| Ağustos 2008, no:41 | |
|---|---|
![]() |
|
Ergenekon Soruşturması: Devletin Derinliklerinde Tasfiye Manevrası
Yıllardır Türkiye’deki siyasal çekişmelerin ana eksenini belirleyen olgu, AB yanlısı burjuva kesimler ile sivil-asker bürokrasi arasındaki iktidar paylaşımına endeksli it dalaşıdır. Kimi süreçlerde durulmuş gibi görünen, kimi dönemlerde ise şiddetlenerek gündemi belirleyen bu çatışma, Ergenekon soruşturması ile farklı bir boyuta ulaştı.
CHP ve Sosyalist Enternasyonal Parodisi
CHP’nin kendini sol olarak satabilmesinin türlü nedenleri var. Bunlara aşağıda değineceğiz. Bunlardan biri de onun dünyadaki sosyal demokrat partilerin uluslararası birliğini temsil eden Sosyalist Enternasyonal’e üye olmasıdır. Ancak CHP’nin son yıllardaki siyaseti, onun zaten olmayan “sosyal demokrat” kimliğini artık iyice tartışılır hale getirmiştir. Bu tartışma bir yandan CHP içinden gitgide tasfiye olan sosyal demokrat unsurlar tarafından, bir yandan da genelde liberaller ve AKP medyası tarafından gündeme getiriliyor.
Küresel Saldırıya Karşı Küresel Mücadele
Şurası çok açık ki, sahip oldukları olanaklar, örgütlülük düzeyleri ve mücadele deneyimleri açısından, bu tür önyargıların kırılması ve birliğin önünün açılması görevi öncelikle ileri kapitalist ülkelerin işçi sınıfına düşmektedir. İleri ülkelerin işçileri, gerek kendi ülkelerindeki göçmen işçilerin gerekse de daha geri ülkelerdeki sınıf kardeşlerinin örgütlenmesine katkıda bulunarak, onlara mücadele deneyimlerini aktarmalı ve destek olmalıdırlar. Göçmen işçilere karşı burjuvazinin pompaladığı milliyetçi ve ırkçı düşüncelere teslim olmak yerine, onları da örgütlülüklerine ve mücadelelerine katarak güçlenme yoluna gitmelidirler.
Türkiye’de Burjuva Düzenin Kuruluş Biçimi
Türkiye’de burjuva düzenin kuruluş biçimi, burjuva devrimlerin klasik örneklerinin yaşandığı Batı Avrupa ülkelerindeki gelişme sürecinden tamamen farklı özellikler taşır. Örneğin Fransa’da burjuva gelişim daha feodal toplumun içinde başlamış ve özel mülkiyet temelinde yükselen burjuvazi ilerleyen yıllarda kendi devrimini gerçekleştirerek düzenini kurmuştur. Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin içinden çıkıp geldiği Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihsel gelişim çizgisi Fransa’ya benzemez.
DİSK Tarihi ve Militan Sınıf Sendikacılığı /2
Saraçhane mitingi ile başlayan ve 15-16 Haziran direnişi ile zirveye ulaşan süreçte öne çıkan sendikalar, bugünkü sendikal örgütlere göre oldukça militan bir karaktere sahipti. DİSK’li sendikacılar ve işçiler hak almanın ve alınan hakları korumanın ancak mücadele ile mümkün olabileceğinin farkındaydı. Bunun yanı sıra DİSK, burjuvazinin işçi kitlelerine aşılamak için büyük gayret gösterdiği ve Türk-İş’te hâkim olan “siyaset-dışı sendikacılık” anlayışına karşı kararlı bir mücadele yürüterek güçlenmişti.
Savcıya Göre “DTP’lileri Öldürün” Sözü Suç Değil!
Geçtiğimiz gün yerel bir gazetede yayınlanan bir haber, Kürtlerin mücadelesine karşı yapılan uygulamalar, söylenen sözler söz konusu olduğunda yasaların askıya alındığını, hatta her türlü söz ve eylemin serbest bırakıldığını bir kez daha gösterdi.
“Zaman Aşımı” Sizi Kurtaramayacak!
Gereği düşünüldü… “Devletimiz suçsuzdur!” Bu sözler 27 Haziran günü Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesinde 19 Aralık davasına atfen sarf edildi. Tarihe kanlı bir katliam olarak geçen 19 Aralık saldırısı hakkında açılan davalardan biri “zaman aşımı” nedeniyle sonuçlandırılmadan rafa kaldırıldı. Şimdilik katliamcılar aklansa da, eli kanlı, baskıcı, zorba devlet ve onun emrindeki burjuva hukuku hiçbir zaman işçi sınıfının mücadelesinde zaman aşımına uğramayacak ve aklanmayacaktır.
Tarihsel Çıkışsızlığın İdeolojik Yansımaları
Ekonomik alanda düzen yanlılarını endişeye sevk eden gelişmelere, siyasal alanda da ardı arkası kesilmeyen istikrarsızlıklar eşlik ediyor. Zaten genel bir kuraldır, sarsıntılı dönemler diplere itilenlerin su yüzüne çıkmasına neden olur. Nitekim pek çok kapitalist ülkede siyaset sahnesi çeşitli türden yolsuzluk söylentileri, skandallar ya da entrikalarla sarsılıyor. Burjuva düzenin görece istikrarlı dönemlerindeki olağan işleyiş kesitleri yavaş yavaş geride kalmaktadır.
Obama Değişim mi Getirecek?
İşsizlik, düşük alım gücü ve ödeyemedikleri kredi borçlarının bindirdiği basınç altında ezilen, hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan, emeklilik denen bir olguyu çoktandır unutan, birbiri ardına çıkarılan faşizan yasalarla ve uygulamalarla kuşatılan milyonlarca Amerikalının öfke ve hoşnutsuzluğu alabildiğine artmış durumda. İşçi ve emekçilerin büyük çoğunluğu artık yeter diyor ve “değişim” istiyor. İşte tam da bu yüzden büyük sermayenin sahneye koyduğu seçim oyununun en önemli yanını “değişim” teması oluşturuyor. Baş aktörlüğü ise Demokrat başkan adayı Barack Obama yapıyor.
Kapitalizm “Dokunulmazlar”a da Dokunuyor
Geçtiğimiz günlerde İtalyan İçişleri Bakanı Roberto Maroni, İtalya’da yaşayan tüm Romanların çocuklar da dâhil olmak üzere parmak izlerinin alınıp fişleneceğini duyurdu. Bu uygulamanın gerekçesi Roman çocuklarının dilendirilmesini engellemek ve hırsızlık için kullanılmalarının önüne geçmek olarak ortaya kondu.
Aile Kurumu: Sistemin Sinsi İdeolojik Aygıtı
Bu düzende kişi, aile kurumu aracılığı ile, anne, baba, kardeşler, eş, çocuklar ve tüm akrabalar gibi görünmez bağlarla topluma yani kapitalist düzene bağlıdır. Burjuvazinin aile kurumu gibi ideolojik araçları karşısında güçlü duramayan, ona karşı doğru temellerde savaşamayanlar, aslında kapitalist sisteme karşı mücadele ettiklerini zannetseler de yalnızca kendilerini kandırırlar.





