Okurlarımızdan - Marksist Tutum 1 yaşında!
Merhaba dostlar,
Marksist Tutum dergisini ilk çıktığından bu yana düzenli takip ediyorum. Marksist Tutum'la bir yılı geride bıraktık. Bütün sayılara yeniden baktım neler öğrendim diye ve bugün öğrendiğim bir şeyler varsa, işçi sınıfı var diyebiliyorsam, bu sınıfa dahil olduğumun farkındaysam, bunu Marksist Tutum'a borçluyum. Bize mücadele yolumuzu en doğru şekliyle gösterdiğin için sana teşekkürler Marksist Tutum.
Dostlar, bizlere yolumuzu burjuva ideologlar ne kadar doğru gösterir? Onların bize gösterdikleri, bu sistemi devam ettirmenin yoludur. TV, radyo, magazin dergileri, kolektif bir şekilde çalışıp beyinlerimizi uyuşturarak o pislik sistemlerinin devam etmesini sağlıyorlar. Kutsal aile kavramını da unutmamak gerek.
Herkes hatırlar Irak'a ilk bombaların atıldığı anı, TV'de göstermişlerdi. Biz 'insanlar' insanların katledilişini havai fişek gösterisi gibi izledik. Oradaki işçi kardeşlerimize yapılan işkenceleri film gibi izledik. İşte bizlerin beynini bu kadar uyuşturmuşlar. Pisliklerini cesaretle yayınlıyorlar. Bu sadece bir örnekti, daha neler var neler, saymakla bitmez onların pislikleri. Bunları görmemeleri ne kadar acı ve şaşkınlık yaratan bir durum. Elif Çağlı'nın şiiri bunu çok güzel anlatıyor:
şaşıyorum be kardeşim
şaşıyorum sizin adalet duygunuza
Ve bildiğim bütün küfürleri sıralıyorum
Sizi bu hale koyanlara
Beyaz bir kuş koysam
Avcumun ortasına
Ve gözlerinizin içine baka baka
Bir bir tüylerini yolsam
Üstüme çullanırsınız
Demediğinizi bırakmazsınız bana
Ne hainliğim kalır
Ne vahşiliğim
Hatta yaşarabilir gözleriniz
Karşınızda bir yaşam
Katlediliyor diye
Bir beyaz
Bir zarif
Bir küçük kuş
Öldürülüyor diye
Haklısınız
Yerden göğe kadar haklısınız
Bir onur taşıyorsunuz
Yüreğinizdeâ?¦..
İnsanlığın onuru
Neden ses vermiyor bu onur
Ve neden yaşarmıyor gözleriniz
Tam karşınıza geçmiş de ONLAR
Bakarak gözlerinizin ta içine
Kuşları değil
İnsanları katlediyorlar.
Dostlar işte önümüzde iki seçenek: birincisi Marksist Tutum'un bizlere gösterdiği yol; eşit, özgür, halkların kardeşleştiği, sömürünün ve sınıfların olmadığı, yaşanabilir bir dünya
Diğer tarafta Elif Çağlı tabiriyle BOK ÇUKURU; bunun üzerine bir şey söylemeye gerek yok. Elif Çağlı bu sistemin nasıl bir sistem olduğunu çok güzel koymuş ortaya.
Marksist Tutum'a bir kez daha teşekkürler, bizleri o bok çukurundan çıkardığı için. Ve Marksist Tutum'un bizlere ulaşmasında emek harcayan herkese selam olsun.
Yenibosna'dan bir tekstil işçisi
Tam bir yıl önce bir dergi tüm düşünce ve eylem sınırlarımızı sorgulatmak ve tüm Marksist geleneği içselleştirmemize hizmet etmek için yayın hayatına başlamış oldu. Marksizm ve işçi sınıfı adına geleneksel kalmış her şey ilerletilmeyi beklerken, çarpıtılmış ve gözlerden uzak kalmaya mahkûm edilmiş olan her ne varsa karanlıktan çıkarılmayı beklerken, sıcak ve samimi bir ses kendini duyurmaya hazırdı artık. Dipten süzüle süzüle çorak toprakların yalnızlığında yüzeye çıktı. Bereketli ama çoraklaştırılmış bu büyük ova suya kavuşacaktı sonunda.
Unutturulmuş sevinçler, parıldayan gözlerin ışığında yeniden yeşeriyordu. Kaynağını diplerden alan ve aktıkça yolunu genişletecek olan kararlılığında hareketin, susuz hiçbir başak tanesi kalmayacaktı. İklim değişiyor. Özgürlük ikliminde Marksizmin bereketi gökkuşağı renklerince dünyayı saracak. Marksist Tutum dergisinin birinci mücadele ve aydınlanma yılı işçi sınıfına ve tüm ezilenlere yol ve kutlu olsun.
Van'dan Marksist Tutum okuru bir öğrenci
Devrimci Marksizmin bu topraklardaki temsilcisi Marksist Tutum birinci yılını doldurdu. Tüm emekçilerine ve okurlarına selam olsun. Mücadelemizde bize kılavuzluk eden dergimizle emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.
