Resmi İdeolojinin “Sarı Gelin”i

İstanbul’dan bir Marksist Tutum okuru

2003 yılında üniversite sıralarında bir belgesel izlemiştim. “Sarı Gelin” adlı bu belgesel Ermeni sorununu işliyordu. Salonda belgeseli izlemeye gelenlerin sayısı az olsa da, belgeseli izleyen öğrencilerin çıkışta nasıl bir ruh haliyle, nasıl bir bilinçle dolaşacaklarını tahmin edebiliyordum. Belgeselin ana teması şuydu: “Ermeniler Türk düşmanıdır, insan denemeyecek kadar barbar ve vahşi yaratıklardır.” Bugünlerde gazetelerde Ermeni sorununu anlatan aynı belgeselin ilköğretim okullarında izletildiğini okuyunca bir kez daha dehşete kapıldım.

Belgeselle ne amaçlanıyordu? Egemen sınıflar genç kuşaklara resmi ideolojilerini aktarmadan ve onları daha küçük yaşta şekillendirmeden düzenlerini ayakta tutamazlar. Yediden yetmişe herkesin zihnine resmi ideolojinin bir parçası olan resmi tarih enjekte ediliyor. Ne bir Ermeni görüp tanımış ne de herhangi bir Ermeniden zarar görmüş yüz binlerce ve hatta milyonlarca insan, bugün resmi tarihin yıkıcı etkisi sayesinde Ermeni düşmanı olmuştur. Ermeni sözcüğü ile her karşılaştığında zihninde “cani, vatan düşmanı ve bölücü” imgesi uyanıyor. Bu ve benzeri milliyetçi belgesellerle büyüyen kuşaklar, doğal olarak başka halklara karşı düşman kesiliyorlar. Kontrgerilla örgütlenmeleri bu tür şoven motifleri kullanarak Ogün Samast gibi katilleri rahatlıkla ikna edebiliyor ve kullanabiliyorlar.

Geçen yıl Türkiye ve Ermenistan cumhurbaşkanları Gül ve Sarkisyan iki ülkenin dostluk ve kardeşliği adına milli takımların oynayacakları futbol karşılaşmasında bir araya gelmişlerdi. İki ülke burjuvalarının çıkarları düşünülerek atılan bu adımın elbette halkların kardeşleşmesini sağlamak gibi bir amacı yoktu. Bunun böyle olduğu, “Sarı Gelin” belgesinin okullara dayatılmasından bir kez daha görülmüş oldu.

“Sarı Gelin-Ermeni Sorunun İçyüzü” adlı belgesel, Türkiye’deki tüm okullara öğrencilere izletilmesi amacıyla dağıtıldı. Genelkurmay tarafından hazırlatılan belgesel, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda izletiliyor. 2003 yılında tamamlanan belgesel 2007’den bu yana bütün okullarda gösteriliyor. Belgesel Ermeni sorunu konusunda öğrencileri bilgilendirme amacı taşıyormuş! Belgeselde Ermenilerin “insan eti yediği”, “hırsız”, “tecavüzcü”, “katil” ve “sapık” olduğu bolca tekrarlanıyor. Ermeni soykırımının yalan olduğu, tersine Türklerin katledildiği, sözde, tanıkların anlatımıyla ve belgelerle kanıtlanıyor!

Sevindirici olan şey, yalan ve yanlış bilgilerle dolu bu belgeselin okullarda izletilmesine gösterilen tepkilerin yayılmaya başlamış olmasıdır. İnsan Hakları Derneği belgeselin okullarda izletilmesini basın açıklaması ile protesto etti. DTP, başbakanın yanıtlaması isteğiyle mecliste soru önergesi verdi. Hrant Dink Vakfı yargıya başvurarak belgeselin izlettirilmesinin durdurulmasını istedi. Oluşan tepkiler üzerine Milli Eğitim Bakanlığı belgeselin okullara dağıtımının durdurulduğunu açıkladı. MEB ayrıca belgeselin okullara öğrenciler için değil, öğretmenlerin bilgilendirilmesi amacıyla dağıtıldığını açıklayarak özrü kabahatinden büyük denecek bir beyanatta bulundu.

Ermeni sorunu 100 yılı aşkın bir süredir kanamaya devam ediyor. Sermaye devletlerinin çıkarları var olduğu sürece de kanamayı sürdürecektir. Egemen sınıfların tarihi katliamlarla doludur. İşçi ve emekçi kitlelerin gerçekleri öğrenmemesi, halklar arasında barış ve kardeşliğin vuku bulmaması için resmi tarih öfke ve kin dolu fikirleri genç kuşaklara aktarmaya devam edecektir. Fakat “gerçekler direngendir” ve yapılan zulümler egemen sınıfların yanına kâr kalmayacaktır. Türk, Ermeni ve diğer halkların devrimci işçi sınıfları dünyaya barış ve kardeşliği getirmek için birleştiklerinde genç kuşaklar zehirli fikirlerle değil özgürlük ve kardeşlik düşünceleriyle büyüyeceklerdir.