Anti-emperyalizm mi, yabancı düşmanlığı mı?

9 Aralık 2006

Derin bir ekonomik krizin içine giren kapitalizm, krizini her zaman olduğu gibi savaşla çözme derdinde. Alttan alta yürüyen hegemonya savaşı, her kapitalist ülkeyi savaş için bir bahane bulma derdine itmiş durumda. Çıkacak bir savaşta her ülke halkın desteğini almak için milliyetçiliği körüklemekten geri durmuyor. Bu bağlamda bir de yabancı düşmanlığı yaratılmakta ve anti-emperyalizm süsü verilmektedir. Sapla saman karışmaktadır. Günümüzde emperyalizm kavramı öyle bir hale gelmiştir ki, bugün en sağcı en milliyetçi faşist bir parti bile kendini 'anti-emperyalist' ilan edebiliyor. Bu çok çelişkili bir durum. Nasıl oluyor da kapitalist sistemin bekçiliğini yapanlar 'anti-emperyalist' olabiliyorlar? Emperyalizm kapitalist sistemin en son aşaması olduğuna göre, kapitalist sisteme karşı olunmadan anti-emperyalist nasıl olunuyor?

Sisteme karşı gelmeden 'anti-emperyalist' geçinmek için sadece ABD karşıtı olmak yeterli. Bu durumda emperyalist piramidin en üst basamaklarında yer alan devletler bile, çıkarları ABD ile örtüşmediklerinde 'anti-emperyalist' oluveriyorlar! Örneğin İran her ne kadar emperyalist piramidin üst basamaklarında yer almasa da, Ortadoğu'nun en gelişmiş kapitalist ülkelerinden biri. Ancak ABD ile çıkarları örtüşmediği için bugün en büyük 'anti-emperyalist'! Peki İran'da kapitalizm yok mu, işçi sınıfı yok mu, artı-değer sömürüsü yok mu? Hepsi var. İranlı patronlar ya da kapitalist devlet, İran işçi sınıfının artı-değerine el koyarak nasıl oluyor da 'anti-emperyalist' oluyorlar? Tabii MHP'nin 'anti-emperyalist' olduğu yerde, İran'ın anti-emperyalist olmasını çok görmemek lazım!

İş sadece İran'la da bitmiyor: El kaide, Hamas, Hizbullah hepsi 'anti-emperyalist'. Gördüğünüz gibi iş kara bir mizaha dönüşüveriyor. İdeolojik çarpıtma öyle bir hal almış ki, farklı görüş ve tutumlar birbirine giriyor. Yani yabancı düşmanlığı anti-emperyalistlik haline gelebiliyor. Ayrıca McDonalds'a gitmemek ve Coca Cola içmemek de 'anti-emperyalist' olmanın şartlarından biri! Yani Cola Turka içince Türk sermayesi büyüdüğünde iyi, ama yabancı sermaye büyüdüğünde kötü. İyi de, sermaye sermayedir. Bizim için önemli olan sermayenin egemenliğine son vermekse, o zaman ne diye sermaye grupları arasında bir tercih yapıyoruz. Aynı durum özelleştirmelerde de kendini göstermektedir, yabancı sermayeye hayır diyenler, yerli sermayeyi desteklemiş olmuyorlar mı? Emperyalist kapitalist sistemi sadece ABD emperyalizminden ya da daha doğrusu onun politikalarından ibaret görmek hangi akla hizmet ediyor?

Unutmayalım Almanya'da faşizmin yayılışı da sahte bir anti-emperyalizm üzerinden gerçekleşmiştir. Kitlelerin yaşadıkları sorunun kapitalizmden değil yabancı devletlerden ve Yahudilerden kaynaklı olduğunun propagandasını yapan faşistler, bu söylemlerle kitleleri kandırmışlardır. Her emperyalist savaş öncesi burjuvazi, bir savaş bahanesi bulmak zorunda.

Milliyetçiliğin yükseltildiği böyle dönemlerde asıl tehlikeli olan, milliyetçiliğin sinsi bir şekilde, kendini anti-emperyalist veya yurtsever kisvelerle gizlemesidir. Devrimci Marksistlerin görevi böyle sahte anti- emperyalist söylemlere prim vermeden milliyetçiliğin teşhirini yapmaktır. Kapitalizme karşı mücadele verilmeden, artı-değer sömürüsüne karşı çıkmadan anti-emperyalist olunamaz. Dünyada milyonlarca insan açlıktan ve savaştan ölüyor, bunun tüm sorumlusu kapitalist sistemdir. Kapitalizm yıkılmadan sömürü, açlık ve zulüm bitmeyecektir.

Emperyalizm ABD'ye özgü değildir ve kapitalizmin 20. yüzyılda dünya ölçeğinde ulaştığı en acımasız şeklidir. Bugün ne İran'ın ne de diğerlerinin kapitalizmle herhangi bir sorunları yoktur. Hatta İran, tıpkı Türkiye gibi, Ortadoğu'da bölgesel bir güç olmak niyetindedir. Yabancı düşmanlığı ile anti-emperyalizm hiç bir şekilde bağdaşmaz. Çünkü işçi sınıfı dünya çapında bir sınıftır. Enternasyonal marşının dizelerinde dendiği gibi: Din farkı bilmeyiz, dil farkı bilmeyiz, sanki doğduk bir anadan! Yabancı düşmanlığı işçi sınıfını bölmek için kullanılan bir silahtır. Burjuvazinin yaratmış olduğu bu kafa karışıklığına karşı uyanık olmamız gerekir. Tarihte burjuva ideolojisinin esiri olanlar işçi-emekçi kitleleri felâkete sürüklemişlerdir. Alman Sosyal Demokratlarının Birinci Dünya Savaşında kendi burjuvalarını desteklemeleri işçi sınıfına pahalıya mal olmuştur. Bizlere düşen görev ise Rusya'da Bolşeviklerin yaptığı gibi emperyalist savaşa karşı çıkmak ve sınıf savaşını yükseltmektir.

Gazi Mahallesinden Marksist Tutum okuru bir işçi


Kaynak URL:
http://www.marksisttutum.org/yabancidusmanligi.htm