Filistin’de İşçi Olmak

Marksist Tutum okuru bir işçi

Batı Şeria’da yaşayan Filistinli emekçilerin birçoğu, kendi topraklarında çalışıp geçimlerini sağlayabilecekleri bir iş olanağından yoksun oldukları için İsrail’de çalışmak zorunda kalıyor. İsrail topraklarına geçmek isteyen Filistinliler çok sıkı kontrolden geçiriliyorlar. Aile fertlerinden herhangi biri İsrail hapishanelerinde tutuklu ise sınırdan geçişlerine izin verilmiyor. Bu nedenle farklı yollar denemek zorundalar. Filistin yerleşim bölgelerini İsrail’den ayıran duvarlar inşa edildikten sonra bu geçişler daha da zorlaştı. Filistinli işçiler, İsrail kolluk güçlerine yakalanmaları durumunda ise insanlık dışı uygulamalara maruz kalıyorlar.

Mayıs ayı içinde et kamyonunun soğutucusunda sıkışık halde gizlice sınırdan geçiş yapmaya çalışan 63 Filistinli işçi, İsrail polisi tarafından fark edildi. Kamyon geri gönderileceğine yolun kenarına çekildi ve iki saat boyunca bekletildi. Hareket halindeyken soğutucunun penceresinden solunum için yeterli hava girerken, bekleme esnasında hava iyice yetersizleşti. Havasız ve susuz bırakılan işçiler, soğutucunun küçük penceresinden sırayla nefes almaya çalıştıkları sırada İsrailli polis tarafından sürekli taşlandılar ve hakaretlere maruz kaldılar. Şeker hastası olan bir işçinin baygınlık geçirmesi karşısında dahi insafa gelmeyen İsrail polisleri, “hepiniz ölmelisiniz, hiçbirinizin yaşamasını istemiyoruz” şeklinde bağırmaktaydılar.

İki saatin sonunda bir grup asker olay yerine geldi ve kamyon kapıları açılıp işçilerin soluklanması sağlanmadan geldiği yere geri gönderildi. Burada kapı açıldığında soluk alabilmeye başlayan işçiler, yaşamsal tehlikeyi atlatsalar da eve ekmek ve para götürememenin üzüntüsünü yaşıyorlardı. Çocuklarıyla karşılaştıkları an, soğutucuda yaşadıkları sıkıntılı anlardan çok daha ağırını yaşamaya başladılar. Çünkü ne para getirebilmiş ne de çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmişlerdi.

Filistinli işçiler İsrail yönetiminin keyfi uygulamaları nedeniyle en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyorlar. Evleri bombalarla tahrip edilen, tarlaları ürünleriyle birlikte yakılan, hayvanları telef edilen Filistinlilerin yaşama tutunabilecekleri her şey Siyonist İsrail yönetimi tarafından ellerinden alınıyor. Türkiye’de de Kürt işçiler, mevsimlik işçi olarak çalışmak üzere gittikleri batı ve Karadeniz illerinde kolluk kuvvetlerinin veya milliyetçilik zehriyle gözleri kör edilmiş toplulukların saldırılarına maruz kalıyorlar.

Ortadoğu’nun ezilen halklarının karşılaştıkları sorunların çözülebilmesi ve insanca yaşayabilmeleri için, dünya işçi sınıfının onlara destek vermesi gerekiyor. Bu destek enternasyonal mücadelenin en temel gereklerinden biridir. Ama İsrail ve Türkiye işçi sınıfı, ezilen halkların özgürleşmesi mücadelesine destek sunma noktasında en önde yürümelidirler. Kuşkusuz bunun için ezen ulus milliyetçiliğinin tuzağından kurtulmaları şarttır. Gerçekte halklar arasında hiçbir düşmanlık yoktur, bunu yaratmaya çalışanlar egemen sınıflardır. İşçi sınıfı egemenlerin sömürü düzenini çöpe attığında halkları birbirine karşı kışkırtan zemin ortadan kalkacak, işte o zaman Ortadoğu’ya gerçekten de barış gelecektir. İşçi sınıfının iktidarında, Filistinli işçilerin de önüne hiçbir engel dikilmeyecek, halklar kardeşçe bir arada yaşayacaklardır.