İlk sayıda 'Enternasyonalle Kurtulur İnsanlık' şiarıyla yola çıktık. Unutturulmaya çalışılan devrimci ilkeleri ısrarla savunacağımızı böyle ortaya koyduk. İkinci sayıda, bütün dünyada şovenizm rüzgârları estirilirken 'Milliyetçiliğin Panzehiri Enternasyonalizmdir' sloganını yükselttik. Üçüncü sayıda 'Tarihini Unutma! Mücadele Bayrağını Yükselt' diye haykırdık, 15'16 Haziran'ın yitirmediğimiz coşkusuyla. Dördüncü sayıda Temmuzun sıcağı kadar gerçek bir sloganı dillendirdik: 'Kapitalizm Yıkılmadıkça Kurtuluş Yok! Çözüm Sosyalizmde!' Beşinci sayıyla yine gerçekleri haykırdık: 'Kapitalizm Son Bulmadan Savaş ve şiddet Son Bulmaz!'. '12 Eylül Faşizminin Hesabı Sorulmalı' dedik bir kez daha, kapaktaki rakam dergimizin altıncı ayını gösterdiğinde. Yedinci sayı Ekim Devriminin kızıllığından almıştı gücünü, 'Yaşasın Ekim Devrimi ve Onun Sönmeyen Ateşi!' Kasım sayısı dünyayı resmetti gözlerimize: 'Irkçılık, Militarizm, Faşizm İşte Kapitalizm!' Dokuzuncu sayıda dillendirdiğimiz sadece bir temenni değil, bir hedefti: 'Dünya Yerinden Oynar İşçiler Birlik Olsa!' 'Reformizme Karşı Devrimci Marksizm' dediğimizde takvimler yeni bir yılı gösteriyordu. Reformizme karşı yüzyıllık mücadeleyi biz sürdürüyoruz, biz kazanacağız! On birinci sayıyla bir kez daha yöntemimizi ortaya koyduk. 'Siyasal, Sendikal Yasaklar Savaşarak Aşılır! On ikinci sayıda devrim işçilerinin yarısına, kızıl tarihlerinin çağrısını inançla yineledik: 'Emekçi Kadınlar Sınıf Mücadelesi Saflarına!
Nereden gelip nereye gittiğimizi, hangi savaşın içinde olduğumuzu ve nasıl kazanacağımızı biliyoruz. Gücümüzü, tarihin doğruluğunu defalarca kanıtladığı devrimci Marksizmden alıyoruz. Marksist Tutum hem bu topraklarda hem de dünyada diplere bastırılan ilkeleri ve mücadeleyi fışkırtıyor, yükseltiyor. şan olsun tarihinin bilinciyle donanan devrimci Marksistlere! şan olsun devrimci Marksizmin mücadelesini yükselten Marksist Tutum'a!
Birinci yılımızın coşkusuyla ileri atılıyoruz. Sınıfsız Bir Dünya Kuracağız!
Marksist Tutum okuru bir kadın işçi
Kapitalist sistem insanın her cinsini yaşına, memleketine bakmaksızın insan olmaktan çıkarıyor ve kimlik bilgilerini insanları baskı altında tutmak, susturmak, hatta yok etmek için kullanıyor, bizleri kimliksizleştiriyor.
Benim için kimliğim nüfus cüzdanımda yazılan adım değil. Yaşım, doğum yerim, beni ben yapan şeyler bunlar değil. Beni ben yapan, devrimci fikirlerim, işçi sınıfı mücadelesinde bir ışık gibi doğan, köklü, bükülmeyen, devrim ve sosyalizm yolunda adım adım ama kararlı yürüyen fikirlerim!
Beni ben yapan, adresim, mahallem, şehrim, yaşadığım ülke değil! Beni ben yapan enternasyonalist fikirlerim. Kapitalizme yumruğu vuracak milyarlara yol gösterecek olan devrimci Marksist enternasyonali savunan fikirlerim ve bu fikirlerin adresi Marksist Tutum!
Beni ben yapan, bu mücadelede yüzünü görmesem bile, oturup salaş bir çayhanede birlikte yudumlayamasam da ince belli bardaktan çayı, kavga türkülerini doyasıya söyleyemesem de yan yana, gelecek günler için, zamana karşı yarışan yoldaşlarımın olduğunu bilmektir kavganın saflarında!
Beni ben yapan, Marksist Tutum'un her sayısını okumak ve okutmaktır kavgamı büyütmek için, bayraklaştırmaktır alanlarda, fabrikalarda her satırındaki fikirleri!
Beni ben yapan, ölünce miras olarak ne bırakacağını bilmektir ardında. İşçi sınıfının saflarında kavganın fikirlerinin büyüyeceğine ve zafere kavuşacağına duyduğum inançtır. Annem iyi ki doğurmuş beni ve ben iyi ki devrimci saflarda tutunmuşum. Selam olsun devrimci Marksist saflarda yürüyen Marksist Tutum'a ve onu var eden yoldaşlarıma. Nice yıllara kavgayla, inançla, zaferle!
Marksist Tutum okuru bir sağlık işçisi
Devrimci Marksizmin doğru perspektiflerine ve Bolşevizmin kararlı ve sınıf bilinçli mücadele ruhuna insanlığın çok fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde işçi sınıfına ve devrimcilere ses vermeye başlayan Marksist Tutum'un birinci yılını coşkuyla selamlıyoruz.
Marksist Tutum'un devrimci Marksizmin enkaz altında kalmış ideolojik mirasını tekrar gün yüzüne çıkarma ve kararlı bir biçimde bunları savunma çabaları, Türkiye'de ve dünyada devrimciler adına kıymetli bir damar açıyor. Bolşevizm gerçekten kendine ait olan değerlerle yeniden canlanıyor. Yüzünü sınıf mücadelesine dönmüş devrimcilerin umutlarını Marksist Tutum büyütüyor. Mücadelemizin ışığı Marksist Tutum'u Güçlendirmek için İleri!
Ankara'dan Marksist Tutum okurları
İşçi sınıfı, burjuvazi ile savaşımında her dönem kendi mücadele araçlarını yaratmıştır. Tarih, büyük grevlerin, direnişlerin ve devrimlerin ancak Marksist yöntem ve fikirlerle başarıya ulaşabileceğini kanıtlamıştır. Ciddi bir hazırlık ve ideolojik netlikle, sorumluluk bilinciyle yayın hayatına başlayan ve bizlere sınıf mücadelesi temelinde ışık tutan Marksist Tutum dergisinin okuru olmaktan ve okutmaktan gurur duyuyorum.
