Cevahir Deri İşçileriyle Söyleşi
Yaklaşık altı aydır, patronun, silahlı faşist çetelerin saldırılarına, soğuk kış aylarına ve jandarma baskısına rağmen direnişlerini sürdüren, direnişleriyle Tuzla deri organize sanayi bölgesinin patronlarının yüreklerine korku, deri işçisi kardeşlerineyse umut aşılayan Cevahir Deri işçilerine destek ve dayanışma ziyaretinde bulunduk. Bu ziyarette onlarla yaptığımız söyleşi aşağıda yer alıyor.
MT: Fabrikanızda ürettiğiniz deri hangi alanlarda kullanılıyor?
Ayakkabı, çanta, kemer, döşeme, giyim malzemesi olarak kullanılıyor. Hem yurt içine hem de yurtdışına üretim yapılıyor.
MT: Fabrikanızın kaç yıllık geçmişi var? Patronunuzun başka yerde fabrikası var mı? Burada ve/veya diğerlerinde daha önce sendikalaşma deneyimi yaşandı mı?
Fabrika daha önce Gerede'de faaliyet sürdürüyordu. Tuzla'da ise bir yıllık geçmişi var. Fakat bu meslek patrona babadan kalma olduğu için 50 yıldır bu sektörde. Gerede'de de üretim devam ediyor. Kimya ve mermer fabrikası da var. Kargo şirketi, kot fabrikası da var. Patronun ilk defa bu fabrikasında sendikalaşma yaşanıyor.
MT: Kaç işçi çalışıyor? Çalışanların yaş ortalaması kaç? Kadın işçi var mı?
45-50 civarında çalışan var. Çalışanlar 18-60 yaşları arasında. 20 kadın çalışan var; bunlardan 5'i direnişte yer alıyor.
MT: Ortalama çalışma süresi ne kadar?
8 saat çalışıyoruz.
MT: İşverenin işçilere karşı tutumu nasıldı? Ne tip sorunlar yaşıyordunuz?
Kölelik düzenini sürdürmeye çalışıyordu. Taşeron üzerinden sigorta yapıyordu. Fabrika bünyesinde 4 ayrı şirket vardı ve her ay çalışanlar farklı şirketlerde gösteriliyordu. Sigortasız çalıştırılanlar da vardı.
MT: İçinizde daha önce sendikalaşma deneyimi olan var mı?
Direnişte olan 15 arkadaşımız daha önce de aynı süreci yaşamış. Daha önceki deneyimlerden aldığımız derslerle bu direnişe başladık. Daha önceki yerlere sendikayı getirdik; buraya da getireceğiz. Örgütsüzlüğün ne demek olduğunu biliyoruz.
MT: İşçilerin sendika üyeliği konusundaki ilk tepkileri nasıldı?
Duyarsız insanlar hâlâ içeride çalışıyorlar. Sendikaya inananlarsa dışarıda.
MT: Nasıl sendikalaştınız, süreç nasıl gelişti?
Daha önce diğer fabrikalardan tanışık olduğumuz için 15 gün boyunca kahvehanelerde konuşup tartıştık ve bu karara vardık. Aynı semtlerde oturmanın ve aynı memleketli olmanın avantajı oldu. İçeride oturma eylemleri yapıldı. Ve patron tek tek işçileri çağırıp sözleşme imzalatmaya çalıştı. Bu sözleşmede şu tür maddeler yer alıyordu: Çıkarken hiçbir hak iddia edilmeyecek; 2 yıl boyunca deri sanayiinde patrondan izinsiz çalışılmayacak, çalışıldığı takdirde İstanbul Hukuk Mahkemesi'nde tazminat davası açılacak; anne, baba öldüğünde bir gün izin verilecek, fakat bir güne 3 günlük ücret kesilecek; Cumartesi-Pazar çalışıldığında herhangi bir mesai ücreti ödenmeyecek, ödenecekse de bunu patron belirleyecek; Cumartesi işe çağrıldığında işçi işe gelmezse işten atılacak veya 3 yevmiye kesilecek; yıllık zammın olup olmayacağına işveren karar verecek, zam miktarı işverende gizli kalacak.
Bu sözleşmeyi imzalamadığı için 6 kişi işten çıkarıldı ve ardından 22 kişi daha sözleşmeyi imzalamadığı ve diğer işten çıkarılanlara destek verdiği, oturma eylemi yaptığı için işten atıldı.
