30 Sınıf Kardeşimiz Daha Sermayenin Kârı İçin Katledildi!

Mamak’tan Marksist Tutum okuru bir işçi

Yine canımıza kıydı efendiler

Yine soluksuz kaldı bedenlerimiz

Kahreden ölümün sessizliği çöktü üzerimize

Güneşi ve mavi gökyüzünü artık göremeyeceğiz

Göremeyeceğiz sevdiklerimizi!

Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı kömür ocağında 17 Mayısta meydana gelen grizu patlamasında, yerin 540 metre altında mahsur kalan 30 maden işçi kardeşimizin bedenini sermayenin azgın kâr hırsına kurban ettik. Maden ocaklarının işletmesinin 2004 yılından itibaren taşeron şirketlere verilmeye başlanmasıyla birlikte ölümlerin hız kazandığı bilinen bir gerçek. Bu bölgelerdeki taşeron firmalar, örgütsüz olan işçiler için daha uzun çalışma saatlerini, daha düşük ücretleri, güvenlikten ve denetimden yoksun sağlıksız çalışma koşullarını getirdiler. Daha çok kâr etmek için işçilerin yaşamlarını hiçe saydılar.

Son altı ayda kömür madenlerinde 64 işçi katledildi. 10 Aralıkta Bursa’daki Bükköy Madencilikte meydana gelen patlamada 19 işçi kardeşimiz hayatını kaybetti. 23 Şubatta Balıkesir Dursunbey’deki Şentaş Madencilik’te meydana gelen patlamada 16 işçi kardeşimizi yitirdik. 13 Mayısta Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Yörgüç Köyünde faaliyet yürüten Talya Madencilik linyit ocağında, 36 yaşındaki Süleyman Koç göçük altında kalarak hayatını kaybetti. Bu kardeşlerimizin acısı daha dinmemişken, ölüm Zonguldak’ta boy gösterdi ve 30 işçi daha iş cinayetlerine kurban gitti.

Verilere göre son 2,5 yılda 180 maden işçisi yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinin yaşandığı işyerlerinin neredeyse tamamının sendikasız olması bir tesadüf değildir. İşçi sınıfı örgütsüz ve dağınık olduğu için, patronlar ve hükümet üzerinde gerekli baskıyı kuramıyor ve iş güvenliği önlemlerini aldırtamıyor.

Zonguldak’taki patlamanın ardından, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile Enerji Bakanı Taner Yıldız bölgeye gittiler. Ömer Dinçer hiç zaman kaybetmeden “olayda ihmal olmadığı” kararına vardı ve “Çok üzgünüz, işçilerimizin ailelerine ve Türkiye’ye başımız sağ olsun diyoruz, diğer arkadaşlarımız için elimizden geleni yapıyoruz” diyerek timsah gözyaşları döktü. Sermaye sözcüleri yaptıkları açıklamada son dönemde yaşanan iş cinayetlerinin bir daha yaşanmaması için sert tedbirler alınacağı vaatlerinde bulununca işçi ailelerinin tepkisiyle karşılaştılar. Daha sonra başbakan Tayyip Erdoğan bölgeye gelerek bu tür kazaların bu mesleğin kaderi olduğunu söyleyebilecek kadar pervasızlaştı. Bölge insanının bu tür olaylara alışık olduğunu söyleyen Erdoğan için bu ölümler sıradan olaylardı: “20 yıl gerisine kadar incelediğimde, ta 90’lı yıllardan bugüne kadar Zonguldak bölgesinde bu tür kazaları, grizu facialarını yaşadık. Ben de geldim, bu tür ocaklar nasıl ocaktır diye indim. 2 bin metre derinlikteki kömür madeni ocaklarında çalışan kardeşlerimin nasıl çalıştıklarını gördüm. Onlarla orada iftar yaptım. Bu mesleğin, kaderinde maalesef var. Bu mesleğe giren kardeşlerim de, bu mesleğe girerken içerisinde bu tür şeylerin olacağını bilerek giriyorlar. Birçoğunun da biliyorsunuz, babası, abisi bu meslekten emekli olmuş. Ama kendisi de yine bu meslekte çalışıyor. Kemalpaşa’da, Dursunbeyli’de, bu tür olayları yakın zamanlarda yine gördük.” Sermayenin sözcüsü, işçilere verdiği değeri böylece açıkça ifade etmiş oldu. Onlar bizlere değil, patronlara hizmet ediyorlar.

Tüm bu yaşananlar karşısında canımızın bir parçasını kaybetmemizin nedeni örgütsüz ve dağınık olmamızdır. Biz işçiler örgütlenmediğimiz ve haklarımız için mücadele etmediğimiz sürece bu acıları yaşamaya devam edeceğiz. Örgütsüz olduğumuz sürece; maden ve taşocakları katliamlarına, tersane ve iş cinayetlerine, Davutpaşalara, boğularak can veren kadın işçilerimize her gün yenileri eklenmeye devam edecek.

Patronların bize reva gördükleri bu vahşete karşı hafızalarımızı güçlü tutmalı, sınıf mücadelesinin içinde yerimizi almalıyız. Tarih bizi kavgaya ve haklarımızı kazanmaya davet ediyor!

İş cinayetlerine son!

Gerekli iş güvenliği önlemleri alınsın!

Her işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulları kurulsun ve işçilerin denetimine verilsin!

İş kazalarında yaşamını yitiren ya da çalışamaz duruma gelen tüm işçilerin ailelerine emekli maaşı bağlansın, sağlık güvencesine alınsın!

Her işyerine sendika!