OSTİM Sanayi Bölgesinin İşçi Çocukları

Mamak’tan Marksist Tutum okuru bir işçi

Kapitalizm, sermayenin işçi sınıfının emeğini sömürmesine dayanır. Kapitalist sınıf üretim araçlarının özel mülkiyetine sahiptir ve bunu kâr elde etmek için kullanır. Üretim araçlarının sahibi olmayan işçi sınıfıysa ihtiyaçlarını karşılamak için emek gücünü sermayeye satmak zorundadır. İşgücünü sermayeye satan işçilere zar zor geçinebileceği bir ücret ödenir. Ödenen bu ücret karşısında yaşama tutunmaya çalışan işçiler kıt kanaat geçimlerini sağlamaya çalışırlar. Durum böyle olunca aile fertlerinin en büyüğünden en küçüğüne kadar herkes çalışmak zorunda kalır.

Kapitalist sömürü cehenneminde yüzünüzü yeryüzünün hangi köşesine dönerseniz dönün işçi sınıfını ve işçi sınıfının geleceğini yaratacak olan işçi çocukları görmeniz mümkün. İşçi çocuklar sanayi bölgelerinden maden ocaklarına, atölyelerden sokaklarda atık kâğıt ve plastik toplayıcılığına kadar saymakla bitiremeyeceğimiz pek çok alanlarda çalışıyor, çalıştırılıyorlar. Çalışan minik bedenler, çalışma koşullarının ağırlığından ve kötülüğünden dolayı çeşitli iş kazalarıyla, sakat kalma ve hatta ölümle sonuçlanan tehlikelerle karşı karşıya kalıyorlar. Diğer kapitalist ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de bu tabloyla karşılaşmak artık olağanlaşmış durumda.

Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi (OSTİM) Ankara’nın önemli sanayi bölgelerinden biri. Daha çok orta ve küçük ölçekli metal, gıda, matbaa ve ahşap sektöründe faaliyet gösteren bölgede, ağırlıklı olarak genç işçilerle birlikte staj yapan öğrenciler ve çocuk işçiler çalışıyor. Okuma fırsatı bulamayan çocuklar genç yaşta meslek edinmek için yoksul aileleri tarafından sanayinin hırçın kollarına gönderiliyorlar. Okuma fırsatı bulan ve meslek liselerine yazılan çocuklar ise okulun belirlediği staj günlerinde sanayi bölgesinin yolunu tutuyor. İş koşullarının dayattığı zorluk bir yana, bölgedeki patronların çocuk işçilere ve staj yapan öğrencilere bakış açıları nedeniyle insanlık dışı manzaralar yaşanıyor. Stajyeri işyerine kabul eden sermayedar, devlet tarafından “öğrencinin iş eğitimi ile ilgilenmekle” yükümlendirilmiştir. Stajyer işçinin notunun yarısını patronu vermektedir. Ellerine verilen bu kozu kullanan patronların asıl dertleri, stajyer işçilerin eğitimi değil, onları kendi sınıf çıkarları gereğince sömürmektir. Yoksul aileleri tarafından, “gitsinler adam olsunlar” düşüncesiyle meslek okullarına gönderilen çocuklar, daha öğrencilik dönemlerinden itibaren patronların yoğun sömürüsüne maruz kalıyorlar.

İşçi çocuklar ve stajyer işçiler en ağır işler dâhil her tür işte uzun saatler boyunca çalıştırılmakta, her türlü aşağılanmaya maruz kalmakta, meslekleriyle ilgili işlerin yanı sıra çay getirmek, yerleri süpürmek gibi işlerde de kullanılmaktadırlar. Üstelik işten atılma, stajının iptal edilmesi gibi korkular yüzünden bunların işçi sendikalarına üye olmaları da mümkün olmuyor.

Okuma fırsatını bulamayan işçi çocuklar için, yağ, kir ve pasın içinde çalışmak meşakkatli ve dayanılmaz bir durum. Sabahın erken saatlerinde kalkıp canhıraş işin yolunu tutan küçük işçilerin asık ve güleç yüzleri birbirini tamamlayan temalar gibi adeta. İncecik bedenleriyle ve minik ayaklarıyla kimisi yarı uykulu, kimisi ıslık çalarak ve yollarda yalpalayarak ilerliyorlar işyerlerine doğru. 9 ilâ 12 saat çalışmalarının karşılığında aldıkları ücret ise haftalık 70 TL’yi geçmiyor. İşçi çocuklar bu parayla yoksul ailelerine yardım ediyor, bir sonraki yılda okula gitme hayali kuruyorlar. Ankara’nın varoşlarından sanayi bölgesine gelen çocuklar, patronları tarafından, haftada bir gün eğitim aldıkları OSTİM Mesleki Eğitim Merkezine gönderiliyorlar. Sigorta primleri devlet tarafından ödeniyor. Böylece patronlar bu maliyetten de kurtulmuş oluyorlar. Çocuklar girdikleri her sınav için para ödüyorlar. Sınavı başarıyla geçen çocuklar kalfalığa, kalfalıktan ustalığa geçebiliyor, başarısız olanlar ise umudunu bir sonraki sınava ertelemek zorunda. OSTİM Çıraklık Merkezinde 1000’e aşkın genç işçi var ve 100’e yakın işçi de merkeze ait yurtta kalıyor. Bu yurtta kalanlar, Ankara’nın komşu illeri Yozgat, Çorum, Kırşehir gibi şehirlerden göç eden ailelerin çocukları. Çocuk işçiler burada kalmak için de bir miktar para vermek zorundalar.

Zenginliğin bir avuç kapitalistin elinde birikmiş olması ve özel mülkiyet sistemi, işçi ve emekçi ailelerini, kadını, erkeği ve çocuğuyla böylesi zorlu koşullar altında çalışmak zorunda bırakıyor. Kapitalist sömürü sistemi devam ettikçe biz işçi sınıfına yapılan saldırılar her zaman olacaktır. Bu sistemden işçi sınıfının sorunlarını çözmesini beklemek saflık olur. Bu düzene karşı uyanık ve örgütlü olmak zorundayız. Kapitalizm, işçi sınıfının işgücünün alabildiğince sömürüsüne dayanmaktadır. İşçiler, çırak-stajyer ve çocuk işçiler kapitalizm yaşadıkça sömürülmekten kurtulamaz. Kapitalizme, sınıflı toplumlara, sömürüye son verecek yegâne sınıf işçi sınıfıdır.

·     Çocuk işçiliğine son!

·     Düşük ücretlere ve patronun not verme yetkisine son!

·     Öğrencilere tam ücretli çalışma olanağı sağlansın!

·     İşçi çocuklara ücretsiz yurt ve barınma hakkı!

·     Çırak ve stajyer işçiler de dâhil olmak üzere her yaşta işçiye örgütlenme, işçi sendikalarına üye olma hakkı!