MT: Sendika mücadelesi başlamadan önce işten atılmalara ve olası bir direnişe hazır mıydınız? Sürecin bu yönde gelişeceğini tahmin ediyor muydunuz? Bir direniş komitesi kurdunuz mu? Direniş fonu oluşturdunuz mu?
Daha önce Gerede'de işçiler sigortasız, yemeksiz, yevmiye hesabı çalıştırıldığı için böyle bir sonuca hazırlıklıydık. Fakat patronun silahlı adam tutmasını beklemiyorduk. Fon oluşturmadık. İçimizden beş arkadaşımız komitede yer alıyor. Bu komite fabrikanın dışında işçi arkadaşlarımızın evlerine gidip kahvehanelerde ve derneklerde işçilerle görüşüp, arkadaşlarımızı üye yaptı.
MT: Sendikanızdan gerekli desteği alıyor musunuz?
Sendikamızdan yol, yemek ve maaş alıyoruz. Deri-İş'te örgütlü olan fabrikalarda çalışan işçilerden destek amaçlı 5 YTL bu direnişe fon ayrılıp bizlere aktarılıyor.
MT: Patrondan talepleriniz neler?
İşimizi sendikamızla birlikte geri istiyoruz. İnsanca yaşamak istiyoruz. Anayasada yazılı olan sendika özgürlüğü maddesine uyulmasını istiyoruz. Deri sanayiinin kuralları var, bu kurallara uymazsa patronun Gerede'ye geri dönmesini istiyoruz. Burada sendikasız fabrika çalışamaz. Ahmet Cevahiroğlu'nun işveren sendikasından çıkarılmasını, elektriğinin, suyunun kesilmesini, çöpünün alınmamasını istiyoruz. Kendilerinin koyduğu bu kuralları uygulamalarını istiyoruz.
MT: Gerek sendikaya üye olma sürecinde gerekse işinize dönme mücadelesi verirken ailelerinizin, eşlerinizin, yakınlarınızın yaklaşımı nasıldı? Mücadelenizi destekliyorlar mı? Ailelerinizi direnişe katmak için neler yapıyorsunuz?
Ailelerimiz sonuna kadar desteklerini sunuyor. Fırından bir gün önce kalan ekmekleri alıyoruz. İki tabak yemeği bir tabağa indirdik. Ailelerimiz bize bu şekilde destek sunuyorlar. Jandarmanın her an saldırma olasılığı olduğu için ailelerimizi direniş alanına getiremiyoruz.
MT: İçerde halen devam eden üretimi durdurmak için herhangi bir girişimde bulundunuz mu? Direnişiniz içerdeki çalışma koşullarında ve ücretlerde herhangi bir değişim yarattı mı?
İçeride taşeron işçiler çalışıyor, onları engellemek için mücadele ettik. Fakat her seferinde jandarmayı karşımızda bulduk. Bu süreç başlamadan önce işveren, işveren sendikasına üye değildi, bizler sendikalaştıktan sonra üye oldu. Diğer işverenler patrona destek veriyor. Eğer buradaki direniş başarısız olursa diğer fabrikalarda da taşeron işçi çalıştırabileceklerini biliyorlar. Örgütlü olan fabrikalarda mesailer yasak. Çalışma Bakanlığı ile görüşmeden olumlu bir şey çıkmazsa önce bir-iki saat ve sonra tüm gün üretimi durdurma kararı aldık.
MT: Çevre fabrikalarda direnişe karşı tepkiler nasıl? Ziyarete gelenler oluyor mu? Direnişte olan diğer fabrikalarla bağınız var mı? Sizin gidip destek istediğiniz fabrikalar oldu mu?
Mito, Serna-Seral, Çorlu İleri Deri, Gönen Kanter Deri ve bölgedeki tüm deri fabrikalarında çalışan işçiler iş çıkışlarında ziyaretimize geliyorlar. Deri-İş vasıtasıyla sempozyuma katılmak için gelen Filipinler, Filistin, Brezilya, İsrail, ABD sendikacıları ziyaretimize geldiler.
MT: Siz daha önce bu tür direnişlere gider miydiniz? Nasıl bakıyordunuz?
Bizlere nasıl geliyorlarsa arkadaşlarımız, bizler de onlara gidiyorduk. Çoğumuz Kazlıçeşme'den buralara geldik. Orada örgütlüydük. Direnmeden kazanamayacağımızı biliyorduk.
