Kapitalizmin Hayatımızda Yarattığı Engeller

Aydınlı’dan bir Marksist Tutum okuru

Bugün sağlık, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik ve toplumsal yaşama tam katılım gibi temel sorunlarda, engelliler ciddi sorunlar yaşamaktalar. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yaptırılan “Türkiye Özürlüler Araştırması”, 68 milyon 622 bin 559 olan toplam nüfusun 8 milyon 431 bin 937’sinin “özürlü” olarak yaşamını devam ettirdiğini tespit ediyor. Bu oran toplam nüfusun yüzde 12,29’unu oluşturuyor.

Engellilerin yüzde 1,5’i ortopedik, binde 60’ı görme, binde 37’si işitme, binde 38’i dil ve konuşma, binde 48’i zihinsel, yüzde 9,7’si ise diğer (ruhsal ve kronik süreğen hastalığı olanlar) engellerden muzdaripler. Birden fazla engeli olanların oranı yüzde 11,4’tür. Söz konusu grupların tamamında engelin sonradan ortaya çıkma oranı çok daha yüksek.

Genel nüfusta okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 13 iken, bu oran engellilerde yüzde 36,3’tür ve engellilerin yüzde 33,3’ü ilkokul, yüzde 1,8’i üniversite mezunudur.

Engellilerin işgücüne katılımları ile ilgili verilere bakıldığında yaklaşık yüzde 78’inin işgücüne dâhil olmadığı görülmektedir. Bu oran kadınlarda yüzde 93’tür. İşgücüne dâhil olan yaklaşık yüzde 22’lik oranın ise yalnız yaklaşık yüzde 20’si istihdam edilmektedir. Zihinsel engellilerin yüzde 70’i okuma yazma bilmiyor. İşitme engellilerin yüzde 18’i, konuşma engellilerin yüzde 46’sı, bedensel engellilerin yüzde 27’si, görme engellilerinse yüzde 15’i “çalışamaz” durumda olduklarını düşündükleri için iş aramıyorlar. Bunun yanı sıra, bedensel engellilerin yüzde 5,5’i, görme engellilerin yüzde 4,5’i, işitme engellilerin 5,4’ü, konuşma engellilerin yüzde 10,3’ü, zihinsel engellilerin yüzde 7,8’i aradığı halde iş bulamıyor.

Engellilerin yüzde 40’ının sosyal güvencesi yok. Yine yüzde 40’a yakını hiç tedavi görmemiş, yüzde 44’ü ise engelli olma nedenini dahi bilmiyor. Bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden engellilerin sadece yüzde 6’sı yararlanabiliyor. Meslek kursu, aile rehberliği ve danışmanlık hizmetiyle sosyal ve kültürel hizmetlerden faydalanamayan engellilerin oranı ise yüzde 99’dur. Engellilerin yüzde 68’inin yaşadığı bina, cadde, sokak ve yollarda engeline bağlı bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yukarıdaki verilere bakıldığında engelli insanların yaşadıkları sorunlar yeterince anlaşılacaktır. Ancak engelli “vatandaşlar” burjuvazinin aklına yalnızca oy kapmak için seçim zamanlarında ya da “Dünya Özürlüler Günü” olarak kabul edilen 3 Aralıklarda geliyor. O gün, sözde onların sorunları paylaşılır ve onlara yönelik çeşitli sosyal aktivitelerde ve vaatlerde bulunulur. Bu dönemler dışında ise engelli gerçeği burjuvazi için yok oluverir.

3 Aralıkta yaptığı konuşmadan da görüldüğü gibi, Bakan Nimet Çubukçu’nun “engelli vatandaşlarını” nasıl anlamaya çalıştığı ve ne derece samimi davrandığı açıktır: “Devletin yerine kendinizi koyun, o kaldırımlara dar etek ve yüksek topuklarla inip çıkarken inanın ben de zorlanıyorum. Araçları engellemek için kaldırımlar yüksek tutuluyor.” Özel aracından inip iki adım yürüyen sayın Bakanın da sorun yaşadığına inanmamak mümkün mü?!

BM tarafından imzaya açılan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeye taraf olan Türkiye’nin, 2005 yılında çıkarılan bir Özürlüler Yasası bulunuyor. Ancak bu yasa engellilerin sorunlarını çözmekten alabildiğine uzaktır. Örneğin bu yasaya göre kendisine bakmakla yükümlü biri varsa engelliye maaş bağlanmıyor. Yasada 18 yaşın altındaki engellilere, babasının sağlık güvencesi olmaması koşuluyla ve bürokratik birçok zorluktan geçtikten sonra ancak maaş bağlanabiliyor.

Ayrıca, engelleri nedeniyle hastaneye sık sık giden birçok insan, Genel Sağlık Sigortasına geçilmesiyle birlikte, her defasında ayrıca katkı payı ödeyecek. Bu da demektir ki tüm maaşlarını hastaneye katkı payı olarak verecekler. Engelliler için önemli sorunlardan biri de Gelir İdaresi Yasasıdır. Bu yasaya göre engelli kadrosu bulunmamakta, yani yardımcı hizmetli kadrosu açılmamaktadır.

Özürlüler Yasasıyla belediyelere, kent içi ulaşım araçlarının ve tesislerinin engellilerin kullanabileceği şekilde olmasını sağlamak ve engellilere indirimli ücret uygulamak görevi verilmiş. Ancak sadece otobüslerin merdiven yüksekliğine bakarak dahi birçok yasanın kâğıt üzerinde kaldığını, uygulanmadığını görebiliriz.

Sayıları dünyada 600 milyon, Türkiye’de ise 8,5 milyonu bulan engellilerin sayısı her geçen gün savaşlarla, patlayıcı maddelerle, doğal afetlerle, trafik kazalarıyla, iş kazalarıyla artmaktadır. Kapitalizm altında, yoğun çalışma saatleri, işçi güvenliğinin olmaması, kötü çalışma koşulları gibi pek çok nedenden dolayı gerçekleşen iş kazaları birçok işçiyi engelli durumuna iterken, engeli olanların durumunu daha da ağırlaştırmaktadır.

Fakat bizler biliyoruz ki, yaşanan tüm sorunların çözümü mücadele etmekten geçmektedir. Sürekli engeller çıkartan bu çürümüş düzene karşı işçisiyle, işsiziyle, engellisiyle tüm işçi sınıfının vereceği örgütlü mücadele ile sorunlarımızı çözebiliriz. Ne burjuvaların belli günlerde göstermelik aktiviteleriyle, ne de onların çıkardıkları yasalarla sorunlar çözülebilir.

İnsanlar ürettikleri, emek harcadıkları ve emeklerinin karşılığını aldıkları oranda insan olduklarını hissederler. Bu nedenle, engellilerin çeşitli becerilerle donatılıp üretime dâhil edilmeleri ve diğer işçilerle aynı ücreti almaları tüm işçi sınıfının talebi olmalıdır. Ayrıca bizler sadece engellilerin insani haklarını ve sosyal güvencelerini talep etmekle kalmamalı, aynı zamanda onların bu duruma gelmelerine neden olan etmenlerin –başta savaşlar ve iş kazaları olmak üzere– ortadan kalkması için de mücadele etmeliyiz. Kapitalizm hayatımızda yeni engeller çıkarmadan, bizler kapitalizmin daha fazla yaşamasına engel olmalıyız!


Kaynak URL:
http://www.marksisttutum.org/kapitalizmin_hayatimizda_yarattigi_engeller.htm