Burjuvazi işçi ve emekçi kitlelerin bilinçlerini dumura uğratmak için türlü oyunlara başvurmaktan geri kalmıyor. Olağan dönemlerde egemen fikirler egemen sınıfın fikirleridir. Burjuvazi bazen kendi ideolojisini doğrudan kitlelere empoze ederken, bazen de daha 'ince' yöntemler kullanarak kitlelerin kimi gerçekleri görmesini engeller. Böylece kitleler etraflarına burjuvazinin gözlüklerinden bakarak gerek kendi coğrafyalarında gerekse dünyada gelişen olayları sınıfsal bir bakış açısı ile değerlendirmezler. Hatta sınıfsal bakış açısı bir yana, insanların insani bir bakış açısına bile sahip olmaması için bin bir yol izleniyor.
İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı saldırının adı da tam da bu amaçla seçilmişti. İsrail, bir hafta süren ve Filistin'i yine kan ve gözyaşına boğan bu saldırının adına 'Güz Bulutları' dedi. Bu saldırıda 64 Filistinli hunharca katledildi. Sözüm ona 'teröristleri' hedef alan İsrail ordusu, yaptığı katliamın gerçek niteliğini örtbas etmek için operasyonun adını 'Güz Bulutları' koymuştu. 'Güz Bulutları', çocuk, bebek demeden yok eden operasyonun adı! 'Güz Bulutları' kadın, yaşlı demeden öldüren operasyonun adı!
Aynı terörist devlet Haziran ayında önce Gazze'ye saldırmış, sonra da Lübnan'a girmişti ve Ortadoğu'yu tam bir cehenneme çevirmişti. Gazze'de başlattığı saldırının adını da 'Yaz Yağmurları' koymuştu. Bu saldırıda kentin altyapısı özellikle hedef alınmıştı ve kent karanlığa, açlığa ve susuzluğa mahkûm olmuştu. İsrail burjuvazisinin 'yaz yağmuru' emekçi kitleler için tam bir felaket olmuştu. Filistin halkının tepesine yağan yağmur damlaları değil, misket ve fosfor bombalarıydı.
Tıpkı İsrail burjuvazisi gibi, bulunduğu coğrafyada emperyalist bir güç olma peşinde koşan TC burjuvazisi de benzer adlandırmalarla, yaptığı katliamları toplumun gözünde meşrulaştırma yoluna gidiyor. TC devleti, 19 Aralık 2000 yılında F tipi uygulamasına geçip devrimci tutsakları tecrit etmek amacıyla yapılan ve 28 devrimcinin ölümüyle ve yüzlercesinin de yaralanmasıyla sonuçlanan operasyonun adına 'Hayata Dönüş' demişti. İkiyüzlü burjuvazinin ikiyüzlü temsilcileri basın mensuplarına 'Hayata Dönüş' operasyonunun başarıyla sona erdiğini bildiriyorlardı. Yaralananlar, diri diri yanan devrimci kadınlar, zehirlenerek ve kurşunlanarak katledilen devrimcilerâ?¦ Bunlar burjuvazi için başarı demekti. 28 ölüye rağmen bu katliama 'Hayata Dönüş' adını koymak burjuvazinin şanına yakışır ancak.
Bir başka örnekse devrimci harekete karşı girişilen operasyonlarda karşımıza çıktı. Geçtiğimiz aylarda TC devleti ESP'ye yönelik başlattığa operasyonda Atılım gazetesinin yayınını durdurmuş, sendika ve radyo binalarını basmış ve buralarda faaliyet gösteren devrimcileri gözaltına alıp tutuklamıştı. TC devleti, bu operasyona 'Gaye' adını vermişti. şimdilerde de, özellikle Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Gülsuyu, 1 Mayıs Mahallesi gibi semtlerde devrimcilere ve düzenine tehdit olarak gördüğü her şeye saldırıyor. Birkaç gün içinde 500'den fazla insan gözaltına alındı. Dernekler basılıyor, yağmalanıyor, tahrip ediliyor. Evlere ani baskınlarla girilip insanlar gözaltına alınıyor.
Evet, burjuvazinin gayesi oldukça açık: Giriştiği katliamların meşru olduğu kanısını oluşturmak ve işçi ve emekçilerden gelecek tepkileri ortadan kaldırmak. Bugün kapitalist sistem miadını doldurmuş durumda ve ömrü pamuk ipliğine bağlı. İşte bu yüzdendir ki, kapitalist sistemin işçi hareketine ve devrimci mücadeleye tahammülü yok. İşte bu yüzdendir ki giriştiği katliamların adına böyle aldatıcı isimler koyuyor. Sınıfın bilinçli öncülerinin burjuvazinin bu ideolojik ve politik saldırısına karşı uyanık olması hayatidir. Ve burjuvazinin katliamları, saldırıları teşhir edilmelidir. Burjuvazinin gerçekleştirdiği bu saldırıların sona ermesi için burjuva sistemi tarihin çöp sepetine atmak zorundayız. Bizim gayemiz de bu olmalı!
İstanbul'dan MT okuru bir işçi