1901'de Iskra'ydı işçileri kıvılcımlayan,
1905'te Vpeyrod'tu ayaklanmayı ilerleten,
Pravda'ydı 1917'de kitleleri devrim gerçeğine kenetleyen.
Burjuvazi her dönem yalan bastı
Söylediklerine kendi de inanmayan
Dünya kocaman
Fabrikalarda örgütlenmeyi bekleyen
işçiler de öyleâ?¦
Burjuva yalanlarının arasında
2005 1 Mayıs'ında
Sınıfın tam ortasında
Açtı gözlerini Marksist Tutum
Kapitalizme karşı
Elden ele
İşçi sınıfına karıştıâ?¦.
Marksist Tutum Dergisinin 1. yılını kutlarım.
Kadıköy'den bir eğitim emekçisi
Merhaba Marksist Tutum okurları,
Yaşadığımız bölge çeşitli sanayi kollarından fabrikaların yoğun olduğu bir bölge. Dolayısıyla genç işçiler yoğunlukta. Bizler okul dönemlerimizden itibaren çalışmaya başlayan ve çalıştığımız işyerlerinde işçi-patron ve sermaye ayrımını gören genç işçilerdeniz.
Bir yandan yaşadığımız bölgeye hava limanı, Formula-1 pistleri yapılırken, diğer yandan geri bırakılmışlığı, sömürüyü görüyoruz. Bu çelişkilerin nedenlerini bir sene önce tanıştığımız Marksizmin ışığında görebiliyoruz. Ne yazık ki işçilerin çoğunluğu bu çelişkilerin farkında bile değiller. Onlar boyalı basınla, televizyon dizileriyle oyalanıyorlar. Gerçekleri görmeleri engelleniyor. Genç işçi arkadaşlarımızın farklı alanlara kanalize edilerek işçi sınıfı mücadelesine katılmaları engelleniyor. Yayınlanan gazeteler vs. burjuvazinin denetimi altında olduğundan okudukları da dolayısıyla bizim gerçeklerimiz değil burjuvazinin bize sunmak istedikleri 'gerçek'ler. Bunlardan dolayı işçiler bir sınıf olduğundan bihaber, yaşadığı toplumun gerçekleri ile yüzleşmekten korkan duyarsız birer birey haline geliyorlar. Yaşadığımız sorunların kaynağı doğru kavranırsa çözümün de bireysel olmayacağı açıktır. Devrimci Marksist fikirlerle donanarak sınıf bilinciyle hareket edildiğinde gerçek ve nihai çözüme ulaşılacağına inanıyoruz.
Bizler Aydınlı gençliği olarak, bizleri aydınlık fikirlerle tanıştırdığı ve bu temelde geliştirdiği için Marksist Tutum dergisine teşekkür ediyor ve kendimizi şanslı hissediyoruz. Var olduğu sürece bu şansı daha birçok genç işçiye yaşatmasını dileyerek birinci yılını doldurmakta olan dergimizin yeni sayısını sabırsızlıkla bekliyoruz.
Aydınlı'dan bir grup işçi ve öğrenci
Bizler çeşitli işyerlerinde çalışan bir grup Marksist Tutum okuru işçiyiz. Bundan bir yıl önce hayatımıza giren Marksist Tutum'la işçi sınıfının mücadele tarihini ve burjuvazinin basın-yayın organları ile çarpıttığı dünyada yaşanan olayların gerçek yüzünü Marksist bir bakış açısıyla kavramaya başladık. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? İşsizliğin, açlığın, yoksulluğun kısacası sömürünün kaynağının kapitalist sistem olduğunu Marksist Tutum aracılığı ile öğrendik ve buna karşı vermemiz gereken mücadelenin de militan sınıf mücadelesi olduğuna inandık. Bundan sonraki hayatımızda da Marksist fikirler ile yolumuza devam edeceğiz. Bizi yattığımız kış uykusundan uyandıran Marksist fikirlere ve mücadelemizde doğru bir yolda ilerlememizi sağlayacak bu fikirlerin bir aracısı olan Marksist Tutum dergisinin çıkmasını sağlayan mücadele dostlarımıza sonsuz teşekkürler.
Yaşasın Marksist Tutum!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Marksist Tutum okuru bir grup işçi
12 Eylül'den sonra okullarda panolara, ulusal günlere ve Atatürk'e yapılan övgüler dışında bir yazı yazmak nerdeyse imkânsızdı. Ama 12 Eylül'den önceki yıllarda üniversitelerde yalnız sosyalistler değil herhangi bir fikre sahip olan birkaç kişi bir araya geldiğinde ilk yaptıkları iş bir dergi çıkarmak, kendilerini ve fikirlerini bu araç vesilesiyle yayarak kendilerine taraftarlar bulmaya çalışmaktı. Oysa bugün bıraktık gençlerin bir fikir çerçevesinde birleşmesini, neredeyse fikirsizlik moda oldu. Bir fikre sahip olmamak 'akıllılık', 'uyanıklık', 'işini bilirlik' olarak bilinir oldu.
Bizler 12 Eylül'ün öncesini yaşamamış, 12 Eylül'den sonraki baskıcı koşulların ne olduğu anlatılana kadar, gerçek kaynaklardan okuyana kadar neler yaşandığını anlayamamış bir kuşağın insanlarıyız. Ailelerimiz tarafından en sıradan kitaplarımızın, romanlarımızın yırtıldığı, okullarda kitap okuyanların şüpheliler listesine alındığı, insanların düşüncelerini en yakın arkadaşına bile söylemekten korktuğu bir dönemin içinden çıktık geldik. Mimlenmekten, fişlenmekten korkarak, fikirsizliğin erdem, futbol dışındaki şeylere bağlanmanın ahmaklık sayıldığı, bir fikre, bir ideale duyulan tutkunun aptallık, hiçliğin, asosyalliğin, yalnızlığın, suskunluğun akıllılık olarak görüldüğü bir atmosferde büyüdük.
