Eylül 2008, no:42
Emperyalist Savaşın Kafkas Cephesi Alevleniyor!
Gürcistan’ın 8 Ağustosta Güney Osetya’ya saldırmasıyla başlayan süreç, emperyalist savaş coğrafyasının Ortadoğu’yla sınırlı kalmayacağı ve yayılma eğiliminde olduğu yolundaki görüşlerimizi bir kez daha ve acı bir şekilde doğruladı. Beş gün süren çatışmalar şimdilik tarafların ateşkes ilan etmesiyle durmuş olsa da, Kafkas cephesinde savaşın sona erdiğini söylemek için henüz çok erken.
Burjuvazi Hükmünü Verdi: AKP’siz Olmuyor!
Anayasa Mahkemesi sonunda rejimin “hakemi” sıfatıyla kararını verdi: AKP suçlu, ama kapatmıyoruz! Kararın içeriği ve çıkış şekli, egemen sınıf içi kavganın seyrinde gelinen aşamanın temel özelliklerini mükemmelen özetleyici nitelikte. Gerçekten de, hararetli bir mesai sonunda mahkeme adeta kuyumcu titizliğiyle formüle edilmiş bir hüküm açıkladı. Buna göre AKP yöneltilen suçlamalardan neredeyse oybirliğiyle suçlu bulunuyor, üstüne üstlük çoğunluk da kapatma yönünde oy kullanıyor (6’ya 5), ama kapatma için en az 7 oy gerektiğinden (“nitelikli çoğunluk”) parti kapatılmayarak para cezasına hükmediliyor. Burjuva siyasetinin ve burjuva hukukunun gerektiğinde ne denli rafine işlediğini gösteren tam bir ince işçilik.
12 Eylül’ün Hesabı Kapanmadı
12 Eylül 1980 faşist askeri darbesinin üzerinden 28 yıl geçti. Bugünün genç işçi kuşakları, ne ‘80 öncesinin devrimci mücadelesinden ne de temel amacı bu mücadeleyi ezmek olan 12 Eylül darbesinden haberdar durumda. Eğitim kurumlarında Kemalist ideolojinin resmi bombardımanıyla en azından sekiz yılını geçiren bugünün gençlerinin çoğunun, “12 Eylül tarihi size ne anlatıyor” sorusuna bir yanıt bulabilmek için “acaba o tarihte Atatürk ne yapmıştı” diye umutsuzca çırpınmaları, gerçekte 12 Eylül rejiminin karşı-devrimci burjuvazinin hanesine yazılan muazzam başarısını ironik biçimde göstermektedir.
Emperyalist Paylaşımın Yol Açtığı Büyük Trajedi
Savaşın, acının ve gözyaşının olmadığı, insanların eşit ve müreffeh yaşayabileceği yepyeni bir toplumun nesnel olanaklarını yaratmış bulunan insanlık, ne yazık ki hükmünü hâlâ icra eden kapitalist düzende, bir kez daha emperyalist savaş cehennemine çekiliyor. 1990’larda Balkanlar’a ve Irak’a düşen emperyalist savaş alevleri, geldiğimiz evrede, dünyanın pek çok bölgesini etkisi altına almış bulunuyor.
Sönmüş Umutlara Yolculuk
Kapitalizmin egemenliği altında geçen her gün, her dakika, insanlığa, kutsal kitaplardaki cehennem betimlemelerinin bile ötesinde bir azap çektiriyor. Bu gerçeğin en keskin kanıtlarından biri de her gün bir yenisi yaşanan göçmen işçi dramlarıdır.
Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / VII
Türkiye’de uygulanmakta olan burjuva demokrasisinin (burjuva parlamenter rejimin) Türkiye kapitalizminin gelişme koşullarına göre biçimlendiği ve bu koşullara özgü kimi “özellikler” edindiği bilinen bir gerçekliktir.
DİSK Tarihi ve Militan Sınıf Sendikacılığı / 3
DİSK’in yönetimine CHP’lilerin hâkim olmasını izleyen dönemde, önceki sloganların terk edilmesi dışında DİSK’in politikalarında ve sürdürdüğü mücadelelerde, başlangıçta köklü bir değişiklik yaşanmadı. Ekonomik koşulların ağırlaşması, sosyalist hareketin yarattığı basınç, tabandaki işçilerin militanlaşma düzeyinin yüksekliği ve bunlarla birlikte faşist saldırıların yaygınlaşması nedeniyle 1978-80 döneminde de DİSK’in yeni yöneticileri diğer sendika konfederasyonlarına kıyasla daha mücadeleci bir anlayışı sürdürmek durumunda kaldılar.
Küba İşçi Sınıfını Savunmanın Yolu Nereden Geçiyor?
Yeni devlet başkanı Raul Castro’nun (Fidel’in kardeşi) geçtiğimiz Temmuz ayında Küba parlamentosunda açıkladığı son kararlar, gerek burjuva basının gerekse sosyalist basının dikkatlerinin bir kez daha bu ülkeye çevrilmesine yol açtı. “Küba kapitalizme geri mi dönüyor” sorularını yeniden alevlendiren söz konusu kararlar, egemen bürokrasinin Küba’nın içinde bulunduğu duruma yönelik tespitlerinin yanı sıra sözde çözüm önerilerini de içeriyordu.
Gazap Üzümlerinden Gazap Fındıklarına
Gazap Üzümleri romanı, 1930’lu yıllar Amerika’sının ‘29 krizinden nasıl etkilendiğini, insanların normal giden yaşamlarının bir gün içinde nasıl birdenbire paramparça olduğunu, açlıktan kurtulmak için Kaliforniya eyaletinin meyve bahçelerini hayal ederek yola çıkışlarını anlatır. Kurtuluşu orada görürler.

