe Günlükleri ve İktidar Kavgasının Seyri
Egemen sınıf içinde yaşanan iktidar kavgası sürerken, bu kavganın bir parçası olarak, dinlenen telefon konuşmalarının kayıtları, ele geçirilen günlükler ve darbe hazırlıklarını ifade eden çeşitli belgeler ortalığa saçılıyor.
Gericileşen Burjuvazinin Akla ve Bilime Saldırısı
2009’un UNESCO tarafından “Darwin Yılı” ilan edilmesiyle birlikte evrim teorisi konusundaki tartışmaların alevleneceği zaten belliydi. Türkiye’de de tartışma, Bilim ve Teknik dergisinin Darwin’le ilgili kapağının sansürlenerek değiştirilmesiyle gündeme girdi.
Sefalet ve Çelişkiler Ummanı Hindistan
Slumdog Millionaire (Milyoner Gecekondu İti) filminin 8 dalda Oscar ödülü kazanmasının ardından, Hindistan, yoksullukla zenginliğin en uç noktalarda yaşandığı bir ülke olarak daha bir dikkat çeker oldu.