Bugün o baskı koşulları tümüyle olmasa da belli oranda ortadan kalkmasına rağmen insanlar hâlâ geçmişten habersiz, gelecek konusunda duyarsız, rahatsız olduğu durumlarda da bir şeyler yapmaktan korkarak yaşamaktalar. Burjuvazi 'korku'yla mayaladı hamurumuzu. Düşünmekten korkan, mücadele etmekten korkan, mücadeleye insan kazanmaktan korkan ve örgütlenmekten korkan bir nesil yarattı. Ve bu nesil ancak bıçak kemiğe dayandığında sorununu bireysel yollarla çözmeye çalışmakta, sonuç olarak da yüzüne gözüne bulaştırmaktan başka bir şey yapamamaktadır.
Bugün insanlık giderek daha fazla sefaletin ve korkunç bir yaşamın içine itilmektedir. Savaşın, salgın hastalıkların, açlığın, susuzluğun olmadığı yerlerde bile kapitalizmin diğer kötülüklerinden kaçış mümkün değil. Başınıza bir bombanın düşme ihtimali olmadığı bir yerde yaşıyorsanız bile sizi en fazla birkaç ay geçindirebilecek bir para için bile diri diri gömülebilir, iş kazasında hayatınızı anlamsız bir şekilde yitirebilirsiniz. Böyle bir dünyada örgütsüz, idealsiz bir insanın ne akli dengesini koruması ne de insanca yaşaması mümkündür.
'Daha iyi bir dünya' için değil, kapitalizmsiz bambaşka bir dünya için mücadele etmekten başka bir yolumuz yok. Ama kapitalizme karşı doğru fikirlerle, devrimci Marksist fikirler ışığında örgütlü bir şekilde mücadele verdiğimizde ancak zafere ulaşabiliriz. Devrimci Marksist fikirlerin çevremizdeki her insana, her işyerine ulaşması için mücadele ettikçe, bu fikirleri yaygınlaştırdıkça, bu fikirlerin aracı olan dergimizi, Marksist Tutum'u herkesle tanıştırdıkça ancak mücadelemizde bir yol alabilir, bu sistemle mücadele edebiliriz.
İstanbul'dan bir grup eğitim emekçisi
Merhaba Marksist Tutum,
Marksist Tutum dergisi çıktığı günden beri bizlere yol göstermeye, kılavuzluk etmeye ve bizi bilgilendirmeye devam ediyor. Marksist Tutum'da yer alan fikirler nasıl bir dünyada yaşadığımızı görmemizi sağladı. Bize başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi. Bize açlık, sefalet, savaşlar ve sömürünün hüküm sürdüğü bir dünyada kaderimize boyun eğerek yaşamaktansa, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurmak için mücadele etmemiz gerektiğini öğretti. Ve örgütlenerek mücadeleye atıldığımızda gerçek kurtuluşun sosyalizmde olduğunu, işçi sınıfının kendi ellerinde olduğunu anladık. Bu yüzden Marksist Tutum dergisine ve onun nezdinde tüm kavga yoldaşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyor, dergimizin birinci yılını kutluyoruz.
Dalgaları karşılayan gemiler gibi,
gövdelerimizle karanlıkları yara yara
çıktık, rüzgarları en serin
uçurumları en derin
havaları en ışıklı sıra dağlara.
Arkamızda bir düşman gözü gibi karanlığın yolu.
Önümüzde bakır taslar güneş dolu.
Dostların arasındayız!
Güneşin sofrasındayız!
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık! Enternasyonalle kurtulur insanlık!
Kahrolsun kapitalizm ve insanlık dışı düzeni! Yaşasın devrim ve sosyalizm!
Marksist Tutum okuru grevci işçiler
Merhaba! Bütün Marksist Tutum okurlarına selamlar! Geride bıraktığımız bir yıl içerisinde küçük ama emin adımlarla ilerledik. Dergimizin bu konudaki katkısı çok büyüktür. Dergimizin ilk yaşını coşkuyla kutluyoruz.
İstanbul'un, fabrikalarının çok yoğun olduğu bir semtinde yaşıyoruz. Dolayısıyla mahallemiz işçilerin hem çalışma hem de yaşam alanı. İşçiler, yaşadıkları ve çalıştıkları alanlarda ne tip sorunlarla karşılaşıyorlarsa bizler de bu sorunların katmerlisine şahit oluyoruz. Gençlerin, yaşadıkları sorunları çözmek yerine unutmaları ve hangi sınıfın mensubu olduklarını anlayıp harekete geçmek yerine çürümeleri için, burjuvazi mahallelerimizi tam bir bataklığa çeviriyor. Çeteleri ve uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırıyor. Ama biz sorunlarımızın çözümünü biliyoruz. Çünkü bizim bir pusulamız var: Marksist Tutum! Bu topraklarda tam bir yıldır işçi sınıfının ve insanlığın kurtuluşu için Marksizmin ışığını yayan Marksist Tutum var.
Ancak yaşadığımız sorunların çözülebilmesi için Marksist Tutum'u daha çok okuyup, daha çok okutmalı; daha çok öğrenip daha çok öğretmeli ve daha çok bilinçlenmeliyiz! Çünkü kapitalist sistemin pisliklerinden tek başına kurtulmak mümkün değildir. Kurtuluşun yolu Marksizmin ışığını daha fazla yaymaktan geçmektedir. Bunun için Marksist Tutum'dan faydalanmamız gerekiyor. Unutmayalım ki, kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Önümüzdeki yıllarda, geride bıraktığımız yılda kat ettiğimiz yoldan daha fazlasını kat edecek ve hedefimize daha emin ve daha kararlı adımlarla ilerleyeceğiz! Bunun için Marksist Tutum'a çok teşekkür ediyoruz. Yaktığı ateşin bütün dünyayı yakıp kavurmasını diliyoruz!
