ÖSS Kandırmacası
1 Mayıs Mahallesinden bir öğrenci
ÖSS sınav sonuçları açıklandı ve öğrenciler büyük umutlarla üniversite seçimlerini yaptılar. Bütün bir yıl boyunca öğrenciler hep ders çalıştı. Hemen hemen hepsinin hiçbir sosyal aktiviteye katılamadığını söyleyebiliriz. Ev, okul ve dershane üçlüsü arasında mekik dokuyan öğrencilerin kimisi strese girdi, kimi depresyona girdi ve kendi kişiliklerini kaybederek adeta birer robot haline geldiler. Çünkü öğrenciler için burjuvazi tek kurtuluş yolu olarak ÖSS’yi gösteriyor. Başka bir kurtuluş yolu bulamayan gençler bu yolda heba oluyor.
Şimdi ise yeni bir sınav sistemiyle karşı karşıyayız. Bu sistemi öne sürmelerinin nedeni öğrencileri psikolojik olarak rahatlatmak ve dershaneleri kaldırmak olarak gösteriliyor. ÖSS rezilliğini bir yıl çekmelerine rağmen bu bir yılda yaşadıklarından dolayı öğrencilerin çoğu bunalıma giriyor. Şimdi ise bu bir yıllık çile üç yıla çıkacak. Yani öğrencilerin sırtına binen yük üç katına çıkacak. Yeni sisteme göre öğrenciler lise 2’den itibaren her yıl sınava girecek. Ama bu yeni sistem sadece ÖSS’yle sınırlı kalmıyor. OKS’de bu yıl uygulanmaya başlanan yeni sistemde ise öğrenciler 6. sınıftan itibaren her yıl sınava girecekler. İki sınavı birleştirdiğimiz zaman ortaya çok korkunç bir manzara çıkıyor. Daha önceden sınav stresini 8. sınıfta ve lise son sınıflarda çeken öğrenciler, yeni sistemle bunu bütün öğrencilik hayatları boyunca çekecekler. Yani 7 yıl boyunca hayatları hep sınavlarla geçecek. Böyle bir sistemde öğrencilerin ders dışında bir şeylere vakit bulmaları mümkün olabilir mi diye düşünüyorum. Ama hiçbir şey bulamıyorum. Çocuklar birer robot gibi yetişecek ve etraflarında olan bitenlerin farkına varamayacaklar. Kendilerine karşı yapılan haksızlıklara karşı koyamayacaklar. Yani yine burjuvazi kendine göre insanları yetiştirmeye devam ediyor.
Yeni sistemin diğer palavrası ise dershanelere giden öğrencilerin sayısının azalacağı. Ama bu sistem dershanelerin önünü daha da açacak bir sistemdir. Geçtiğimiz yıllarda sadece sınav döneminde dershaneye giden öğrenciler şimdi her yıl gitmek zorunda kalacaklar. Çünkü sistem dershaneye gidemeyen öğrencileri bir şekilde saf dışı bırakmayı başarıyor. Bunu gören aileler ise akın akın dershanelere koşuyor. Dershane ve özel ders sektöründe önümüzdeki yıllarda patlama olacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Bu kadar çok öğrenciyi karşısında görecek olan dershane patronları istedikleri gibi fiyatlara zam yapabilecekler. Yani kısacası ailelere şunu diyecekler: “Paranız yoksa okutmayın kardeşim. Gitsin bir işte çalışsın, sizin çocuğunuz için en iyisi budur.” Tabii çocuklarının okumamasına razı olmayan aileler çeşitli yerlerden paralar bulmaya çalışacak. Dershane mağduru ailelerin ilk aklına gelecek yer ise bankalardan kredi çekmek olacaktır. Ve bu sistem sadece dershane patronlarının değil, bankaların da önünü daha da açacak bir sistem olacaktır. Ama çoğu aile bu parayı bulamayacak ve çocuklarının okuma hakkı olamayacak.
Yeni sistemin çarpıklıklarından bahsettim. Şimdi de biraz insanlar üzerindeki etkilerinden söz etmek istiyorum. Acaba öğrenciler ve aileleri bu sistemi nasıl karşılıyorlar? Dershaneler kaldırılacak ve öğrencilerin üniversitelere girmeleri kolaylaşacak diye yutturulmaya çalışılan bu sistem birçok öğrenci ve ailenin ilk zamanlarda kulaklarına çok hoş gelebiliyor. Yeni sistem eski sistemden sıkılan ve bu sisteme yavaş yavaş isyan etmeye başlayan öğrencileri de bir süre de olsa uyutmak amacı taşıyor. Yani burjuvazinin işi birkaç yıl daha kolaylaşıyor. Burjuvazi sınav sistemini birkaç yılda bir değiştirip kendisine karşı ayaklanmanın da önünü kapatıyor. Ve bu yeni sınav sistemlerini duyan öğrenciler devrimci yolu seçmek yerine yeni sınav sisteminin pisliğinde kaybolup gidiyorlar.
Sınavı kazansalar da kazanmasalar da içlerinde bu sistemin çarpıklıklarının farkına varanlar var. Ancak yapacak bir şey olmadığını düşünen gençler kendi kendilerine hayıflanıp durmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Geriye dönüp baktıklarında kaybolan yıllardan başka bir şey göremeyen gençler, kapitalizmin çürümüşlüğünde debelenip duruyorlar. Ve ulaşmak istedikleri hedefin yalan olduğunun farkına varıyorlar. İşçi olarak doğan bu gençler büyüdüklerinde gerçekten de işçi sınıfının birer neferi olduklarının farkına varıyorlar. Ve hayatlarını devam ettirebilmek için burjuvazinin ücretli köleleri oluyorlar.
Kapitalizm ve pislikleriyle mücadele etmek mümkündür. Gençlerin içindeki öfkenin doğru yere yönlendirilmesi gerekiyor. Milyonlarca gencin bu yolda heba olmasına seyirci kalınamaz. Her gencin içinde bir isyan ateşi vardır ama önemli olan bu ateşi doğru yere yönlendirmektir. Bu yer ise Marksizmden başka bir yol değildir. Gençlerin kendilerini yeniden bulabilmeleri için Marksizmle tanışıp devrimci mücadeleye atılmaları gerekiyor. Gençler ancak Marksizmle tanıştıktan sonra bu sistemin çarpıklıklarının farkına varabilirler. Ve içlerindeki isyan ateşiyle birlikte kapitalizme karşı devrimci bir başkaldırı gerçekleştirebilirler. Ama genç işçilerin veya öğrencilerin çıkarları kesinlikle proletaryadan bağımsız değildir. Kapitalizm ve onun pisliklerine karşı koyacak gerçek güç ancak ve ancak proletaryadır. Bu dünyayı var eden işçiler ama sefasını süren bir avuç sömürücü. Dünyayı döndüren işçilerin elleridir ve yine kendi elleriyle dünyadaki bu sistemi yıkacak olan da işçilerdir. Bu da ancak dünya proletaryasının enternasyonalist mücadelesiyle mümkün olacaktır.
