Doğum Günü Hediyesi
Medyada sık sık en az okuyan toplum olduğumuz vurgulanır. Toplumun okumamasının nedenleri sizce nelerdir? Aklıma ilk önce okunacak malzemelerin (kitap, dergi, gazete...) oldukça pahalı olması geliyor. Okumak için vakit yetersizliği de önemli bir diğer neden. Ancak belki de en önemli neden, 12 Eylül faşizminin okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan bir toplum yaratma yolunda gerçekleştirdiği tahribattır. 12 Eylül'den bu yana binlerce kitap yasaklanmış, yakılmış, ceza almıştır. Onun bir ürünü olarak, okuyan insanlara 'tehlikeli' insanlar gözüyle bakılmaktadır.
Fakat burjuvazinin gözünde sorunsuz kitaplar da bulunmaktadır ve bunlar bugün bütün piyasayı işgal etmiştir. Bugün kitap fazlasıyla ticari bir meta haline gelmiş durumda. Kitap satışlarını arttırmak amacıyla yayınevleri kuruluyor, fuarlar düzenleniyor, reklam ve kitap ekleri veriliyor, medyada programlar hazırlanıyor, imza günleri düzenleniyor vs. Kitap bir yandan kâr aracıyken, bir yandan da kapitalist ideolojinin yayılma aracı olarak kullanılıp kitlelerin 'bilinci' belirleniyor. İnsanların kitlesel olarak neyi düşüneceklerine, neye sevinip üzüleceğine, neyi satın alacağına ve hatta neyi okuyacağına burjuvazi karar veriyor.
Örneğin şimdilerde en çok okunan kitaplar listesinde 'Metal Fırtına', 'şu Çılgın Türkler', 'Harry Potter' veya 'Küçük şeyler' adlı kitaplar yer alıyor. Milliyetçi kurguların, fantastik hülyaların ve psikolojik sorunların işlendiği bu türden kitaplar neden ilgi görüyor? Bu kitaplar toplumun ihtiyaç duyduğu kitaplar mıdır? Sizler de okuduysanız (okumadıysanız daha iyi), bu kitapların burjuvazinin çıkarlarına hizmet ettiğini fark edeceksiniz. İnsanlara burjuvazinin istediği düşünce empoze edilmektedir. Bir anlamda bu kitaplar toplumsal bilinç çarpılmasına uğratıldığımız kitaplardır. Kurgusal, fantastik, psikolojik, milliyetçi sahte dünyalar içinde kendi kendini kandırmanın birer aracı olmaktan öteye bir anlam ifade etmiyorlar.
'Küçük şeyler'
Çok satılan kitaplar listesinde yer alan 'Küçük şeyler' adlı kitap, çalıştığım fabrikada işçilere doğum günü hediyesi olarak dağıtılıyor. İşçiler hediye olarak kitap dağıtılmasının iyi bir şey olduğunu düşünseler de hemen hemen hiçbiri bu kitabı okumuş değil.
Kitabımızın konusu: İnsan ilişkilerinde, ailede, evlilikte ve işyerinde insanların karamsar ve mutsuz olduğu, oysa mutlu ve iyimser olmanın yolunun küçük şeylerden, olaylardan, anlardan mutlu olmayı bilmekten geçtiğidir. Kitaba göre, insan isterse küçük şeylerden büyük mutluluklar üretebilir. Örneğin bir bacağımızı kaybettiysek öbürünün varlığına sevinmeliyiz! Ya da asgari ücret alıyorsak bir işimizin olduğuna sevinmeliyiz. Kitap bizlere bol bol bardağın boş değil dolu tarafını görmemiz gerektiğini örneklerle anlatıyor. Kitap özünde olayların değil, olayları algılama şeklimizin önemli olduğunu söylüyor. Pes doğrusu!
Kapitalist düzen işçi sınıfının sömürüsünde inanılmaz boyutlara erişti. Artık sömürdüğü sınıfın elinde hiçbir hak kırıntısı, yaşama sevinci, mutluluk hissini bırakmıyor. Sömürü hızla artarken kapitalistler 'küçük şeylerle' mutlu olmamız gerektiğini öğütlüyorlar. Ücretlerimiz, sosyal haklarımız hızla erirken, çalışma saatlerimiz sürekli uzarken, nefes aldığımıza şükredip mutlu olmamız gerektiğini söyleyerek bizleri kandırıyorlar.
Kapitalistler için ezilen ve sömürülenlerin kendi kendilerini teselli etmeleri önemlidir. Yaşanan sorunları tekil olaylar olarak görme, kadere inanma, öbür dünyayla avunma ve şükretme bu teselli araçlarından bazılarıdır. Bunlara ilaveten şimdilerde kapitalizm bir de yoga, meditasyon, hipnoz vs. yöntemlerinin kullanıldığı psikolojiyi öğütlüyor.
'Küçük şeyler' kitabının bu kadar çok okunuyor olmasının önemli bir nedeni, yaşadığımız kapitalist toplumda psikolojik sorunların artıyor olmasıdır. Ekonomik-siyasal-sosyal sorunların artmasıyla psikolojik sorunlarda da patlamalar yaşanıyor. İnsanlar açlık ve işsizlik kadar yalnızlık, korku, güvensizlik ve mutsuzluk sorunlarıyla da uğraşır oldular.
Kitap okumak önemlidir, ama ne okunduğu koşuluyla! Bizler öncelikle doğru kitaplar okumalıyız. Bunlar, sınıfımızı, mücadelelerimizi, tarihimizi anlatan kitaplardır. Burjuvazinin kılavuzluğunda okuduğumuz onlarca kitabın bize hiçbir katkı sunmayacağı, 'çok okunan' kitaplara bakılarak anlaşılabilir.
Bizlerin okuduklarımızla, öğrendiklerimizle, bildiklerimizle beraber sorunlarımızı çözmek için birleşmeye, örgütlenmeye ve mücadele etmeye ihtiyacımız var. Sorunlarımızın çözüm yolu kapitalizme karşı mücadele etmekten geçiyor. O zaman 'küçük şeylerden' büyük şeylere nasıl kavuşacağımızı daha iyi görüp öğreneceğiz.
Marksist Tutum okuru bir işçi
