Devrim istiyoruz, aracımızı yaratacağız!

7 Kasım (25 Ekim) 1917, dünyayı sarsan ve büyük değişimlere kapı açan bir gün olarak tarihe geçti. İşçi sınıfı Paris Komünü'nden sonra ikinci kez iktidarı ele geçirmişti. Ama bu defa işçi sınıfının beyni olan bir Bolşevik Parti vardı. Yenilgiyle sonuçlanan Paris Komünü deneyiminden çıkarılan dersleri Ekim Devrimi için kaldıraç yapan örgüttü Bolşevik Parti.

19. yüzyılın son on yılında başlayan, işçi sınıfının devrimci önderliğini Rusya toprakları üzerinde yaratma mücadelesi Bolşevik Parti ile taçlandı. 1905 devrimi gibi yenilgiyle sonuçlanan bir devrim deneyimi ve sayısız mücadele deneyimiyle çelikleşmiş kadrolardı bu partiyi var eden. Bu kadrolar, başlarında Lenin gibi bir önderin olması sayesinde, yaptıkları birçok yanlışa rağmen 1917'de devrimci sürecin zafere ulaştırılmasını başarmışlardı.

Ekim Devrimi dünya devrimine dönüşemedi. Ekim Devrimine önderlik eden kadrolar, dünya devriminin yardımlarına yetişememesinin bedelini, iç savaşta kırılarak ve ardından da iktidara tüneyen bürokrasi tarafından katledilerek canlarıyla ödediler. Bir zamanların Bolşevik Partisi, despotik-bürokratik bir diktatörlüğe dönüşen SSCB'de, bir sınıfa dönüşerek işçi sınıfının başına çöreklenen bürokrasinin aygıtına dönüştü. Ekim Devriminin işçi sınıfına kazandırdığı tüm kazanımlar bürokrasi tarafından berhava edildi.

1919'da uğradığı suikast sonucu sonraki yıllarda vücudu zayıf düşen Lenin, Rus devriminin yalnız kaldığı anda, bu defa boy vermeye başlayan bürokrasiye karşı mücadeleye girişti. Bilincini yitirdiği son ana kadar sınıfsız bir dünyanın kurulabileceğine olan inancını yitirmeyen Lenin, bu mücadelesinde başarıya ulaşamadan ne yazık ki hayata gözlerini yumdu.

Tarih Lenin'i yanıltmadı. 'Dünya devrimi yardımımıza yetişmezse, devrimimiz yenilecek' demişti. Bürokrasinin gerçekleştirdiği karşı-devrimle bu öngörü kısa bir süre sonra gerçekleşti. İşçi iktidarını yıkıp yerine kendi despotik iktidarını kuran bürokrasinin sınıf ideolojisi olarak ortaya çıkan Stalinizm, işçi sınıfı hareketinin ağır darbeler almasına, dünyanın birçok yerinde yaşanan devrim deneyimlerinin sınıf işbirliği batağında yitip gitmesine neden oldu.

Bugün Marksizm üzerine Stalinizmin düşürdüğü kir tabakasını kazıyacak olan devrimci Marksistlerdir. Bu yapılmadan, Marksizm layık olduğu biçimde savunulmadan işçi sınıfının önderliği yaratılamaz.

İşçi sınıfının devrimci önderlikten yoksun olması sayesinde, saldırılarını her geçen gün fütursuzca arttıran, dünyayı savaş arenasına çevirerek yok oluşa doğru sürükleyen kapitalistlerin rahatını kaçırmak, işçi sınıfının yeniden Marksizmin ışığında mücadeleye sarılmasına ve önderliğinin yaratılmasına bağlıdır.

Bu tarihsel görev işçi sınıfının bugünkü genç kuşaklarınındır!

Her şeyi öğren, hiçbir şeyi unutma!

Yaşasın Marksizm!

Esenler'den bir Marksist Tutum okuru