Marksist Tutum okuru bir lise öğrencisi
Merhaba yoldaşlar! Buradan tüm Marksist Tutum okurlarına selamlar gönderiyoruz. Bu yolda yalnız olmadığımızı bilmek ve mücadelede başka yoldaşlarımızın da olduğunu bilmek çok güzel bir duygu! Biz Marksist Tutum dergisiyle yeni tanıştık. Ama Marksist Tutum dergisi işçi sınıfına, öğrencilere, emekçilere ve tüm ezilenlere bir senedir kurtuluşun yolunu göstermekte!
Biz Marksist Tutum dergisini heyecanla okumaktayız. Dergiyi okumaya yeni başlamış olmamıza rağmen birçok yeni bilgi elde ettik. Geçmişte işçi sınıfının yaşamış olduğu mücadeleleri ve kazanmış olduğu hakları ve de geçmişte yaşadığı baskıları bugüne kadar başka bir yerde duymamıştık. Marksist Tutum sayesinde kendi sınıfımızın tarihini yavaş yavaş öğrenmeye başladık. şurası bir gerçek ki, geçmişimizi bilmeden kendi geleceğimizi yaratamayız.
Biz toplum olarak siyasetten uzak durmayı tercih ediyoruz. Daha çok anne babalarımız bizlere politikadan uzak durmamızı söylerler. Bunu en büyük nedeni 1980 askeri faşist darbesidir. Bu tarihten sonra toplum yaşadığı baskılardan dolayı kendi içine kapanık ve korku içinde yaşamaya başladı. Dayanışma, hak arama, mücadele gibi kelimeler toplumun hafızasından silindi. Herkes sadece kendisini kurtarma, bireysel kurtuluş çabası içine girdi.
Yaşadıklarımız bize gösteriyor ki, tek başına kurtulmak mümkün değildir. Nasıl ki geçmişte işçi sınıfı birlik ve beraberlik içinde mücadele etmişse önümüzdeki süreçte de benzer bir durum yaşanacaktır. Geçmişte başarılı olamadık. Bunun nedeni işçi sınıfına doğru yolu gösterecek bir rehberin bulunmamasıydı. Günümüzde Marksist Tutum dergisi fikirleriyle işçi sınıfına rehber olacaktır. Gelin, Marksist Tutum'un çıkışını kurtuluşa giden yol kabul edelim! Ve bundan sonra Marksist Tutum'la mücadeleye atılalım!
Aydınlı'dan Marksist Tutum okuru gençler
Geçtiğimiz yılın 1 Mayısında dünyada olduğu gibi Türkiye'de de işçiler alandaydı. 1 Mayısın anlamına ve ruhuna yaraşır bir kitlesellikte olmasa da fabrikalardan, sendikalardan gelen işçiler taleplerini dillendiriyor, sloganlarını atıyorlardı. Yıllardır sessiz kalan, bastırılmış bir haykırıştı sloganları. Orada onlarla birlikte olan birileri daha vardı: coşkulu, kararlı, mert! Genç militanlar gözlerinde ümidi ellerinde işçi sınıfının devrim kılavuzunu taşıyarak gümbür gümbür haykırıyorlardı. Bir müjde, bir haber veriyorlardı: Marksist Tutum çıktı! Sınıf mücadelesinde Marksist Tutum! O günden beri Marksist Tutum işçi sınıfının dillendirilmemiş korkularını, sorunlarını ve çözümünü haykırmaya, bizi anlatmaya devam ediyor. Yaprak kıpırdamayan bir dönemde yüreği kıpır kıpır atarak gerçeğe uzanıyor.
İyi ki varsın Marksist Tutum, nice mücadele dolu yıllara.
Marksist Tutum okuru bir tekstil işçisi
Selam olsun işçi sınıfına ve onun yolunu aydınlatanlara!
Mücadele geleneğinin zayıf olduğu bu topraklarda bir yıldır bir ışık parlamaya başladı. Bu ışık her geçen gün daha da uzakları aydınlatmaya başladı. Bu sayede, genç kuşak işçiler olarak bizler, geçmişin deneyimlerini öğrenmek ve eski kuşakla aramızdaki kopukluğu giderme fırsatı bulduk. Marksist Tutum dergisi bu kopukluğun nedenini, 80'lerde neler yaşandığını, burjuvazinin neden 12 Eylül faşist rejimine ihtiyaç duyduğunu ve yeri gelince yeniden duyacağını biz genç işçilerin beynine kazıdı.
Marksist Tutum, gericiliğin kuşattığı günümüz dünyasına gerçekten Marksist ve bilimsel bir yaklaşımla bakabilen bir dergi. Güncel olayları takip edip değerlendirmesini yapan, işçi sınıfının mücadele tarihini anlatan, sınıf mücadelesinin önemini ve niçin mücadele etmek gerektiğini bizlere öğreten yazılarınız sayesinde aydınlandık. Olaylara sadece ulusal çerçevede değil, uluslararası çerçevede yaklaşarak bizleri sadece bu topraklarda olup bitenlerden değil, dünyanın her yerinde gelişen olaylardan haberdar etmenin Marksist Tutum'un bir ilkesi olduğunu biliyoruz.
Derginin ilk sayısından bu yana, çıkacak sayının tarihine uygun, tarihte o ayda yaşanmış önemli günlere ne denk geliyorsa ona uygun bir tasarım yapılıyor. Gerek renkleriyle, gerekse tasarımıyla insanı coşturmaması mümkün değil. İçeriği ise gerçekten çok doyurucu. Dergiyi sürekli takip eden herkes, istediği birçok konuyu içinde bulabilir. Her sayfası ayrı bir zenginlikte, her sayısı ayrı bir değerde. Okur mektupları bölümünde ise bizlere yer veriliyor. Düşündüğümüz, hissettiğimiz, paylaşmak istediğimiz her şeyi paylaşabiliyoruz. Bu ve benzeri araçlarla bizlere, bizim gibi sınıf kardeşlerimize ulaşma şansı verdiğiniz için sizlere gönülden sevgilerimizi gönderiyoruz.
