Direnişteki Coca-Cola İşçileriyle Söyleşi

â??Sınıf Mücadelesine Bir TuÄ?la Koymaktan Onur Duyuyorum!â?

Dudullu'da çalışan bir grup işçi olarak direnişteki Cola işçilerini ziyaret ettik. Cola işçileri sendikalı olmak istediklerinde patronlarının verdiği cevap bütün dağıtım işçilerinin işine son vermek oldu. İşçilerse hep birlikte fabrikayı terk etmeyerek direnişe başladılar. Bugün direniş 130. gününü arkada bıraktı. Ziyaretimiz sırasında bir işçi tüm bu süreci şu sözlerle özetledi: 'Sınıf mücadelesine bir tuğla koymaktan onur duyuyorum!'

Sendikalaşma oranlarının hızla düştüğü bir dönemden geçmekteyiz. Sınıf mücadelesi maalesef düz bir hatta ilerlemiyor. Yükselmeler kadar düşüşler de yaşanıyor. Bugünün koşullarında dağınıklık, kopukluk ve siyasi karamsarlık her yana hâkim durumda. Ancak en geri dönemlerde dahi sınıf mücadelesinde ısrarcı olmak gerekiyor. Militan bir sendikal çizgiden ödün vermeden, işçi sınıfı içinde devrimci Marksist örgütlenmeyi hayata geçirmek gerekiyor.

İşçi sınıfının devrimci enternasyonalizme sıkı sıkıya bağlı ileri ve bilinçli unsurları için sınıf örgütlerinde çalışmak, sınıfı örgütlemek, sendika bürokratlarını aşağı indirmek ve kapitalizmi yok edecek, sınıfımızın siyasi birliğini oluşturmak için mücadele etmek en temel görevdir.

Bizler direnişteki işçilere şöyle seslendik:

Mücadeleci Nakliyat-İş'li arkadaşlar,

Cola patronları sendika hakkı için verdiğiniz mücadeleye tahammül göstermeyip, çeşitli bahanelerle hepinizi işten attılar. Polisleri üzerinize saldırttılar. Biz biliyoruz ki bu saldırı bütün işçi sınıfına yapılmıştır. Dünyanın her ülkesinde, patronlar sınıfı, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, işten atma, kriz ve savaşlarla birlikte biz işçiler üzerindeki baskı ve sömürü düzenini sürdürüyor. Dünyanın her ülkesinde, işçiler, insanlık dışı koşullarda yaşamaya mahkûm edilmiş durumda. Dünyamızın dört bir yanında ezilen, horlanan, baskı altına alınan, hapislere atılan, kurşunlanan ve sömürülen işçi ve emekçi kesimlerden başkası değildir.

Mücadeleci Nakliyat-İş'li arkadaşlar,

Tarihte bugüne dek biz işçiler için değişmez tek kural, 'hak verilmez, alınır' şiarı olmuştur. Sizlerin, sömürüye karşı verdiği mücadele, kurtuluşları için her işçinin vermesi gereken mücadelenin bir ilk adımıdır. Haklarımızı mücadele ederek kazanacağız. Ve işçilerin en temel mücadelesi sömürüyü yok etme mücadelesidir. Çünkü kapitalizm işçilerin düzeni değildir. Kapitalizm patronların kâr ve sömürü düzenidir. Kapitalizmi yenecek tek güç bilinçli ve örgütlü dünya işçi sınıfıdır. Sömürüyü ve savaşları ortadan kaldıracak tek güç birleşen ve mücadele eden dünya işçi sınıfıdır. İşsizliği, yoksulluğu, açlığı, hayat pahalılığını yenecek tek güç işçi sınıfının sömürüsüz düzenidir. İnsanın insana kulluğunun yok edildiği düzeni sağlayacak tek güç işçi sınıfının düzenidir.

Yaşasın işçilerin birliği!

Yaşasın Cola işçilerinin mücadelesi!

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Ziyaretimize hazırladığımız röportajımızla devam ettik. Sorduğumuz soruları direnişteki arkadaşlar hep birlikte, büyük bir samimiyet ve açıklıkla cevapladılar. O nedenle cevaplarda tek tek isim belirtmedik. Cevaplar tüm işçilerin ortak düşüncelerini ifade etti. Direnişteki arkadaşların en çok dile getirdikleri şey, 'destek ve dayanışmaya' daha fazla ihtiyaçları olduğuydu.

Başta ABD olmak üzere Türkiye'de veya başka ülkelerde Coca Cola'nın üretiminde kaç işçi çalışıyor ve dağıtımında çalışan diğer işçilerle iletişiminiz var mı?

Sağlıklı bir cevap veremiyoruz. Antalya, Çorlu, Mersin, Bursa illerinde şubeler var, ancak net bir sayı veremiyoruz. Diğer bölgelerde veya ülkelerde çalışan işçilerle bir bağlantımız yok. Örgütsüzlük ve dağınıklık var. Türkiye'de 2000-2500 işçi çalıştığını tahmin ediyoruz.

