Pes Dedirten Haberler

Gazi Mahallesinden işsiz bir kadın işçi

Burjuva gazetelerinden birinde yer alan ve dikkatimi çeken bir haberi sizlerle paylaşmak istedim sevgili Marksist Tutum dostları. Haber şöyle başlıyor: “New York Times, sıradan insanların krize karşı geliştirdikleri stratejileri yazdı. Krizin mağdurları artık otomobil yerine daha fazla bisiklet kullanarak işlerine gidiyor, evini arkadaşıyla paylaşıyor, evi yakın olanlar araç kullanmayıp market arabalarını evine kadar götürüyor”. Carolina isimli kadın “Çok şükür ki işim var, şimdilik garanti ve hiç sıkıntıya girmeyecekmişim gibi görünüyor” demiş. Don “Yiyecek satan dükkânların olduğu bölgelere, Cumartesileri dükkânların kapanışından bir saat önce gidin, belki bu şekilde kolay bozulabilir yiyecekleri daha ucuza alabilirsiniz; dışarıda öğle yemeği yemeyin, hafta sonu bile dışarıda yemeyin; bakkala her gün değil haftada bir kere gidin” önerisinde bulunmuş. Dostlar bakın Jim neler anlatmış: “Evimde balık ve sebze yetiştiriyorum, eğlenceli ve tasarruflu oluyor, ördek ve kaz avına çıkıyorum, kriz bedava ve besleyici gıdaları öne çıkardı.” George “Stajyer öğretmenim, ücret almadan çalışıyorum, öğle aralarında para kazanabileceğim bir iş arıyorum, az para harcamak için evimde arkadaşımla yaşıyorum” demiş. Devam edeyim dostlar, Barbara “Eskimiş 50 kıyafetimi sattım para kazandım”, Peter “Tuvalet, banyo vb. doğal ihtiyaçlarımı giderirken su tasarrufu yapıyorum” demiş. Bir başkası krize karşı şu stratejiyi düşünmüş: “Düşünmezseniz krizi, beyniniz yorulmaz, geleceği düşünmekten vazgeçtim, daha rahat olacağımı düşünüyorum.”

Dostlar içinizden “YETER ARTIK!” dediğinizi hissettim. Patronların bu düzmece yalanlarına kocaman bir YETER de benden. Ama sadece bu tepkimiz yeterli olamaz bu kokuşmuş emperyalist kapitalist sistemi yerle bir etmek için dünyamızdan. Yeryüzünde biz işçilerden daha büyük aileye hiçbir canlı sahip değil. Bunu ben, Marksizmin ışığında yol alan Marksist Tutum’u takip ederek, örgütlü mücadelenin vazgeçilmez önemini kavrayarak anladım. Dünya işçi sınıfını kurtuluşa götürecek örgütlü mücadelenin bir zincirine de sizler halka olursanız patronlara olan kinimiz mücadelemizle büyüyecek ve hiçbir güç bu örgütlü mücadelemizin önünde duramayacaktır.

İşçileri koyun misali peşinden sürüklemekle görevli o burjuva gazetesinin o burjuva yazar-çizerlerine verecek cevabımız tabii ki olmalı (eğer sınıf mücadelesinden, proleter devrimcilikten besleniyorsak tabii ki). “İki sınıf var dünyada, patronlar sınıfı ve işçi sınıfı.” Biz işçiler hayatımızın bütün alanlarında olayları değerlendirirken bunu akıldan çıkarmamalıyız. Ancak o zaman işçi sınıfımızın çıkarlarına hizmet etmiş oluruz. Evet dostlar, olayları işçi sınıfının çıkarları açısından değerlendirmek var, patronlar sınıfının çıkarlarına hizmet etmek var. 1917 Ekim Bolşevik Devriminin önderi Lenin’in sorusunu yeniden hatırlamak gerekiyor: “Hangi sınıftan yanasınız?”

Carolina, Jim, Ahmet, Helin, Nina, Barbara… İsimleri farklı ama sınıf çıkarları ortak olan dünya üzerindeki bütün ezilenler, işçiler olarak bizler, işçi sınıfımızın kurtuluşu için örgütlemeli, örgütlenmeli, yolumuzda sabırla yürümeliyiz. İşte o zaman yeryüzündeki bütün güzellikleri yaratanları kimse “sıradan insanlar” diyerek aşağılayamayacak! İşte o zaman belki evinden kilometrelerce uzaklıktaki marketten yahut işinden yorgun argın dönerken yürümek zorunda kalmayacaksın! İşte o zaman kira pahalılığından dolayı küçücük odacıklı bir ev aramak zorunda kalmayacaksın! İşte o zaman daha ucuz olsun kandırmacalarıyla haftanın bilmem kaçıncı gününün gece yarılarını beklemek ya da haftada bir bakkala uğrayıp guruldayan karnını doyurmak mecburiyetine düşmeyeceksin! İşte o zaman bir iş yetmiyor hayatımı devam ettirebilmek için ek işler lazım demek zorunluluğundan kurtulacaksın! İşte o zaman geleceği düşünürken korkuların değil umutların olacak! Nazım Hikmet’in dediği; gibi güneşli, güzel günler göreceğiz.

Sadece Mücadelene, Örgütlülüğüne ve Özgücüne Güven!

Krizin Faturası Patronlara!

Yaşasın İşçilerin Uluslararası Mücadele Birliği!