İyi ki varsın Marksist Tutum. Mücadele dolu nice yıllara!
İstanbul'dan Marksist Tutum okuru kadın işçiler
Dergiyi ilk elime aldığımda yoğun duygular hissetmiştim. Nasıl anlatılır bilmiyorumâ?¦ Özenle, heyecanla elime almıştım, artık bir dergimiz vardı. Bayrağımızı elimize almıştık. Bu bayrağı özenle taşımalıydık. İçinde insanlığın kurtuluş yolunu ortaya koyan fikirler vardı.
Mücadelemiz, geleneğimiz, geleceğimizâ?¦ Marksizmin devrimci ruhu sayfalarda yeniden canlanıyordu. Komünist bir dünya kurma mücadelesinin cenazesini kaldırdığını sananlara inat, Lenin'in mirası, bugünün ve geleceğin mücadeleci işçi kuşaklarına yol göstereceğini haykırıyordu sayfalarımızdan! Enternasyonal marşının dizelerini daha güçlü haykırıyoruz artık: ENTERNASYONALLE KURTULUR İNSANLIK!
Ardından her ay heyecanla bekler olduk yeni sayıyı. Kapağının rengi değişse de, içinin kıpkızıl isyanla dolu olduğunu biliyorduk. Okur mektupları bizden birilerinin, gözleri açılan ve yüzünü mücadeleye çeviren işçi arkadaşların dünyasını bizlere sunuyordu. Yüzünü bile görmediğimiz, ama aynı duyguları, aynı dertleri yaşadığımız insanları resmediyordu okur mektupları. Yalnız olmadığımızı, ne kadar benzer şeyler yaşadığımızı gördük o samimi seslenişlerde. Çevremizdeki insanlara bir solukta okutmak istediğimiz mektuplar yer buldu dergimizde.
Dergi dediğin bir avuç kağıt parçası diyenler vardır belki. Marksist Tutum öyle değil bizim için. Derginin gücü sadece fikirlerinin gücünden de ibaret değil. Marksist Tutum'un ardında ömrünü sınıfının ve insanlığın kurtuluşuna adamış insanlar var. İşte her şeyin metalaştığı günümüz dünyasında Marksist Tutum'u asıl anlamlı ve değerli kılan budur! Kapitalistlerin asla parayla satın alamayacakları bir güçtür bu.
Evet bugün bir avuç olabiliriz. Ama yarın milyonlar bu bayrağın altında birleşecek. BÜTÜN ÜLKELERİN İşÇİLERİ BİRLEşİN!
Yenibosna'dan Marksist Tutum okuru bir tekstil işçisi
Merhaba Marksist Tutum!
Ben, derginizi 7-8 aydır takip eden bir okuyucunuzum. İşsiz bir tekstil işçisiyim. İşten müdürüme itaat etmediğim için çıkartıldım. Yaptığım işle ilgili hiçbir sorun öne süremedikleri için, gerekçe olarak şirketin küçülmeye gittiğini zırvaladılar. Benimle birlikte kıdemi düşük olan 80 kişi daha işten çıkartıldı. Diğer arkadaşlarımıza ise, ikramiyeleri ödenmeyerek, zam yapılmaksızın çalıştırılarak, iş yükleri ağırlaştırılarak, yıldırma politikalarıyla, işlerinden haklarını istemeden çıkmaları dayatılıyor. Böylelikle hem kötü adam olmaktan, hem de tazminat ödemekten kurtulmuş oluyorlar.
Bu işyerine girdiğim ilk ay ikramiye verdiler, ardından bu sizin son ikramiyeniz dediler, iki ay sonra zam verdiler, ardından bu sizin son zammınız dediler. Sonra da şirketimiz zarar ediyor, küçülmeye gidiyoruz dediler, işimizden ettiler. şimdi patronlarımızın altlarındaki arabaların modellerini yükselttiklerini, mağazalar zincirlerine yeni halkalar eklediklerini duyuyorum ve hatta internetten Türkiye'nin dört bir yanına açmakta oldukları mağazaları takip etmekte zorlanıyorum.
Yapılan işten çıkarmaların 1,5 ay öncesinden söylentisi yayıldı. Kimse işten kimlerin çıkartılacağını bilmiyordu. 1,5 ay boyunca herkes paranoyak oldu, sinirlerimiz bozuldu, gecemiz gündüzümüz acabalarla geçti. Bu söylenti süresince işçileri bu fikre alıştırdılar ve ilk anda vereceğimiz tepkiyi söndürdüler. şu olay bir an önce olsun da bitsin demeye başladık.
Yüzsüzlüğün haddi hesabı yok! Bir de gözlerimizin içine baka baka bize yemekhanede yılbaşı kutlaması yaptılar. Biz asıl neyi kutladıklarını bir hafta sonra kesin olarak öğrenmiş olduk. Bir hafta sonra, bayram arifesinde bize işsizlik hediye ettiler. Allah (!) bizi işverenlerin hediyelerinden de, iyiliklerinden de sakınsın.
Arkadaşlar, işverenlerin oyunlarına kanmayın! Yaşadığımız deneyimleri birbirimize anlatmalıyız, hiçbir şey içimizde kalmamalı! Özellikle yaşadıklarımı anlatmak istedim ki, böyle sorunlarla karşılaştığımızda nasıl davranmamız gerektiğini önceden hesap etmiş olalım. Sınıfımızı bilmek, nerede, neyin arkasında duracağımızı bilmek çok önemli, lütfen bunları öğrenelim.
Evet, yeter bu kadar kendimden söz ettiğim. Biliyorum ki Nisan ayı derginin 1. yıl dönümü!
