Ağustos 2011, no:77

Kürt Halkının Yükselen Mücadelesi ve Düzenin Çözümsüzlüğü

Levent Toprak

Haziran seçimlerinden bu yana yaşanan gelişmeler, seçim öncesinde Marksist Tutum’un yapmış olduğu tespitlere uygun biçimde, Türkiye’nin yeni bir siyasi dönemece girdiğini gösteriyor (bkz. Utku Kızılok, Seçime Doğru: İç ve Dış Siyasetin Eğilimleri). Çeşitli iç ve dış dinamiklerle belirlenen bu dönemeç, daha önce de vurguladığımız gibi işçi sınıfı açısından yeni ve zorlu bir mücadele döneminin açılması anlamına gelmektedir.

Norveç’te Faşist Katliam

Norveç, 22 Temmuz Cuma günü, iki saat arayla gerçekleştirilen iki büyük saldırıyla sarsıldı. Saldırıların ilki, Oslo’daki bir hükümet binasına yönelikti. Bir minibüse yüklendiği belirtilen tahrip gücü yüksek bir bombayla, yerel saatle 3:30’da gerçekleştirilen bu saldırıda 8 kişinin hayatını kaybettiği, 30 kişinin yaralandığı açıklandı.

Kürt Halkının “Demokratik Özerklik” Talebi

İlkay Meriç

Kürt hareketinin temel siyasi taleplerinden biri olarak özellikle son bir yıldır yoğun bir şekilde tartışılan “demokratik özerklik” konusu, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun seçimlerde kazandığı başarının ardından çok daha sıcak bir gündem maddesine dönüşmüştü. Zirve noktası ise, Demokratik Toplum Kongresi’nin 14 Temmuzda yaptığı “demokratik özerklik” ilanı oldu.

Burjuva Siyasetin Aracı Olarak Futbol

Kerem Dağlı

Son haftalarda futbol camiası üzerinden Türkiye’nin gündemine oturan gelişmeler ve ortaya dökülmeye başlayan kirli çamaşırlar, “futbol sadece futbol değildir” deyişini tekrar hatırlatmış ve profesyonel futbolun neye hizmet ettiğini bir kez daha göstermiştir: kapitalizme ve burjuva siyasete!

Dünya Devrimi Bir Hayal mi?

Oktay Baran

Ortadoğu’daki emekçi halk seferberliği, Tunus’tan başlayarak giderek militanlaşıp bölgenin belli başlı tüm ülkelerine yayılmaya başladığında, burjuva medya bu olguyu domino etkisi olarak adlandırdı. Bir ülkede başlayan bir devrimci seferberliğin onunla doğrudan ilişkili ülkelere yayılması anlamında betimleyici bir işlevi olan bu “domino etkisi” kavramının olayları anlamamız bakımından bir yararı vardır kuşkusuz.

Erdoğan’ın Kıbrıs Çıkartması

Adil Aksu

Başbakan 20 Temmuzda sözde barış kutlamaları vesilesiyle Kuzey Kıbrıs’a düzenlediği ziyarette, adanın geleceğine ilişkin olarak Türkiye’nin emperyal politikalarından ödün vermeyeceğini duyurdu ve “haklıyız”, “güçlüyüz” nutukları attı. Kuzey Kıbrıs’a sermaye yatırımları yapacaklarını belirten Erdoğan, “Türkiye’nin KKTC’nin kararlıca arkasında olduğunu” vurguladı.

Kolonyalizmden Emperyalizme /3

Elif Çağlı

Emperyalizm çağında sermayenin ulusal sınırları aşma gereksinimi nedeniyle, tekelci rekabet uluslararası boyuta sahiptir. Büyük kapitalist devletler, sürüm pazarları, hammadde pazarları ve sermaye yatırım alanları üzerinde egemenlik kurabilmek amacıyla birbirleriyle yarışırlar.

“Beyaz Yakalılar”: “Orta Sınıf” mı, İşçi Sınıfının Bir Kesimi mi?

Utku Kızılok

Kapitalizmin ilerlemesi ve kentlerin gelişip büyümesiyle birlikte, bir zamanlar kentlerin merkezinde yer alan sanayi bölgeleri kentlerin çeperlerine doğru kaydı. Sanayi siteleri İstanbul’un merkezinden periferiye ya da diğer kentlere kayarken, bir zamanlar fabrikaların kurulu olduğu yerlerde ise çoktandır gökdelenler yükseliyor.

İşçi Sınıfı Büyüyor, Ev İşçileri Örgütleniyor!

Ezgi Şanlı

İşçi sınıfı büyüyor. İşçi sınıfı büyüyüp geliştikçe, düne kadar görünmeyen, yok sayılan kesimleri de sınıf kardeşlerinin sesine çığlıklarını katmak istiyor. 15 Haziranda ev işçisi kadınlar bir araya geldiler ve yaşadığımız topraklarda bir ilke imza attılar.

Srebrenitsa Katliamı ve Emperyalist Savaş

Hakan Sönmez

Srebrenitsa’da, 1995 Temmuzunda, 8 bini aşkın Boşnak, Sırp egemenleri tarafından katledildi. Katliamın 16. yıldönümünde, Sırplarca katledilen 613 kişinin kemikleri toplu mezarlarda bulundu. 11 Temmuzda, Saraybosna’da, dünyanın birçok ülkesinden gelenlerin de üç gün süren bir barış yürüyüşünün ardından katıldığı bir cenaze töreni düzenlenerek, toplu mezarda bulunan cesetler toprağa verdi.

Eşitsiz, Kalitesiz ve Soyguncu Eğitim

Derya Çınar

Radikal gazetesinde çıkan “eğitimde değil ama parada fark attık” başlıklı haberde Türkiye’de özel üniversitelere ilişkin ilginç bir tablo ortaya konmuş. Dünyada en fazla özel üniversiteye sahip ülkelerden birinin Türkiye olduğunun, ancak buralarda verilen eğitimin kalitesinin yani yetiştirilen öğrencilerin başarı düzeyinin trajik denecek kadar düşük olduğunun altı çizilmiş.

Norveç Katliamının Ardından

Avusturya’dan A.E.

Kapitalizm Altında Eşitlik Yalanları

Pendik’ten bir Marksist Tutum okuru