40 Bin Geçici İşçi Sendikasızlaştırılmak İsteniyor, Türk-İş Yönetimi Susuyor!

15 Şubat 2007

Aylardır kamuoyunda yer alan geçici işçilerin daimi işçi kadrosuna geçirilmesi ile ilgili tartışma sona yaklaşıyor. Her sorunda olduğu gibi bu sorunda da sendikal hareketin içinde bulunduğu ideolojik ve örgütsel dağınıklık, sorunun çözümüne damgasını vuruyor. İşçi sınıfına yönelik saldırıların ardı arkasının kesilmediği bu dönemde, işçilerin örgütlenmesinin önüne de her geçen gün yeni engeller çıkarılıyor.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 4-B statüsü, kamu sektöründe yeni istihdam biçimi olarak yaygınlaşıyor. Kamu sektöründe yeni işe alınan öğretmenler, hemşireler artık devlet memuru olarak değil sözleşmeli personel olarak istihdam ediliyorlar. Her yıl yenilenen iş sözleşmesiyle ve Bakanlar Kurulunun belirlediği ücretle çalıştırılıyorlar. Ücret dışında başka bir ödeme yapılması ve sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulması yasak. Sözleşmeli personel olarak çalışan öğretmenlere tatil dönemlerinde ücret ödenmiyor.  Ayrıca bu dönemde izinli sayıldıklarından başkaca bir yıllık izin de verilmiyor.  

4857 sayılı yasa ile işçilere dayatılan esnek çalışma, 657 4-B statüsü ile bu kez kamu çalışanlarına dayatılıyor. Avrupa Birliği sürecinde yapılan yasal düzenlemelerin göstermelik düzenlemeler olduğu her halinden belli. Hükümet kaşıkla verip kepçeyle almaya devam ediyor.

Her gelen hükümetin yaptığı gibi AKP hükümeti de uygulamalarıyla sınıfın zaten kuşa döndürülen örgütlülüğünü yok etmeyi hedefliyor. Sendikal örgütlülüğün yoğun olduğu kamu sektöründe, özelleştirmelerle, zorunlu emeklilik uygulamalarıyla sendikalı işçi sayısı eritildi. Ağırlıklı olarak kamuda örgütlü olan en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş ise AKP hükümetinin söz konusu uygulamalarına karşı sessiz kalmakla yetiniyor.

Kamuda çalışan 215 bin geçici işçiye daimi işçi kadrosu vererek oy hesabı yapan hükümet, bu arada 40 bin geçici işçiyi sendikasızlaştıracak ve kazanılmış haklarını elinden alacak bir uygulamaya imza atmaya hazırlanıyor. Bu konuda daha önce hazırlanan taslakta, çoğunluğu üniversitelerde, İl Özel İdarelerinde, bakanlıklarda ve büro işlerinde çalışan geçici işçilerin 657 4-B statüsüne geçirilmesi, geçmek istemeyenlerin işten çıkartılması gündeme getirildi. Büyük oranda masa başında çalışan geçici işçilerin baskıyla sözleşmeli personel yapılması planlanmıştı. Özellikle 17 no'lu işkolundaki sendikalar bu uygulamaya karşı geldiler. Taslak yeniden hazırlandı ve bazı değişiklikler yapıldı.

Yapılan yeni düzenlemeye göre bürolarda çalışan geçici işçilerin 4-B'ye geçirilmeleri zorunluluktan çıkarılarak tercihe bırakıldı. Fakat bunun kendisi bile, hükümetin, ne kadar çok sendikalı işçiden kurtulsak o kadar kârdır mantığının sonucudur. Çünkü 40 bin civarındaki geçici işçinin tamamı henüz daha ne olduğunu kavramadan tercih ile yüz yüze getirilip ya da alt düzey yöneticilerin baskısı sonucunda bu baskıyı göğüsleyemeyip örgütlülükten koparılacaklar.

Bu uygulamayla, öncelikle, Aralık 2006 itibariyle emeklilik süresi dolan geçici işçiler emeklilik adı altında işten çıkarılacaklar. Yine geçici işçi olarak çalışmayı tercih eden işçiler emeklilikleri dolar dolmaz emekliye sevk edilecekler. Yani kamuda çalışan işçilerin önüne yine zorunlu emeklilik dikiliyor. Bundan sonra kamu kuruluşlarına yeni geçici işçi alınmayacak, istihdam gerekirse onun adı 4-B olacak. Amaç, toplu sözleşme hakkından ve sosyal haktan yoksun bu sözleşmeli işçileri, her yıl yenilenecek iş sözleşmeleri vasıtasıyla işten çıkarmakla tehdit etmek ve bu sayede kölelik koşullarına razı etmektir.

Peki hükümetin bu uygulamalarına karşı sendikalar ne yapıyorlar?  215 bin işçinin yanında 40 bin işçinin lafı mı olur mantığıyla hareket ediyorlar. Geçici işçilerin oldukça önemli bir kısmı geçici işçilikten kurtuluyor ve daimi işçi oluyor. Türk-İş geçici işçilik sorununu sözde çözmüş olarak genel kuruluna hazırlanıyor. AKP, geçici işçilik sorununu çözdük diyerek, yıllardır işçi sınıfına yönelik saldırılarında koltuk değneği olarak kullandığı Türk-İş'in kıdem tazminatında ve diğer saldırı konularında yine susmasını ve bugüne kadar yaptığı gibi uslu çocuk olmasını isteyecektir muhtemelen.

Türk-İş, son yıllarda sendikalaşma nedeniyle işten çıkarılan işçi sayısını 20 bin olarak açıkladı. Bu oldukça önemli bir sayıdır ve sendikal mücadelenin ne kadar zor bir durumda olduğunu göstermektedir. Bir yandan işçilerin örgütlenmesi için uğraş vermeyen, örgütlenmek isteyenlerin sorunlarıyla zerrece ilgilenmeyen, diğer yandan ise örgütlenmiş işçilere de sahip çıkmayan bir sendikal anlayış hüküm sürmektedir. Üyelerini bilinçlendiren, mücadeleye sevk eden militan bir sendikal anlayışın yerine, onları pasifize eden, ölümü gösterip sıtmaya razı eden uzlaşmacı ve işbirlikçi bir sendikal anlayış sendika yöneticilerinin ezici bir çoğunluğuna sinmiş durumdadır. Sendika bürokratları her konuda işçi sınıfına ihanet etmeye devam ediyorlar!

Sendikalar ihanet örgütleri değil mücadele örgütleri olmalıdır. İşçiler, haklarını savunmak ve burjuvazinin saldırılarını geri püskürtebilmek için militan bir sendikal anlayışı hâkim kılmak ve mücadeleye atılmak zorundalar. Kaybedecek hiçbir şeyleri yok, ama mücadeleyle kazanacakları koca bir dünya var.

İstanbul'dan bir Marksist Tutum okuru


Kaynak URL:
http://www.marksisttutum.org/40bingeciciisci.htm