Kürt İllerindeki Ormanlar da Yanıyor, Haberiniz Var mı?
İstanbul Üniversitesinden Marksist Tutum okuru bir öğrenci
Geçtiğimiz haftalarda Mersin ve Antalya’da, hektarlarca alanda çok sayıda ağaç ve canlının yanmasıyla sonuçlanan yangınlar gerçekleşmişti. Yangınların ortaya çıktığı bölgelere yakın oturan köylüler de ateşin ortasında kalmış, bazıları yaşamını yitirmişti. Ülkenin batısında başka yangınlar da meydana gelmiş, burjuva medyada yanan ağaçların sayısına, yangınların turizme ve ülke ekonomisine olan olumsuz etkilerine uzun uzun yer verilmişti. Bu yangınların bilinçsiz köylülerin yaktığı anızdan ya da sigara izmaritinden kaynaklandığı söylenerek “toplumsal duyarlılığın” arttırılması gerektiği sıkça vurgulanmıştı.
Batı illerinde gerçekleşen bu yangınlara burjuva basın geniş yer ayırırken Kürt illerinde meydana gelen orman yangınlarına hiç yer verilmiyor. Bu bölgede çıkan yangınlar günler boyu sürdüğü halde müdahale edilmiyor, kendiliğinden sönünceye kadar yangın devam ediyor. Sadece Temmuz ayı içinde 20’den fazla yerde orman yangını çıktı, daha doğrusu çıkarıldı.
Son günlerde askeri operasyonların artmasıyla birlikte Kürt illerinde orman yangınları daha sık meydana geliyor. Bingöl’e bağlı Doğanlı Köyünde askeri operasyonlarda atılan bombalarla orman yakıldı. Yine Bingöl’e bağlı Genç Jandarma Komutanlığından bir binbaşının köyün boşaltılması isteğine köylülerin karşı çıkmaları üzerine 15 Temmuzda helikopterden ateş açılarak yangın çıkarıldı. Orman Bölge Müdürlüğünün yangına müdahale etmesi ise engellendi. Ordunun talimatıyla Kürt illerindeki ormanlarda “seyreltme” yapılması isteniyor. Köylülerin karşı çıkması nedeniyle kesimin yapılmadığı yerler bomba atılarak asker usulü seyreltiliyor!
Orman yangınlarına karşı burjuva medyanın ilgisi Kürt illerindeki ormanlar söz konusu olunca birden yok oluyor. Çünkü bu ormanlar medyaya göre gerillaları gizliyor, öyleyse yakılması gerekiyor! Köylülerse onları besliyor, öyleyse yerinden sürülmeli, tarlaları yakılmalı, hayvanları öldürülmeli! Onlara göre Kürt halkının bölgede yaşamını sürdürmesine yarayacak ne varsa yok edilmeli. Kuruluşundan bu yana TC devleti, “bölgede Kürt kalmazsa Kürt sorunu da kendiliğinden çözülür” anlayışıyla hareket etti. Buna rağmen bu yolda bir arpa boyu yol almış değil. Bir yandan geçmiş yıllarda göçe zorladığı Kürtlere “köyünüze geri dönün” çağrıları yaparken, öte yandan ormanları ateşe vererek bölgede yaşamı iyice olanaksızlaştırıyor.
Burjuva medyanın duyargaları da devletin geleneksel anlayışıyla tam bir uyum içinde! Bölgede Kürt halkına karşı yapılan uygulamaları, ormanların yakılmasını görmezden gelmeye devam ediyor. İnsani duyarlılığın sınırlarını burjuva egemenliği altında bu sınıfın çıkarları belirliyor. Bu mantığa göre, batıda uğruna gözyaşı dökülen ormanlar korunmalı iken, doğuda asimile olmayı reddeden Kürtleri hizaya getirmek için yakılmalı! Burjuva riyakârlık işte bu kadar açık bir şekilde sergileniyor.