Ben okur mektuplarından, işçi arkadaşlarımın aktardığı deneyimleri, sizin yazılarınızdaki görüşleri okuyor ve çok şey öğreniyorum. Ben 15 yıllık işçiyim, bunları daha küçük yaşlarda öğrenmek isterdim. Çünkü mücadele edebilmek için öğrenmekten korkmamak, sorgulamak, tarih bilinci edinmek gerekiyor.
Sevgili Marksist Tutum, hep bizimle birlikte olun, bizim sizi bırakmaya hiç niyetimiz yok. Bir yıllık emeğiniz boyunca bize öğrettikleriniz için teşekkür ederim, nice senelere!
Esenler'den bir tekstil işçisi
Marksist Tutum'a ve okurlarına merhaba,
İşçi sınıfının bilimsel devrimci ideolojisinin tutarlı savunucusu, bizleri Marksizmin ışığıyla aydınlatan dergimiz yayına başlayalı bir yıl oldu. İşçi sınıfının devrimci mücadelesinin önünün açılmasında, bizlere unutturulan, eşsiz deneyimlerle ve derslerle dolu mücadele tarihimizin biz genç işçilere ulaştırılmasında paha biçilmez bir yere sahip olan Marksist Tutum'a ve tüm okurlarına selam olsun!
Marksist Tutum'u güçlendirmek ve devrimci sınıf mücadelesini yükseltmek için ileri!
YAşASIN İşÇİ SINIFININ ULUSLARARASI MÜCADELE BİRLİğİ!
Gebze'den bir grup metal işçisi
Merhaba dostlar,
Biz, plastik fabrikasında çalışan Marksist Tutum okuru bir grup işçiyiz. Bundan 7 ay önce Marksist Tutum'la tanıştık. Fark ettik ki, Marksist Tutum'un yayına başlamasının üzerinden bir yıl geçmiş. 7 aydır dergimizden çok şey öğrendik. Nasıl bir düzende yaşadığımızı, nasıl ezilip sömürüldüğümüzü, egemenlerin bizleri nasıl yalanlarla kandırdığını ve bu hayatı bize zindan ettiğini dergimiz Marksist Tutum'dan öğrendik. Ve daha öğreneceğimiz ve diğer işçi kardeşlerimize öğreteceğimiz çok şeyler olduğunu biliyoruz. Tüm Marksist Tutum emekçilerine ve okurlarına kardeşçe selamlarımızı yolluyoruz.
İyi ki varsın Marksist Tutum! Marksist Tutum'u okuyalım, okutalım!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Gebze'den Marksist Tutum okuru işçiler
Sınıf mücadelesinin esasını kavramak, işçi sınıfının biliminin doğru kavranılmasını gerektirir. Dünyada baş döndürücü hızla değişen gelişmelerin işaret ettiği gidişatı doğru kavrayabilmek teorik açıklıkla mümkün olabilir ancak. Marksist Tutum geçen yılın Nisanında, dünya Marksist hareketinde var olan bu boşluğu doldurmak üzere yola çıkmıştı. Çıkışının üzerinden henüz bir yıl geçmiş olmasına rağmen, cevap verdiği sorunlar karşısında aslında belli bir olgunlukta olduğunu gösterdi. İşçi sınıfının kaybolan belleğini, daha ilk sayısından itibaren tarihsel önemi olan mücadele deneyimlerinin üzerinde durarak, onları yeniden gün ışığına çıkararak canlandırmaya; bu deneyimleri ait olduğu yere, işçi sınıfının tarihsel belleğine, gerekli dersleri çıkartarak nakşetme çabasına girişti.
Ortalık Marksizm adına Marksizmle ilgisi olmayan teorik yaklaşımları savunan anlayışlarla dolu iken, despotik-bürokratik SSCB'nin yıkılışıyla, sosyalizmin öldüğünün ilan edildiği, 'medeniyetler çatışması' safsatasıyla dünyanın emperyalistlerce kana bulandığı bir dönemde, Marksist Tutum'un gündeme dair getirdiği yaklaşımlar Marksizmi gerçek anlamda layık olduğu biçimde sırtladığını gösterdi.
'80 sonrası yenilgi döneminin işçi sınıfını içine soktuğu sessizlik döneminin parçalanması, çok hızlı değişen dünya gündemiyle beraber somut bir olasılık olarak beliriyor. Uzun zamandır kaynamakta olan Latin Amerika'da işçi sınıfının kendisini iktidara taşıyacak devrimci önderliğin yokluğu, işçi sınıfını hedefsiz bırakmakta, onun enerjisini soğurmaktadır. Kaynama bir türlü kapitalist sistemi buharlaştıracak olgunluğa erişemiyor. Ortadoğu'da kaynayan kazanda ise, işgal edilen topraklarda yaşayan işçiler, gözlerine çekilen ulusal-dinsel-mezhepsel perdeler nedeniyle kurtuluşlarının sadece bir şekilde olabileceğini, mücadeleyi sadece emperyalist işgalcilere karşı değil kendi kapitalistlerine karşı da yükseltmeleriyle gerçekleşebileceğini göremiyorlar. Bunun yerine tam da gerçek düşmanlarının, sınıf düşmanlarının istediği gibi, emperyalist ülkelerde yaşayan işçilere de düşmanlık beslemektedirler.
Yaşadığımız topraklarda ise ezilen Kürt ulusunun mücadelesinin yoğunlaştığı, devletin saldırılarını tırmandırdığı bir dönemde, ülkedeki sosyalistlerin işçi sınıfına doğru bir bakış sunmadıkları, genelinin burjuvazinin işçilerin gözüne taktıkları milliyetçilik perdesini beslediklerini görüyoruz.
