Cumartesi Anneleri Haykırıyor: Gerçekleri Gizlemeyin!
Cumartesi Anneleri “failleri belli” kayıpların bulunması, sorumluların yargılanması ve adaletin sağlanması amacıyla 1995 yılından bu yana eylemlerini sürdürüyorlar. Her cumartesi günü Galatasaray Meydanında birleşen kayıp yakınları, kaybedilen yakınları hakkındaki bilgileri basın açıklamasıyla topluma duyuruyorlar. Egemen güçler 2000 yılında annelerin eylemlerine vahşice saldırmaya başlayınca, Cumartesi Anneleri Galatasaray Meydanı önündeki eylemlerine uzun süre ara verdiler. 2009 yılında tekrar toplanan Cumartesi Anneleri, 226. haftasına giren eylemleriyle kayıpların izini sürmeye devam ediyorlar.
Cumartesi Anneleri karanlık içinde kalan dönemin perdesini aralamaya çalışıyor. 1990’lı yıllardan itibaren kayıpların sayısı binlere ulaştı. Burjuva devlet, 90’lı yıllardan itibaren yükselen Kürt ulusal mücadelesini özel savaş yöntemleriyle bastırmak amacıyla gözaltına aldığı insanları yargısız infaz etmeye hız verdi. Köylerinden, evlerinden veya yakınlarının yanından resmi görevliler tarafından gözaltına alınanlardan, aradan geçen günler içinde bir daha haber alınamıyordu. “Bizde yok”, “salıverdik” açıklamalarına rağmen hiçbiri geri dönmüyordu. Böylece Kürt halkında panik, korku ortamı yaratılıyor ve insanlar arasında güven bunalımı oluşması isteniyordu. Burjuva devlet aynı yöntemi yükselen işçi hareketi için de uygulamaya soktu. Sınıf mücadelesini geriletmek isteyen paramiliter güçler, devrimcileri ve mücadeleci sendikacıları faili meçhullerle kaybediyordu. Amaç yükselecek sınıf mücadelesini daha baştan boğmaktı.
Cumartesi Anneleri, Ergenekon davasının görülmeye başlanmasıyla birlikte kayıp yakınları hakkında hazırladıkları belge ve bulguları her hafta Ergenekon savcısına sunmaya devam ediyorlar. Kürt illerinde görev yapan birçok Ergenekon tutuklusunun, kayıpların asıl faili ya da faillerin azmettiricisi olduğu tanıkların beyanlarıyla ortaya çıkıyor. Kürt illerinde birçok yerde kazı çalışmaları yapılıyor. 25 Temmuzda, 226. kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri, geçtiğimiz günlerde Derecik taburunda yapılan kazılara dikkat çektiler. Anneler, “bu hafta, 1994 yılında gözaltında kaybedilen 12 geçici köy korucusunun dosyasının Ergenekon davası kapsamına alınması talebimizi yüksek sesle dile getiriyoruz” dediler.
24 Temmuz 1994’de Derecik taburuna bağlı askerler, Ortaklar köyüne yaptıkları baskınla köyü yakıp yıktılar. 2 köylüyü öldürdüler ve 12 geçici köy koruyucusunu da gözaltına aldılar. Yakınları, korucu akrabalarının salıverileceğinden emin, beklemeye başladılar. Fakat onlardan bir daha hiçbir haber alınamadı. Korucular, yapılan işkenceler sonucu öldürülmüş ve tabur içine gömülmüşlerdi. O dönemde kayıplara ilişkin haberler, resmi görevliler tarafından, “PKK işi”, “TSK’yi yıpratmaya yönelik haberler” olmakla suçlandı. Fakat 18 Temmuz 2009 tarihli Taraf gazetesi, Derecik taburunda yaşananları manşetine taşıdı ve 12 köy korucusunun öldürülmesinin bizzat Yarbay Ali Çamurcu’nun emir ve komutasıyla gerçekleştirildiğini yazdı. Yapılan kazı çalışmalarında insan kemikleri ve askeri malzemeler çıktı. Esasında kaybedilen köylülerin yerinin birçok kimse tarafından bilindiği de son gelişmelerle ortaya çıktı. Eski Kürt milletvekili Esat Canan, zamanında köylülerin faillerini ve gömüldükleri yeri dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ilettiğini, ama Demirel’den “devlet adam öldürmez” cevabını aldığını, olayın üzerinin örtüldüğünü söyledi.
Kayıp yakınları Galatasaray Meydanında yaptıkları basın açıklamasında, yıllardır resmi görevlilerin söyledikleri yalanlara inanmadıklarını belirterek, “artık bu topraklarda hiç kimse devlet insanları gözaltında kaybetmedi diyemez, artık hiç kimse gerçekleri gizleyemez” dediler. Cumartesi Anneleri, Derecik Tabur Komutanı Yarbay Ali Çamurcu ve Astsubay Fatih Akçay’ın yanı sıra, dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı da dâhil sivil-asker ve adli yetkililerin yargılanmasını talep ettiler.
İtiraflara, belgelere, tanıklara rağmen suskunluk sürüyor. Gerçeklerin ortaya çıkması için mücadele etmek gerekiyor. Türk işçilerin, ezilen Kürt halkının acılarının dinmesi ve kayıpların faillerinin bulunup yargılanması için Kürt emekçilerle birlikte mücadele vermesi gerekiyor.