MT: Atılan bütün işçiler direniş yerine geliyor mu? Görevlileriniz var mı?
Fabrikanın çalışma saatlerinde buradayız. Bir tane görevli arkadaşımız var. Gelemeyenler onu haberdar ediyor. Sendika herhangi bir toplantı ya da haber olduğunda bizi haberdar ediyor.
MT: Direnişteki son gelişmeler neler?
Türk-İş genel başkanı Salih Kılıç'ın patronla görüşmeleri oldu. CHP Milletvekili Berhan şimşek geldi. Dünya Sendikalar Birliği genel sekreteri Patrik, işverenle görüşmek istedi, işveren reddetti. Dilovası'ndaki zehirli atıklarla bizim patronun ilgisi olduğu tespit edildi. Bu süreçte patronun arabası bombalandı ve bu olay sendikaya mal edilmeye çalışıldı. 5 Mayısta sivil ekip ve jandarma sendikayı ablukaya aldı. Başkanımız gözaltına alındı ve ifadesi alınarak serbest bırakıldı. İşverenler her türlü pisliği bizlere mal ediyor. İşveren, müşterilerini ve işçilerini rahatsız ettiğimiz gerekçesiyle direnişteki işçilere karşı suç duyurusunda bulundu. İçerdeki işçilere, direnişteki işçilerin telefon numarasını verip, taciz etmelerini sağladı. Direnişimiz başarıyla sonuçlanana kadar buradayız. Ya içeri gireceğiz ya da patron fabrikayı kapatıp gidecek.
MT: 1 Mayıs'a dair bir eğitim çalışmanız oldu mu?
Sendikamızda seminere katıldık. İsterdik ki tüm emekçiler alanlarda olsun, isteklerini haykırsın. Tıpkı Fransa'daki gibi. 1 Mayıs yasal bayram ilan edilsin istiyoruz. Tüm dünyayı yaratan işçilerin o alanlarda isteklerinin haykırılmasını ve patronların da onları duymasını istiyoruz. Tüm dünyada hayatın durması gerekiyor. Yapılacaksa tüm ülkede yasal bir şekilde yapılsın. Tüm anne ve babalar alanlara çocukları ile birlikte gelmeliler.
MT: 1 Mayıs'a katıldınız mı? Hazırlıklarınız nelerdi? Kaç kişilik katılım sağlandı? Hangi sloganlar atıldı?
Tüm sendikalı fabrikalarla 1 Mayıs'a katıldık. Bin kişiye yakın katılım sağlandı. Afişlerimiz, direnişle ilgili flama ve pankartlar hazırlandı. 'Sendika hakkımız engellenemez', 'Direne direne kazanacağız', 'Yaşasın 1 Mayıs', '1 Mayısın yasal bayram ilan edilmesi', 'Cevahir şaşırma, sabrımızı taşırma', 'Ölmek var dönmek yok', 'İçerde dışarıda hücreleri parçala', 'Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz', 'AKP al yasanı başına çal', 'Ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık istiyoruz' gibi sloganlar attık.
MT: Dünyada ve Türkiye'de birçok sorun yaşanıyor, her geçen gün sosyal haklarımızın gaspına bir yenisi ekleniyor, sosyal güvenlik reformu adı altında saldırılar yürütülüyor, sağlık hizmetimiz kısıtlanıyor, yanı başımızda üç yıldır emperyalist savaş devam ediyor. Bunlara nasıl bakıyorsunuz?
Dil, din, ırk ayrımı yapmadan işçi kardeşlerimizle savaşa karşıyız. Rant peşinde yapılan savaşlara karşıyız.
MT: Sosyalist çevrelerin, dergi çevrelerinin, sendikaların ve derneklerin direnişe destekleri ne düzeyde?
Sağolsunlar hepsi geliyorlar, bizlere moral veriyorlar. Mümkün olduğunca katkıda bulunmaya çalışıyorlar. Tek yanımızda olan sosyalist basındır.
MT: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Tüm sosyalist okurların Cevahir işçilerinin üzerinde oynanan oyunları görmelerini istiyoruz. Tüm dostlardan destek bekliyoruz. Sınıf dostlarımıza Cevahir'in bardağı taşırdığını göstermek istiyoruz. Ahmet Cevahiroğlu'nun fabrikasının isim levhasını kaldırmasını sağlayan, sınıf dostlarımızın verdiği destektir. Bizler bu baskının arttırılmasını istiyoruz.