Marksist Tutum'un ortaya koyduğu yaklaşımlar, işçi sınıfının dünya partisini inşa etmek için seferber olan enternasyonalist komünistlere ışık tutmaktadır. Bu ışık tüm Marksistleri günü geldiğinde birleştirecektir. Marksist Tutum'un dalgalandırdığı bayrağı taşımanın sorumluluğu günümüzün gericilik koşullarında ağır olsa da, bu sorumluluğun altına girilmeden insanlığın kurtuluşu davasına karşı da sorumluluk yerine getirilmemiş olacaktır. Marksist gençler, bu bayrağı zafere dek taşıyacaklardır. Biz genç Marksistlerin bugün önümüzde duran en büyük görev Marksizmin ışığını büyütmektir. Bu ışığı büyüteceğiz!
Yaşasın işçi sınıfının güneşi! Yaşasın Marksizm!
İstanbul Üniversitesi'nden bir öğrenci
Merhaba,
1. sayıdan 12. sayıya kadar Marksist Tutum dergisini yakından takip ediyorum. Devrimci Marksist teorinin bizlere taşımış olduğu deneyim ve birikimden dolayı olan memnuniyetimi belirtmek ve dergide emeği geçenlere çok teşekkür etmek istiyorum. Marksist Tutum işçi sınıfı hareketinin diplerde seyrettiği bu dönemde bizlere ışık oldu. Marksizmin işçi sınıfının ışığı olarak işçi sınıfının mücadelesinde bizlerle hep birlikte olması dileklerimle.
İçinden geçtiğimiz dönem dünya çapında emekçilerin durumunu daha net bir şekilde gözler önüne sermektedir. İşçi sınıfının sosyal hak ve kazanımlarına olan saldırılar gün geçmiyor ki artmasın. Dünya genelinde iş saatleri uzatılıyor, emeklilik yaşı yükseltiliyor, ücretler düşüyor, sosyal güvenlik haklarımıza saldırılıyor â?¦ yani geçmişte nice mücadelelerle ağır bedellerle alınmış olan kazanımlarımız teker teker kaybediliyor.
İşçi sınıfının üyeleri olarak dünyada gelişen bu baskılardan darbeler almadan yaşamak imkânsız. Çalıştığım işyerinde kapitalizmin baskıcı çalışma koşullarına maruz kalıyoruz, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bizi insan olmaktan çıkaran bu acımasız sistem arkadaşlarımızın 'merhaba', 'günaydın' tümcelerine bile işlemiş durumda. Asık mutsuz suratlar, yorgun gözler, insani yönlerimizi törpülememize mazeret olabiliyor. İşyerinin çeşitli noktalarına yerleştirilen kameralarla denetleniyoruz. Çalışırken bir anlık yorgunluk ifadesi ya da nöbetlerde uyuklamak, tuvalette uzun kalmak, yemeği 15 dk fazla yemek gibi istismarlara kalkışabilir işçiler diye yerleştirilmiş bu kameralar. Kötü niyetli değil, sakın yanlış anlamayın patronumu, bizim için. İşe ilk başladığım zaman sorumlum, bugün lavaboya şu kadar gittiğim için beni uyardığında işverenimin kameraları benim iyiliğim için yerleştirdiğini anladım.
Ayrıca bir saatlik olan yemek molasını 15 dakikada tamamlamazsanız alacağınız azar da cabası tabii. Çünkü 10 saat çalışıyoruz. Çalışma saatimiz 9 saat olarak hesaplanıyor, 1 saatlik yemek molası çalışma saatine dahil değil. Aslında bizim diye düşündüğünüz zaruri ihtiyaç molaları bile işverenin bize izin verdiği özgürlükte kullanabiliyoruz.
Her şey o kadar örgütlü planlanmış durumda ki, işçilerin örgütlenmesinin önüne geçmek için her şey denenmektedir. Aynı servisten iki kişi asla birlikte yemeğe çıkamazsınız, çay molası veremezsiniz. Kapitalizmin şahanları bize şunu demek istiyorlar: Sizler birer makinesiniz bize bağlısınız, kurallarımıza uymazsanız kapı açık, işsiz kalma özgürlüğünüz var, ne de olsa milyonlarca işsiz kapıda bekliyor.
Kapitalistlerin işçi sınıfının yaşam ve çalışma koşullarına olan bu baskılarının altında yatan nedenleri hepimiz çok iyi biliyoruz. Bir sinek kadar bile değer vermedikleri bizlerin aslında örgütlendiğimizde onların sonunu hazırlayacağımız ve saltanatlarını bitireceğimizin çok iyi farkındadırlar. Tabii ki bizden korkacak koca kıçlarıyla dünyanın üzerine pinekleyen burjuva sınıfı. Biz biliyoruz ki işçi sınıfı bir gün ayaklanacak ve onların kan ve zulüm sistemlerini alaşağı edecek. İşte o zaman dünyaya gerçekten özgürlük gelecek, kendimiz için üretip kendimiz için yöneteceğiz bu dünyayı.
KAHROLSUN ÜCRETLİ KÖLELİK DÜZENİ!
YAşASIN İşÇİ SINIFININ ULUSLARARASI MÜCADELESİ!
Bir Marksist Tutum okuru
Merhaba yoldaşlar!
Çıktığından beri Marksist Tutum'u okuyorum, okutuyorum ve dağıtıyorum. Tüm işçi sınıfını ve emekçileri kapitalizm cehenneminden kurtarabilecek olan yegane devrimci düşünce olan Marksizmin aydınlattığı yolda, bizlere rehber olan dergimizin birinci yaşını tüm devrimci coşkumla selamlıyorum! Savaşsız, sömürüsüz, sosyalist bir dünyayı eninde sonunda kuracağız! Kurtuluşumuz böyle bir dünyanın yaratılması mücadelesinden geçiyor ve bu, bizim ellerimizdedir.
Tüm devrimcilere ve bilinçli işçilere çağrımdır! Marksist Tutum'da birleş, sosyalizm yolunda kenetlen, mücadele bayrağını yükselt!
Kurtuluş yok tek başına! Ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Enternasyonalle kurtulur insanlık!
Gebze'den bir meslek lisesi öğrencisi
