Kaddafi’nin Koltuğu Zangır Zangır Titriyor
Kartal’dan Marksist Tutum okuru bir öğretmen
Arap halkları teker teker despotları deviriyorlar. 42 yıldır Kaddafi tarafından yönetilen Libya’da, halk, ellerindeki resimleri göstererek, “Bin Ali devrildi; Mübarek devrildi; Kaddafi devrilecek” diye haykırıyor. Kaddafi, Mübarek’in sonunu görmeden önce, acil bir şekilde aşiret reisleriyle bir araya gelmiş, onlarla yaptığı pazarlıklarla kendini garantiye almaya çalışmıştı.
42 yıldır ülkeyi öyle zalimane yönetiyor ki, Libya’da Kaddafi aleyhine en ufak bir söz sarf etmek bile suç kabul ediliyor ve gözaltına almak için gerekçe sayılıyordu. Bu yüzden de ondan bahsetmek isteyenler “reis” diyerek gıyabında konuşabiliyorlardı. Bugüne kadar 1200 kişi Kaddafi’ye muhalefet ettikleri için zindanlarda katledilmiş. Gizli polis teşkilatını nerdeyse ordusu kadar kalabalık tutan Kaddafi’nin adını bile ağzına almaktan, kötü yönetildiklerinden ulu orta bahsetmekten korkan halk, bugün tüm zincirlerini kırmış, canı pahasına böyle yönetilmek istemediğini haykırıyor.
Libya halkı Tunus’ta, Mısır’da yaşananları örnek almış durumda; hiçbir şeyden yılmıyor, saldırılar artmasına rağmen eylemlerini daha hırsla örgütlüyorlar. Kaddafi, hor gördüğü, hiçe saydığı kitlelerden böylesi bir hareket beklemiyordu ki, gözü dönmüş bir halde, demokratik bir şekilde yönetilmek isteyen halkın üzerine bombalar atmaktan çekinmiyor.
Kaddafi, kendisinden önce devrilen despot liderleri fazla pasif bulmuş olacak ki, Tunus’ta, Mısır’da görmediğimiz türden bir katliama girişiyor. Afrika ülkelerinden getirttiği paralı askerlerin sayısı 35 bini aşıyor. Bunar arasında Sırp keskin nişancılar da yer alıyor. Bu askerler hem kitlenin üzerine doğrudan saldırıyor hem de öne çıkanları tek tek katlediyor. Keskin nişancıların birçok insanı vurmalarına rağmen, gözüpek Arap kardeşlerimiz ileri atılmaktan korkmuyorlar. Kaddafi, Bingazi’de eylemlerde öldürülenler için düzenlenen cenaze törenine katılan binlerce kişinin üzerine savaş uçaklarıyla ve helikopterlerle bomba yağdırmaktan çekinmedi. Pilotlardan ikisi kullandıkları savaş uçaklarıyla beraber kaçarak kardeşlerinin üzerine bomba atmayacaklarını duyurdular.
Egemen sınıfların en ince kurnazlığını, entrikacılığını, hilekârlığını kişiliğinde toplamış olan Kaddafi, yıllarca hor gördüğü, aldattığı kitlelerce koltuğundan alaşağı edilmeyi kabul edemiyor. Kibrinden kitleleri muhatap bile almıyor. Yerine halefi olan oğlu çıkıp parmağını sallayarak o ölene kadar ülkeyi yöneteceklerini, gerekirse binlerce kişiyi daha katletmekten çekinmeyeceklerini söylüyor.
Bu tehditlerle olaylar yatışıyor mu? Korkuyor mu Arap kardeşlerimiz? Artık korkacak bir şey kalmamış, kaybedecek bir şey kalmamış. “Böyle yaşamaktan bıktık, gerekirse ölürüz” diyorlar. O yüzden Kaddafi ve yardakçıları konuştukça, parmaklarını salladıkça damlacıklar daha hızlı birleşmeye başlıyor. Gürül gürül akmaya başlıyor. Başkent hariç ülkenin neredeyse tamamı direnişçilerin ellerine geçmiş durumda. Kaddafi denetimi kaybetmiş durumda. Ele geçirdikleri bölgelerde güvenliği sağlıyor eli silahlı siviller. Kaddafi’nin bombalattığı Bingazi kenti tamamen direnişçilerin kontrolü altında. Eylemciler kenti korumak, temizlik ve yaralıların tedavisi için komitelerini kurmuş bile!
Şimdiye kadar binden fazla insanın hayatını kaybettiği, kaybolanların giderek arttığı Libya’da, direnişçilerin öfkesi, kararlılığı, eylemlere katılanların idamla cezalandırılacağının açıklanmasına rağmen durmuyor. Emperyalistlerse petrol kaynakları zengin bu ülkede yaşananları kendi çıkarları için kullanmak üzere akbabalar gibi dönüp duruyorlar Libya halkı üzerinde.
Bundan sonra ne olacağını, Libya’da durumun nereye kadar gideceğini bilemesek de, yüreğimiz Libya halkının haklı mücadelesi için yanıp tutuşuyor. Yüreklerimiz göğsümüze sığmazken, Afrika kıtasında yaşananları, yaşananların ne anlama geldiğini aklıselim bir şekilde düşünmek de gerekiyor elbette. Elif Çağlı’nın “Kapitalizmin Krizleri ve Devrimci Durum” broşürünü bir kere daha okumak için doğru zaman değil mi sizce? Hem gözlerimizin önünde canlı canlı gerçekleşen isyanların ne anlama geldiğini daha bilinçli kavramak, hem de işçi sınıfının her türlü mücadelesini devrimci mücadeleyle birleştirebilme çabasında tek tek her birimize düşen görevlerin daha fazla farkına varabilmek için!
