![]() |
|
Mayıs 2010, no:62
Birleşik ve Kitlesel 1 Mayıs
Son birkaç yıldır yaşanan tıkanma ve bölünmüşlüğün aşılmasıyla, 2010 yılı İstanbul 1 Mayıs’ı 12 Eylül faşizmi sonrasının en kitlesel ve coşkulu kutlamasına sahne oldu. 200 bin civarında bir katılımın gözlendiği Taksim mitinginde alan adeta iki kez dolup boşaldı ve son yıllardaki deneyimin aksine, ülke düzeyinde genel olarak olumlu bir psikolojik atmosfer yarattı.
Sermayenin Saldırıları ve Sendikal Bürokrasinin Kuşatması
Krizin yükü işçi sınıfının sırtına bindirildikçe, sınıfın derinliklerinde öfke büyümeye ve “artık yeter” duygusu kendisini hissettirmeye başlıyor. Egemen sınıf ve onun siyasal temsilcileri de, emekçi sınıfların bağrındaki öfke mayalanmasına karşı ne tür tedbirler alınacağı hususunu gerek açıktan açığa gerekse de kapalı kapılar ardında tartışıyorlar.
Kürt Sorununda Çözümsüzlük Toplumu Zehirliyor
Samsun’da Ahmet Türk’e atılan yumruk, darbeci güçlerin yükseltmeye çalıştığı milliyetçi saldırganlık, PKK’ye yönelik askeri operasyonlarla yeniden alevlenen çatışmalar ve artan gerilla ve asker cenazeleri Kürt sorununun yakıcı önemini bir kez daha gündeme yerleştirmiş bulunuyor.
Irak Seçimleri, Nükleer Zirve ve “Barışçıl Emperyalizm”
Üçüncü dünya savaşının başlamış bulunduğu gerçeği, artık kimi burjuva yorumcular tarafından da dile getirilmeye başlandı. Bu emperyalist yeniden paylaşım savaşı, doğal olarak, inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Yeniden paylaşıma ve hegemonya kavgasına konu olan bölge ise sürekli olarak genişliyor.
Nükleer Silahsızlanma mı?
Emperyalist savaş devam ederken ve her gün onlarca insan korkunç bir şekilde can verirken, emperyalist güçler yarattıkları vahşet tablosunu “barışseverlik” şovlarıyla kamufle etmeye çalışıyorlar. ABD ile Rusya arasında imzalanan Nükleer Silahların İndirimi Anlaşmasının akıl almaz bir burjuva ikiyüzlülükle “barışa atılan önemli bir adım” olarak kutsanması bunun son örneği.
Kapitalizm Küçük Üreticileri Ezerek Tasfiye Ediyor
Tarihçi Eric Hobsbawm Kısa 20. Yüzyıl adlı kitabında “80’lerin ortasında Avrupa ve Ortadoğu çevresinde yalnızca bir köylü kalesi kaldı, o da Türkiye” diyordu. Gerçekten de özellikle ikinci emperyalist savaş sonrasında Avrupa dâhil tüm dünyada kır, kapitalizmin yapısından kaynaklanan gelişmelerin ürünü olarak hızla erirken Türkiye’de bu süreç burjuvazinin inisiyatifinde deyim yerindeyse “ağır çekim” ilerliyordu.
Marksizmin Tanımladığı İşçi Devleti Bürokrasisiz Bir Devlettir
Sömürücü azınlığın sömürülen çoğunluk üzerindeki egemenliğine dayanan burjuva devlet, bu özelliği nedeniyle, devlet işlerinin organizasyonunda pahalı ve karmaşık bir aygıtın varlığını zorunlu kılar. Burjuva devlet, kamu işlerinin yürütümünde uzmanlaşmış, uzmanlığı süreklilik arz eden ve burjuva arpalıklardan beslenen ayrıcalıklı bir bürokratlar güruhunu içerir.
Kırgızistan’da Halk Ayaklanması
Geçtiğimiz haftalarda (6-8 Nisan) Kırgızistan’da gerçekleşen kitlesel protestolar hükümetin devrilmesiyle sonuçlanan bir halk ayaklanmasına dönüştü.
Futbol, Bahis, Şike ve Kapitalizm
Geçtiğimiz günlerde aralarında ünlü isimlerin de olduğu yaklaşık 50 futbolcu şike yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı ve bazıları tutuklandı. Bu gözaltı furyası oldukça yankı uyandırdı, ancak şike meselesi aslında ilk kez gündeme gelmiyor.

