Bu yıl iki ayrı yılbaşı kutlamasına katıldım. İlki işverenin düzenlediği kutlamaydı. Yeni yıla birkaç gün kala gerçekleşen kutlamada patronun yeni yılda bize nasıl saldırılar hazırladığını öğrenmiş olduk. İşyeri yönetimi yeni yıla haftalar kala, yılbaşı kutlamasını fabrikanın dört bir yanına asılan duyurularla işçilere haber verdi. Buna göre bu partiye fabrikanın bütün çalışanları değil yalnızca vardiyası uyanlar katılabilecekti. Verilecek plaketlerden, hediyelerden, yapılacak çekilişlerden şatafatlı bir biçimde bahsediliyordu. Yeni yılda üretimi daha da artıracak yeni bir sisteme geçeceğimizin 'müjdesi' veriliyordu. Kutlamanın yapıldığı gün 15.00'23.00 vardiyasında olan işçiler üretime ara vermeksizin çalışmaya devam ederken diğer vardiyadaki işçiler partiye katılmak üzere fabrikaya geldiler. Hepsinin üzerinde en güzel kıyafetleri vardı. Patronumuzun temsilcileri tek tek konuşmalar yaparak, bizim bir 'aile' olduğumuzu ifade ettiler. Bu aileye uyum sağlamayanlar yani üretimi arttırmak için yeterince çabalamayanların kısa zamanda bu ailenin dışına düşeceklerini anlattılar. Yani bizi işsizlikle tehdit ettiler. Ardından yapılan çekilişlerle, dağıtılan hediye ve plaketlerle kutlamayı bitirdiler. Sözde biz bir aileydik ama bir kısmımız 'eğlenirken' bir kısmımız çalışmaya devam ediyordu. Eğer patronumuza yeterince kâr ettiremezsek işsiz kalmakla tehdit ediliyorduk. Bizim sorunlarımızdan, sıkıntılarımızdan hiç bahsedilmedi. Aksine ağızlarına çalınan bir parmak balla işçiler tüm sorunlarını unutmuşlardı.
Oysa derneğimiz, Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği'nin organize ettiği yılbaşı kutlaması bambaşkaydı. Bambaşkaydı diyorum çünkü biz işçilerin bir aile olduğunu açılış etkinliğinin yapıldığı 25 Haziran 2006'da hep birlikte yaşamıştık. Derneğimiz sınıf mücadelesindeki yerini Türkiye işçi sınıfının tarihinde önemli bir yer tutan ve hâlâ aşılamamış bir zirve olan 15-16 Haziran anmasıyla almıştı. Bu ilk etkinliğimizde işçi sınıfının öz örgütlenmesinin ve öz kültürünün yeniden yaratılması için ilk adımları atmıştık. Daha o gün dayanışmanın, yardımlaşmanın, kolektivizmin tohumlarının meyveye döndüğünü etkinliğe katılan sınıf kardeşlerimizin coşkusunda ve gözlerindeki ışıltıda tek tek görmüştüm. Coşkumuzu, sevincimizi iki katına çıkaran ve heyecanlandıran ise başka başka ülkelerden gelen işçi kardeşlerimizin yaptığı konuşmalar olmuştu.
O tarihten sonra etkinliklerimiz aralıksız devam etti. Birçok konuyu gündemimize alıp işledik. Yaptığımız her etkinlikte büyük küçük demeden örgütlenmenin, dayanışmanın, yardımlaşmanın ne olduğunu yeniden yeniden yaşayarak, görerek öğrendik ve öğrettik. Örgütlü olmanın, kolektif davranmanın, dayanışmanın, yardımlaşmanın bütün örneklerini gördük. Henüz yolun başındayız. Ancak 7 ay gibi kısa bir zamanda çabalarımız ve verdiğimiz emeklerle etkinliğimizi çeşitli semtlere yaymayı başardık. Yeni yılda bu etkiyi daha geliştirme umudu, azmi ve çabasıyla yılın sonuna geldik.
Derneğimiz UİD-DER yılın son gününde de yılbaşı etkinliği organize etmişti. Aynı heyecan ve coşkuyla derneğimize gittik. Kolektif iş yapmanın, dayanışmanın, paylaşımın en güzel örneğiyle etkinliğimiz başladı. Sınıfımızın mücadele tarihini anlatan konuşmalar yaptık. şiirler okuyup türküler söyleyip halaylar çektik. Enternasyonal marşıyla mücadele dolu yeni yıla merhaba dedik. Önümüzde koca bir yıl var. Her günü, her ayı mücadeleyle dolu geçecek koca bir yıl. 8 Martta Uluslararası Emekçi Kadınlar gününü birlikte kutlayacağız. Ardından işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'ta hep birlikte alanları doldurup örgütlü gücümüzü, sınıf düşmanımız burjuvaziye olan kinimizi, öfkemizi dünyanın her yerinde alanlarda haykıracağız. Daha pek çok sınıf kardeşimizi gerçek ailemize katıp 15-16 Haziran'ı aşma yolunda yeni adımlar atacağız. Yeni yılda tüm UİD-DER ailesine ve sınıf mücadelesinde yerini alan ve alacak olan tüm sınıf kardeşlerime örgütlü ve mücadelelerle dolu bir yıl diliyorum. Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel
Dumanı dağıtacak yıldız poyraz başladı
Bahar yakın demek ki, mevsim böyle kışladı
Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel!
Kartal'dan bir matbaa işçisi