![]() |
|
Ekim 2008, no:43
Kapitalizm Yine Bunalımda
Dünya kapitalizminin lokomotifi durumundaki Amerikan ekonomisinde yaklaşık bir buçuk yıldır gittikçe güçlü sinyaller veren kriz nihayet artık inkâr edilemez bir düzeye ulaştı. Bir buçuk yıldır, sanki ekonomi borsadan ibaretmişçesine, borsanın her yükselişinde “tamam artık durgunluk geride kaldı” diye sevinç çığlıkları atan, böylelikle hem kendilerini hem de emekçileri kandıran kapitalizm şakşakçılarını bugün büyük bir endişenin sardığını görüyoruz. Ekonominin krize girmesiyle, gerek burjuva iş âleminin önde gelenlerini, gerek onların servetlerine servet katarken kendi ceplerini de dolduran finans uzmanlarını, gerekse hepsinin birden çıkarlarının sözcüsü durumundaki yazar-yorumcu takımını da derin bir depresif ruh hali sarıp sarmalıyor.
Yolsuzluk Kapitalizmin Hamurundadır
Tekelci burjuva medyanın ana kolu olan Doğan medya grubu ile AKP hükümeti arasındaki kapışma, düzenin lağımlarında birikmiş nice pisliğin ortaya dökülmesini sağladı. Ortaya çıkanlar gerçeğin son derece küçük bir parçası olmasına rağmen, bu kadarıyla bile kapitalist düzenin ne büyük bir pislik denizi üzerinde yükseldiğini gösteriyor.
Statükoculuk, Liberalizm ve Türk Tipi Burjuva Demokrasisi Üzerine Notlar / VIII
Bundan önceki bölümde, Türkiye’deki dışa bağımlı tekelci kapitalist sanayileşme sürecinin ekonomik ve sosyal yapıda meydana getirdiği değişimler üzerinde durduk. Bu bölümde ise, bu ekonomik ve sosyal değişimlerin siyasal yaşama nasıl yansıdığını ve ne gibi sonuçlar doğurduğunu irdelemeye çalışacağız.
Emperyalist Kutuplar Belirginleşiyor
Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırmasıyla başlayan sürecin basitçe Rusya-Gürcistan savaşına indirgenemeyeceğine, bunun yürüyen emperyalist savaşın ve hegemonya yarışının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştik.
Boğazlar Savaş Yolu Olurken
“İşkenceye Sıfır Tolerans” ve Gerçekler
Türkiye’de burjuva cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, ekonomik ve siyasal haklar için mücadele yürütenler, ağır baskı ve şiddet uygulamalarına maruz kaldılar. Demokratik haklar bağlamında açılan davalarsa uzun sürelere yayılarak zaman aşımına uğratılıyor. Böylece “adalet” sınıfsal doğasına uygun bir şekilde tecelli ediyor!
Uzak ve Yakın Tarihin Prizmasından Yansıyan Gerçekler
80’lerde dünyadaki siyasal atmosferi derinden etkileyen ve genç kuşakların zihniyetini bulandıran olumsuz koşulların bugün tamamen ortadan kalktığı söylenemez. Ne var ki, toplumsal alanda içten içte yürüyen bir değişim başlamıştır. Evet, devrimci işçi mücadelesi bakımından dünyanın hiçbir yerinde henüz esaslı bir toparlanma gerçekleşmiş değildir. Fakat yakın gelecekteki büyük değişimleri hazırlayan küçük birikimler öbeklenmeye, çeşitli işçi grevleri, direnişleri orada burada patlak verip yaygınlaşmaya koyulmuştur.
Kıbrıs Sorunu Çözülüyor mu?
Emperyalist savaşın yeni cephelerinin alev alıp halkları acı ve gözyaşına boğduğu ve emperyalist güçlerin çeşitli araçlar üzerinden karşılıklı olarak birbirine diş gösterdiği bir süreçte, Kıbrıs sorununu “çözme” görüşmeleri yeniden başladı.
TC Burjuvazisinin Kafkasya Atağı
CHP yöneticilerinden Mustafa Özyürek’in, “Ermenistan, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını tanımamakta ve Türkiye’nin soykırım yaptığını iddia etmektedir. Bu adımlar, karşı tarafa cesaret vermektedir. Uluslararası ilişkilerde bu tür girişimlerin bir yararı yoktur. Bu girişim, Ermenistan’ın gururunu okşayıcı bir girişimdir” açıklamasını, Baykal’ın Ermenistan’ın Dağlık Karabağ işgalini hatırlatan açıklamaları takip etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay da “Türk milleti, akılsız ve yalan bir şekilde soykırımla itham ediliyor. Bu konularda Ermenistan’ın geri adım atacağına dair en ufak bir işaret yokken, böylesi bir ziyaret son derece gereksiz” dedi. TC’nin Ermeni soykırımını inkâr temelinde sürdürdüğü propaganda, statükocu kesimin sözcülerince bir kez daha dile getirildi.
DİSK Tarihi ve Militan Sınıf Sendikacılığı /4
12 Eylül 1980’de iktidara gelen faşist yönetim, DİSK’i ezilmesi gereken başlıca hedeflerden biri olarak gördü. DİSK’in çalışmalarını durdurdukları gibi, genel başkandan sendikalardaki işyeri temsilcilerine kadar binlerce kişiyi gözaltına aldılar. DİSK’li tutsakların çoğuna 100 günü aşan gözaltı süreleri boyunca her türlü işkenceyi uyguladılar.
Kavgamızın Şehri İstanbul
Kimisine göre içinden deniz geçen tek şehirdir İstanbul. Kimisine göre taşı toprağı altındır. Kimisi eğlenirken sabahlara dek ışıltılı gece kulüplerinde İstanbul’un, kimisi hastanelerinde kuyruk beklemektedir aynı saatlerinde günün. Kimi boğaza nazır evlerinde tüm güzelliklerinin tadına varırken, kimisi başını sokacak bir ev bulamadığı için sorar 20 milyonluk devasa kente: “Sana bir ben mi fazla geldim İstanbul?”
Cezaevlerinde Çıplak Arama Dayatması
Cezaevlerinde 12 Eylül dönemini aratmayan uygulamalar sürüyor. Cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlalleri her geçen gün daha da artıyor. Tutsaklara yönelik görüş yasakları, disiplin cezaları, tedavi engelleri, baskı ve saldırılar sistematik olarak devam ediyor. Baskı ve saldırılar tutsak ailelerine de uygulanıyor.