Cola'nın dağıtımını taşeronlar yapıyor. Dağıtım işçileri üretim işçilerinden kopartılmış. Uluslararası anlamda iki kez ABD'den sendikacılar geldi. DİSK üzerinden irtibat kurulmuştu. Ekim ayında sendikanın avukatları tekrar gelecek ve dava açacaklar. Yasalara göre patronlar tazminata mahkûm olabilirler. Yine ABD'den üniversite öğrencilerinin katkısı oldu. Bizimle röportaj yaptılar. Geçmişten bu yana süren bir boykot kampanyaları var. Okullarına jetonlu kola dolaplarını koymuyorlar. Kolombiyalı sendikacılara yönelik cinayetin ardından belli bir boykot var. 5 bin dolara yakın bir bağışları oldu.

Bu süreçten önce işverenin işçilere karşı tutumu nasıldı?

Her zaman olduğu gibiydi: 'İşine geliyorsa çalış, işine gelmiyorsa kapı orda' deniliyordu. Örgütlülük olmadığı için işçilere istediği gibi davranıyordu. Örneğin akşamları paydos saatinde bizleri tekrar işe gönderebiliyordu.

İşyerinde ne tip sorunlar yaşanıyordu?

Adam yerine dahi konmuyorduk. Çalışma şartlarımız oldukça ağırdı. Bizler bu dönemde oldukça suskunduk. Hatta ter kokumuz nedeniyle servislere dahi binemiyorduk.

Nasıl sendikalı oldunuz, süreç nasıl işledi?

12 Mayısta Nakliyat-İş sendikasına üye olduk. 13 Mayısta yetki için başvuruda bulunduk. 19 Mayısta performans düşüklüğü nedeniyle bazı arkadaşlarımızın işine son verildi. Ancak biz işten atılan arkadaşlarımıza destek için işe çıkmadık. Patron ayın 20'sinde bizlere, 'ya sendikadan istifa edersiniz ya da hepinizi işten atarım' dedi.

Sendikalaşmadan bu yana basın açıklamalarımız oldu. ABD Konsolosluğunun önünde, Coca Cola genel merkezinde basın açıklamalarımız oldu. 20 Temmuz günü ailelerimizle fabrikaya girdik. 93 arkadaşımız polis tarafından gözaltına alındı. 1000 Çevik kuvvete karşı biz 150 kişiydik. Ancak bu süreçte işçilerden, sendikalardan bir destek görmedik. Oysaki çevremizde birçok işyerinde sendika var. Ama destek yok. Bazı fabrikalardan bireysel anlamda destek oluyor ama yetersiz.

Sendika mücadelesi süreci başlamadan önce işten atılmalara ve olası bir direnişe hazırlıklı mıydınız, direnişe başlamadan önce ne gibi hazırlıklar yaptınız? Bir direniş komitesi kurdunuz mu, direniş fonu oluşturdunuz mu? Sürecin bu yönde gelişeceğini tahmin ediyor muydunuz?

Hiçbir hazırlığımız olmadı. Hepimiz aynı şeyi söylüyoruz. Başlangıçta biz sendikanın iyi yanlarını, yararını, faydasını göremedik. Biz işyerlerinde bir iki kelime dahi konuşamıyorduk. Bugünkü birlikteliğimizi daha önce sağlamadığımıza üzülüyoruz. Ancak bugün küçümsenmeyecek bir noktaya ulaştık. Komisyonlarımız yok.

Bizim bireyselliğimizin ötesinde artık sendikamız var. Mücadelemizin en güzel yanı sendikamızın olması. Sendikamız hep yanımızda oldu. Son dönemlerin en militan direnişlerinden birini de biz yaptık diyebilirim.

Sendikalaşmanın hangi aşamasında patronun haberi oldu, nasıl tepki verdi?

Aynı gün haberi oldu. Ertesi gün yeni bir şirket kurdular. Üzüldüğümüz nokta da burası. Galiba içimizde çürük elmalar vardı. Karşı yakada da ta başında biliyordu sendikayı patron.

Gerek sendikaya üye olma sürecinde, gerekse siz işinize geri dönme mücadelesi verirken ailelerinizin, eşlerinizin, yakınlarınızın yaklaşımı nasıldı? Sizin mücadelenizi destekliyorlar mı?

Örneğin fabrikaya girdiğimiz gün benim 3 yaşındaki oğlum ve eşim de bizi destekledi. Burada yaşlı nineler vardı. Liseye giden oğlum bizimle birlikteydi. 10 tane polis oğlumla baş edemedi. Oğlum çok militandı. Polis bizlere doğru saldırınca oğlum da onlara karşılık verdi. Polise iyi tekmeler savurdu.

Çevre fabrikalarda direnişe karşı tepkiler ne düzeyde? Ziyarete gelen var mı? Sizin gidip destek istediğiniz fabrikalar var mı?

