![]() |
|
Eylül 2007, no:30
Anayasa Sorununa Sınıfsal Bakış
Bugün işçi sınıfı siyasal olarak zayıf durumdadır. O nedenle anayasa değişikliği sürecine damgasını basacak yahut taleplerini burjuvaziye dayatacak bir durumu yoktur. Bu da değişikliklerin işçi sınıfının hak ve özgürlüklerinden ziyade, egemenler arasındaki mücadelelerle doğrudan bağlantılı hususlarda odaklanacağı anlamına gelecektir.
12 Eylül’den Günümüze İşçi Hareketinin Durumu
12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi, Türkiye işçi sınıfı tarihinde pek çok yönüyle özel bir yer tutmaktadır. Faşizmin en doğrudan sonucu, 1960’ların ikinci yarısında başlayan ve 12 Mart darbesine rağmen durdurulamayan devrimci yükselişi durdurması ve işçi sınıfının siyasal ve sendikal örgütlülüğünü dağıtmasıydı.
Emperyalizmin Kıskacında Ortadoğu
Şiisiyle Sünnisiyle, Yahudisiyle Hıristiyanıyla, Arabıyla Türküyle, Acemiyle bölgedeki tüm burjuva güçler, emekçi yığınların kanı ve kemikleri üzerinden güç, iktidar ve kâr savaşı veriyorlar. Hepsi de diken üstünde duran bu burjuva iktidarların ya da güç odaklarının mevcut konumlarını sürdürebiliyor olmalarının tek nedeni, emekçi kitleleri etnik, dini, mezhepsel ve aşiretsel fay hatları boyunca bölmeyi başarıp, onları burjuva ideolojisine mahkûm etmiş olmalarıdır.
Kapitalizm Altında Sular Durulmuyor
Dünyanın su kaynakları hızlı bir biçimde tükenmekte, kurumakta, milyarlarca insanı zor durumda bırakan, ölümüne ve sefalet içinde yaşamasına sebep olan bu durum gün geçtikçe daha geri dönülemez bir hal almaktadır. Su kaynaklarının kapitalist tarzda kullanılması ve paylaşılması, hem ekolojik dengeyi bozarak doğanın ve insanlığın geleceğini tehlikeye atmakta, hem de bu kaynakların ele geçirilmesi uğruna yapılacak çatışmaları, savaşları körüklemektedir.
Manifesto’nun Sönmeyen Ateşi
Dünya işçi sınıfının mücadele tarihinde eşsiz bir yere sahip bulunan “Komünist Manifesto”nun yazılışının üzerinden 160 yıl geçti. Buna rağmen Manifesto eskimeyen devrimci özüyle yıllara meydan okuyor.
Kuzey İrlanda’da İngiliz Oyunu Sürüyor
İngiliz ordusu, 38 yıldır işgal altında tuttuğu Kuzey İrlanda’dan, geride 5 bin kişilik bir birlik bırakarak 31 Temmuzda çekildi. İngiliz birlikleri, 1969 Ağustosunda, Katoliklerle Protestanlar arasındaki çatışmaları engelleme bahanesiyle Kuzey İrlanda’ya girmiş ve orada onyıllar boyunca devam edecek büyük bir devlet terörü dalgası başlatmışlardı.
Diyarbakır Cezaevi: 12 Eylül’ün Auschwitz’i
12 Eylül darbesi işçi sınıfı hareketine karşıydı ve onun örgütlerini ve devrimcileri ağır baskılarla sindirdi, ama Kürt halkının payına da bu baskılardan çok büyük ve acılı bir parça düştü. Özellikle Diyarbakır Cezaevi, 12 Eylül faşizminin Auschwitz’i işlevini görerek Kürt halkında derin yaralar açtı. Tam on yıl boyunca on bini aşkın insan bu zindandan geçti.
Tersane İşçileri
Bir sanayi kenti olan İstanbul’da nereye bakarsak bakalım işçileri görmek mümkün. Kimi zaman bir inşaatın tepesinde, kimi zaman triko makinesinin başında, deri ya da hizmet sektöründe, hastanede, okulda ve ergimiş metallerin kıpkızıl aydınlığında çalışırken görürüz onları. Burjuvalar milyonlarca işçiyi kalın duvarlar ardında, gözlerden uzak çalışmaya mahkûm etmişse de, biz sınıfımızın hangi koşullarda, nasıl ve ne pahasına çalıştığını ve kapitalist sistem altında nasıl ezildiğini bilmek, anlatmak zorundayız.