Tek tepki var: Tepkisizlik. Akşama dek buradan 50 servis aracı geçiyor, ancak hiçbir destek yok. Biz kendimizi acındırmak istemiyoruz. Oysa bizim kazanımımız o işçilerin de kazanımı olacak. Ama destek yok denecek kadar az. Hatta örgütlü sendikalı fabrikalardan dahi destek yok. Direnişimiz boyunca bu bölgedeki mahalleli dahi bizi destekledi, ancak işçilerden destek gelmedi. O gün burada 100-150 işçi olsaydı bize destek verseydi biz kazanmış olacaktık. Biz burada çadır kurduk olay oldu. Polis çok engel çıkardı. 55 kişiden 50 kişiye düştük. Burada her işçi üzerine düşenden fazlasını yaptı. Günlerdir buradayız. Eğer tarih tekerrür ederse biz konuşuruz ve göğsümüzü gere gere dolaşırız. Bizim alnımız ak. Utanacak olanlar hakkını aramayanlardır. Kendi hakkına sahip çıkmayan bir sınıf olamaz. Ben pişman değilim, arkadaşlarımın hepsi kahraman. Ancak nerede işçi sınıfı? Dostlarımız yanımızda yok.

Patrondan talepleriniz neler?

İşe geri dönmek istiyoruz. Sendikamızın tanınmasını istiyoruz. İşimizi geri istiyoruz.

İşyerinde dağıtım faaliyeti devam ediyor mu? Dağıtımı durdurmak için herhangi bir girişimde bulundunuz mu?

Burada dağıtım yok. Ancak patron dağıtımı başka bölgelere kaydırdı, oradan dağıtım yapılıyor. Örneğin Sarıgazi'den dağıtım yapılıyor. O bölgelerdeki dağıtımı ayrı kişilerin üzerinden yapıyor. Dağıtımı durdurmaya çalıştık ama bir yere kadar o da olmadı.

Atılan bütün arkadaşlar direniş alanına geliyor mu? Görevlileriniz var mı?

Bütün arkadaşlar geliyor. Bugüne dek 4 kişiyi kaybettik. Mazereti olanlar gelmiyor. Ancak çoğunlukla direnişin başlangıcından bu yana buradayız. Ancak zaman uzadıkça maddi sorunlarımız da oluyor.

Direnişte son gelişmeler neler? Sizce bu direniş ne kadar sürer?

Direniş damarımızda kan bitene kadar sürecek. Bugüne kadar dört görüşmemiz oldu. Trakya Nakliyat başta 'hiçbir şey vermeden kapı dışarı ederim' demişti. Ancak son görüşmemizde 'size kötü niyet tazminatınızı da vereyim' demeye başladı. Cola genel müdürlüğü tüm haklarınızı size geri verelim diyor. Dün Birleşik Metal-İş ve Süleyman Çelebi geldi. Biz tek talebimiz var dedik. Sonuna kadar burada kalmak, işimize geri dönmek istediğimizi söyledik. Patronlar bize her hakkınızı verelim de buradan çıkın diyorlar.

Derneklerin, gazetelerin direnişe destekleri ne düzeyde?

Boyalı basından bize destek yok. Bazı sosyalist dergi ve gazeteler çadırımıza gelip destek verdiler. Kanal Türk bizi gösterdi.

Bizi 'Bir numaralı şişeyi bırak, sokağa atılan işçiye bak!' kampanyanız hakkında bilgilendirir misiniz? Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Bu sloganı ben buldum (Fahrettin). Hasbelkader yaratıcılık günüme denk geldi herhalde. O şişe reklâmları vardı, ona dayanarak böyle dedim.

Teşekkür eder, mücadelenizin başarıyla sonuçlanmasını dileriz.

* * *

Grev ve direnişler sınıf mücadelesinin cephelerinden yalnızca birini oluşturuyor. Grev ve direnişler sınıf mücadelesinin birer aracıdırlar. Grev ve direnişler işçi sınıfı için temel bir okul vazifesi görüyor. Her işçi bu okulda kendi sınıfını ve örgütlerini tanımanın yanı sıra, düşman sınıfı, burjuvaziyi ve onun devlet kurumlarını da tanıma fırsatını buluyor. Grev ve direnişler kendi eksiklerimizi görmemizi sağlayan iyi birer araçtır.

Sınıf mücadelesi örgütsüz kazanılamaz. Ekonomik mücadeleler ve onların birer aracı olan sendikal mücadelede başarılı olmak için kararlı, cesur, bilinçli ve militanca bir hazırlık gerekiyor. Fabrikalarda komiteler kurmak, sınıf bilincini kazanmak ve milliyetçi-mezhepçi ayrımlara kapılmayarak sınıfımızın geneline ulaşmamız ve örgütlememiz gerekiyor. Sendikal örgütlenme kâğıt üstünde, salt bekle-gör anlayışına hapsedilmemeli. Sendikal örgütlülük işçi sınıfının devrimci siyasetinin uygulanma sahası olmalıdır.

İMES'ten Marksist Tutum okuru bir grup işçi